Küçükçekmece’nin en işlek noktalarından biri olan Halkalı Caddesi ile Sultan Murat Caddesi’nin kesişiminde, Kemalpaşa mah Halkalı Cd 181 B,de günlerdir tartışma yaratan bir kaldırım işgali yaşanıyor. Vatandaşların iddiasına göre bölgede faaliyet gösteren bir dönerci, kaldırımı tamamen kapatarak hem yayaların geçiş hakkını ortadan kaldırdı hem de camla kapattığı alanı kendi dükkânına ekleyerek genişletti.
Bu durum, özellikle yoğun yaya akışının olduğu bölgede güvenlik riskine ve kitlesel tepkiye neden olurken, mahalle sakinleri aynı soruyu soruyor:
“Bu kadar bariz bir işgale kim, nasıl göz yumdu?”
Camla kapatıldı, işletmeye çevrildi.
İddialara göre işletme, önce geçici masa-sandalye koyarak alanı kullanmaya başladı. Ardından bu bölüm tamamen camla kapatılarak dükkâna eklendi. Böylece yayaların kullanması gereken alan, özel mülkiyet gibi işletmenin kontrolüne geçmiş oldu.
“Bu kadar cesareti nereden buluyorlar?”“Açıkça kamu alanı gasp edilmiş durumda.”
Denetim eksikliği mi, özel izin mi?
Bölgede yaşayan vatandaşlar, Küçükçekmece Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne çağrıda bulunarak, “Burada hangi izinle böyle bir yapı oluştu? Başvuru mu yapıldı, yoksa görmezden mi gelindi?” sorularının cevaplanmasını istiyor.
Çevredeki esnaf ise haksız rekabet oluştuğunu belirterek aynı dertten şikâyetçi:
“Biz kurallara uyarken birileri kaldırımı dükkânına katabiliyor. Bu nasıl eşitlik?”
VATANDAŞTAN TEPKİ: “KALDIRIMDA YÜRÜYEMİYORUZ!”
Sefaköy halkı, yetkililerden ivedi denetim, işgalin kaldırılması ve kamu alanının eski hâline döndürülmesini talep ediyor:
Fatma D. “Bebek arabasıyla kaldırıma çıkamıyorum. Resmen yola inmek zorunda kalıyoruz. Bir gün kaza olacak ve kimse sorumluluk almayacak!”
Ali R. “Her sabah iş yerine giderken aynı eziyet… Kaldırım tamamen kapatılmış. Yaya geçiş hakkı diye bir şey kaldı mı?”
Ayhan K. “Biz esnafız, bir sandalye dışarı koyamıyoruz. Ama kaldırımı komple kapatan var. Bu nasıl denetim? Kim buna izin verdi?” “İnsan yürüyemez mi yahu kendi mahallesinde? Kaldırım kapalı, dükkâna katılmış! Bu nasıl bir mantık? Bizi resmen yola sürüyorlar.”
Şeref B. “Kaldırım diye bir şey kalmamış! Dükkân olmuş. Bu düpedüz gasp. Böyle iş olmaz!” “Biz bir tabureyi dışarı koysak zabıta geliyor. Ama biri çıkıp koca kaldırımı kapatıyor, ses eden yok. Bu işte bir gariplik var!” “Biz bir vida takarken bile zabıta kapıda beliriyor. Ama biri çıkıp kaldırımı camla kapatıp iş yerine çeviriyor, kimse ses etmiyor. Adalet diye bir şey kaldı mı? Haksız rekabetin daniskası bu!”
Mert A. “Sakat ayağımla yürümeye çalışıyorum, ama kaldırım yok. Engelliyi, yaşlıyı, çocuğu düşünen yok mu? Yola inmek zorunda kalıyorum!”
Serap K. “Kaldırımdan geçmek imkânsız. Herkes yolun ortasında. Kazaya davetiye çıkarılıyor. Belediye nerede?” “Yıllardır böyle şey görmedim. Kaldırım bildiğin dükkâna dönüşmüş. Yayayı yok sayan uygulama olmaz! Bu iş derhal düzeltilmeli.”
Hasan B. “Camla kapatmışlar, dükkânın bir parçası gibi. Burası kamu alanı değil mi? Herkes kafasına göre kaldırım mı kapatacak?” “Ben 40 yıldır Sefaköy’deyim, böyle bir şey görmedim. Kaldırım dükkâna dönüşmüş! Buna izin veren kimse, çıkıp açıklama yapmalı. Kamu alanı özel mülk değildir!”
Derya N. “Çocuklarımın elini sımsıkı tutuyorum çünkü kaldırım yok, trafikte yürümek zorunda kalıyoruz. Bu kabul edilemez!” ‘Yaya önceliği’ diyoruz ya, işte tam tersi. Bu kadar açık bir işgale göz yumulması inanılır gibi değil.”
Tolga E. “Bakın şu kaldırıma! Yaya geçecek yer kalmamış. Biz dükkânımızın tabelasını 5 santim büyütsek zabıta gelir. Peki bu işgale kim göz yumuyor?” ''Kaldırım işgalinin sorumlusu kimse açıklama bekliyoruz.”