Ramazan-ı Şerif’in Faziletleri nelerdir? Nasıl Değerlendirmeliyiz?

İfsadın, çürümenin, yozluk ve yoksulluğun küresel egemenlerce yaygınlaştırıldığı, tüm dünyanın mazlum ve mustaz'aflarına adeta bir kader gibi dayatılmaya çalışıldığı bir zaman diliminde takvanın, ibadetin, yalnız Allah'a kul olmanın huzurunu, dinginliğin ve direngen ruhunu pekiştiren bir Ramazan'a daha girmiş bulunuyoruz peki nasıl değerledirmek lazım

Ramazan-ı Şerif’in Faziletleri nelerdir? Nasıl Değerlendirmeliyiz?

İfsadın, çürümenin, yozluk ve yoksulluğun küresel egemenlerce yaygınlaştırıldığı, tüm dünyanın mazlum ve mustaz'aflarına adeta bir kader gibi dayatılmaya çalışıldığı bir zaman diliminde takvanın, ibadetin, yalnız Allah'a kul olmanın huzurunu, dinginliğin ve direngen ruhunu pekiştiren bir Ramazan'a daha girmiş bulunuyoruz peki nasıl değerledirmek lazım

Ramazan-ı Şerif’in Faziletleri nelerdir? Nasıl Değerlendirmeliyiz?
05 Mayıs 2019 - 23:33

