Şam’dan Halep Hamlesi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de PKK/YPG Unsurlarına Operasyon
Suriye yönetimi, Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde sivillere yönelik ihlallerde bulunan PKK/YPG unsurlarına karşı askeri operasyon başlatılacağını duyurdu. Şam yönetimi, harekâtın terör örgütünün güvenlik güçlerine ve sivil halka yönelik saldırılarına doğrudan bir yanıt niteliği taşıdığını vurguladı.
Suriye hükümetinden yapılan açıklamada, SDG adı altında faaliyet yürüten PKK/YPG’nin Halep’le ilgili kamuoyuna yaptığı değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığı belirtildi. Örgütün son dönemdeki eylemlerinin, 1 Nisan 2025’te varılan mutabakata açıkça aykırı olduğu ifade edilirken, güvenliğin sağlanması ve sivillerin korunmasının anayasa ve yürürlükteki mevzuat uyarınca yalnızca devletin ve yasal kurumların yetkisinde olduğu hatırlatıldı.
“Siviller Pazarlık Konusu Olamaz”
Şam yönetimi, Suriyeli sivillerin korunmasının hiçbir koşulda pazarlık unsuru yapılamayacağını belirterek, bunun değiştirilemez ulusal ve hukuki bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Operasyon sürecinde sivil halkın güvenliğine azami hassasiyet gösterildiği kaydedilen açıklamada, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde tahliye sürecinin başlatıldığı, sivillerin geçici barınma merkezleri ve camilere yerleştirildiği bildirildi.
Yetkililer, mahallelerdeki askeri faaliyetin sivillere zarar vermeden yürütülmesinin öncelik olduğunu, mülkiyet kayıplarının önlenmesi için de gerekli tedbirlerin alındığını ifade etti.
Operasyon Genişler mi?
Halep’teki harekât şu aşamada iki mahalleyle sınırlı tutulsa da, Fırat’ın doğusunda uzun süredir devam eden gerilim, daha geniş çaplı bir askeri operasyon ihtimalini gündeme getiriyor. Şam yönetimi, merkezi otoriteyi kabul etmeyen YPG/PKK’ya ait tüm askeri mevzileri “meşru hedef” ilan etti. On yılı aşkın iç savaşın ardından yeniden çatışma atmosferine giren Suriye’de gözler, operasyonun seyri ve kapsamına çevrilmiş durumda.
Uzman Görüşü: “Provokasyonlar Müdahaleyi Kaçınılmaz Kıldı”
Sahadaki gelişmeleri Güvenlik Politikaları Uzmanı Coşkun Başbuğ değerlendirdi. Başbuğ, Türkiye’nin uluslararası kamuoyuna karşı sorumlu bir tutum sergileyerek Suriye’deki sürece uzun süre zaman tanıdığını ancak Şam ile SDG arasındaki görüşmelerin sonuçsuz kaldığını söyledi. Terör örgütünün son aylarda artan provokatif eylemlerinin askeri müdahaleyi kaçınılmaz hale getirdiğini vurguladı.
YPG/PKK’nın sivilleri hedef alan saldırılarını “bardağı taşıran son damla” olarak nitelendiren Başbuğ, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye, ‘Süre tanınmadı, hak verilmedi’ gibi iddialar gündeme gelmesin diye sürecin sonuna kadar bekledi. Ancak gelinen noktada herhangi bir ilerleme sağlanamadı. Aksine örgüt son 2-3 ayda süreci baltalayacak adımlar attı. Hendekler kazıldı, tüneller yapıldı, yeniden silahlanmaya gidildi. Halep’te sivillere yönelik saldırılar ve sivillerin kalkan olarak kullanılmaya çalışılması artık sürecin tıkandığını net şekilde ortaya koydu.”
“Operasyon Fırat’ın Doğusuna Kayabilir”
Başbuğ’a göre Halep’te başlayan operasyonun yalnızca iki mahalleyle sınırlı kalması beklenmiyor. Terör örgütünün finansman kaynaklarını kontrol ettiği Fırat’ın doğusundaki kritik bölgelerin hedef haline gelmesinin “zorunluluk” olduğunu belirten Başbuğ, Suriye’nin merkezi otoritesini yeniden tesis edebilmesi için bu adımı atmak zorunda olduğunu söyledi.
“Bu bir tercih değil, zorunluluk” diyen Başbuğ, “Petrol kuyuları, tarım alanları, barajlar ve kontrol noktaları devletin eline geçmeli. Bunlar şu an örgütün kendini finanse etmek için kullandığı kaynaklar. Operasyonun yönü oraya doğru evrilecek” ifadelerini kullandı.
Sahadaki Gerçekler: “Rakamlar Abartılıyor”
Operasyonun askeri boyutuna da değinen Başbuğ, YPG/PKK’nın sahip olduğu insan gücüne ilişkin kamuoyunda dolaşan rakamların gerçeği yansıtmadığını söyledi. 50-100 bin gibi iddiaların abartılı olduğunu belirten Başbuğ, örgütün sahadaki varlığının 5-10 bin civarında ve homojen olmayan bir yapıdan oluştuğunu dile getirdi.
“Bu yapı yekvücut bir direniş sergileyemez” diyen Başbuğ, geçmiş operasyonlarda olduğu gibi, yoğun askeri baskı karşısında örgüt unsurlarının hızla dağılacağını ifade etti.
Askeri Kapasite ve Türkiye ile Koordinasyon
Suriye ordusunun operasyonu tek başına yürütebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirten Başbuğ, bölgedeki aşiretlerin de Şam yönetimine destek verdiğini söyledi. Uzun süredir YPG/PKK’dan rahatsız olan aşiretlerin harekete geçmek istediğini vurgulayan Başbuğ, istihbarat ve teknik alanlarda ihtiyaç duyulması halinde Türkiye’nin destek verebileceğini kaydetti.
Türkiye ile Suriye arasındaki temaslara dikkat çeken Başbuğ, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in 2025 yılı bitmeden Suriye’ye gerçekleştirdiği ziyaretlerin, iki ülke arasındaki koordinasyonun göstergesi olduğunu belirtti.
Başbuğ’a göre, Halep’te başlayan süreç yalnızca yerel bir güvenlik operasyonu değil; Suriye’nin geleceği, merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve bölgesel dengeler açısından da belirleyici bir dönüm noktası niteliği taşıyor.