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile…
Ramazan-ı Şerif ayı, on bir ayın sultanı ve ayların efendisidir. Kur’an-ı Kerim’in inişi bu ayda başlamıştır.
 Ramazan-ı Şerif ayı, Allahü Teâlâ’ya (c.c.) itaat ve ibadet, iyilik ve ihsan, mağfiret, rahmet ve rıdvan ayıdır.
 Ramazan-ı Şerif ayı, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni bulundurmaktadır.
 Ramazan-ı Şerif ayı, mümin kulun din ile dünya işlerini düzenlediği ve Mevla’sına daha fazla yaklaştığı bir aydır.
 Ramazan-ı Şerif ayı, sevabını bizzat Allahü Teâlâ’nın (c.c.) vereceği oruç ibadetini içinde bulunduran bir aydır.
Ramazan-ı Şerif ayı, duaların çokça kabul edildiği, yüksek faziletlere sahip bir aydır.
“Ramazan ayı, içinde insanlara doğru yolu gösteren, doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp açıklayan bir rehber olmak üzere Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden kim o aya erişirse oruç tutsun…” (2/185)
Ramazan-ı Şerif'i Nasıl Değerlendirmeliyiz?
O mü'minler tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışanlar ve Allah'ın sınırlarını (koyduğu hükümleri) koruyanlardır. (İşte, böyle) mü'minlere (cenneti) müjdele! Tevbe:112.
Ramazan ayı Müslüman için tam bir hasat mevsimi. Birçok güzel amelin yapılacağı, Allah’ın rızasının kazanılacağı, elin kar da gönlün yarda olacağı bir mevsim. Bu ayda Peygamber Efendimizin müjdelediği birçok hayrın ve Salih amelin işleneceği günler var.
İslam dünyasının sabırsızlıkla beklediği, 11 Ayın Sultanı Ramazan'da nasıl ibadetler yapılabilir?
1-Oruç tutmak. Ramazan ayı boyunca oruç tutmak her Müslüman kadın ve erkeğe farzdır. Bu günlerde orucu mazeretsiz olarak terk etmek büyük günahtır. Ramazan’da tutacağı orucun yerine senenin diğer günlerinde yıllarca oruç tutsa nafile olarak yine de bu orucun yerini tutamaz. Onun için bu günler için en önemli amel gündüzleri oruç tutmaktır.
2-Geceleri Peygamber Efendimiz’in sav sünneti olan teravih namazını kılmak. Kendisi bu güzel namazı kılmış, kıldırmış ve biz kardeşlerine de tavsiye etmiştir. Bu aya özel kıymetli, sevaplı, sevimli bir ibadettir. Bunu ilerleyen bölümde genişçe açıklayacağız.
3- Kur’an okumak. Kur’an’ı Kerim bu ayda ve kadir gecesinde indirilmeye başlamıştır. Peygamber Efendimiz sav ile Cebrail as onu bu ayda karşılıklı okurlardı. Ramazan ayı Kur’an ayıdır aynı zamanda. Onun için bu ayda bizlerin Kur’an’la daha fazla haşir neşir olmamız gerekir. Onu anlamağa, anladıklarımızı hayatımızda uygulamağa çalışmalıyız.
4-Namazları cemaatle kılmak. Her zaman yapmamız gereken ama en çok ihmal ettiğimiz sünnetlerde olan namazlarımızı cemaatle kılmağa bu günlerde daha çok özen göstermeliyiz. Çünkü bu ayda işlenen Salih amellerin mükâfatı diğer zamanlara göre kat kat fazladır. Bizlerde sabah namazı başta olmak üzere diğer namazlarımızı da vaktinde cemaatle kılmağa gayret etmeliyiz.
5-Sahur yapmak. Peygamber Efendimiz’in sav yaptığı ve bizlere de özellikle tavsiye ettiği çok bereketli, faydalı ve hikmetli bir sünnetidir. Özellikle kısa gecelerde nefsimize ağır gelse bile sırf sünnet diye bu fırsatı değerlendireceğiz. Bunun bizlere nice faydaları ve kazandıracağı sevapları vardır.
6-İftar ettirmek. Allah’ın cc bize ikram ettiklerinden bizde Allah’ın kullarına ikram edeceğiz. İftar sofralarımız misafirsiz olmayacak. İmkan ölçüsünde ya bizimle birlikte soframıza birilerini davet edeceğiz ya da komşularımıza pişirdiklerimizden ikram ederek iftar ettirmenin bereketinden faydalanacağız.
7-Kadir Gecesini aramak. Bu ayda en önemli fırsat Kadir Gecesidir. Kur’an’da müjdelendiğine göre bin aydan daha hayırlı. Fakat zamanı belli değil. Ramazanın içinde olduğu kesin, hangi gecede olduğu sır. Arayacağız. Bulmak için her geceyi Kadir diye ihya edeceğiz. Peygamber Efendimiz gibi gecelerimizi ihya edeceğiz. Bize verilen bu büyük mükâfatı her sene yakalamanın gayreti içinde olacağız.
8-Sabretmek. Sabrı öğreneceğiz. Nefsimizi dizginlemeyi, dilimize, gözümüze, kulağımıza, elimize, ayağımıza ve dahi gönlümüze sahip olmayı öğreneceğiz. Daha sonraki günlerde rahat edebilelim. Sabrın karşılığı cennettir. Allah cc sabredenleri sever ve onlarla beraberdir. Nefsimize ağır gelen, sonucu itibariyle mükemmel olan bir ameldir sabır.
9-İhsan ve ikramda bulunmak. Allah cc cömerttir, cömertleri sever. Bizlerde bu ayda kesenin ağzını açarak ihsan ve ikramı artıracağız. Peygamber Efendimizin en çok sevdiği amellerin başında gelirdi insanlara ikramda bulunmak. Hatta o kadar çok severdi ki, akşam geleni sabaha bırakmadan ihtiyaç sahiplerine ikram ederdi. Bizlerde hem zekâtlarımızı mümkünse bu ayda vereceğiz hem de sadakalarımızı artıracağız. Çünkü bu ayda işlenen bir farzın karşılığı diğer aydakilere göre yetmiş katıyla karşılık görecek. Nafilelerin karşılığı ise diğer zamanda işlenen farzlar gibi sevaba vesile oluyor.
10-Tövbe etmek. Her zaman yapmamız gereken bir amel olmakla birlikte bu ayda daha fazla önemli bir amel. Bu ayda kendimize çeki düzen vererek arınmanın tam zamanı. Hazır şeytanlar bağlanmışken, çokça tövbe ve istiğfar etmeli, Rabbimizden bağışlanmamızı istemeliyiz. Allah cc tövbe edenleri seviyor. Peygamber Efendimiz sav çokça tövbe eder, bizlere de tavsiye ederdi.
11-Cenneti istemek, Cehennemden Allah’a sığınmak. Allah’tan cennetini istemeliyiz. Bizi cennete götürecek ameller işlemeye muvaffak etmesini, cennette Peygamber Efendimize komşu etmesini istemeliyiz. Bu arada cehenneme düşmekten ve cehenneme götürecek fiilleri işlemekten Allah’a sığınmalıyız. Duaların kabul edildiği bu günleri fırsat bilmeliyiz.
12-Çokça Kelime-i Tevhid söylemek. Lailahe illalah’ı çokça söylemeliyiz. Kelime-i tevhid dilimizden düşmemeli. Her fırsatta söylemeli, inancımız ve yaşantımız bu kelimeye uygun olmalı ki Allah’ın cc sevdiği bir kul olalım. Başka inançlar gönlümüze yerleşir, dilimizde onları söylerse vay halimize.
13-Ramazan umresi yapmak. İmkânı olanların bu ayda umre yapması çok sevaplı bir ameldir. Peygamber Efendimizle yapılan bir hac gibi sevabı vardır. Bunu da bir ganimet bilmeli ve bu müjdeye kavuşmak için fırsatlar aramalıyız. Eğer maddi gücümüz buna yetmiyorsa gönlümüzde oraların muhabbetini taşımalı, oranın hasretiyle yanmalıyız. Belki de hiç ummadığımız bir zamanda Rabbimiz samimiyetimizden dolayı bize imkân verir.
14-Açları doyurmak. Allah cc her kulunu farklı bir şekilde deniyor. Kimini nimetiyle kimini ise yoksulluk ile. Belki biz nimetiyle denenen kullarından olabiliriz. Hemen diğer kardeşlerimizi düşünmeli, onlarında sofralarını düşünmeli, bize verilenlerden biz de onlara vermeliyiz. Böylece aramızdaki kardeşlerimizi gözetmenin mutluluğunu yaşamalıyız. Onlardan daha büyük sevinci Allah cc bize tattıracaktır. Tecrübe sahiplerinin itirafıyla tespit edilmiştir.
15-Dua etmek. Dua ibadettir. İbadetin özüdür. Bu ayda daha çok dua etmeliyiz. Kendimize, sevdiklerimize, diğer bütün kardeşlerimize dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşmaları için. Bize sunulan bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. Ana- babamıza, evladımıza, kardeşlerimize özellikle dua etmeliyiz. Kazanan biz olacağız.
16-İtikâf yapmak. Peygamber Efendimiz sav her sene Ramazan ayının son on gününde itikâf yapmış bizlere de tavsiye etmiştir. Unutulan ve çok sevaplı olan bu ibadeti yeniden hayatımıza taşıyarak ecrinden istifade etmeli ve diğer kardeşlerimize de tanıtmalıyız.
17-Teheccüd namazı kılmak. Peygamber Efendimiz’in sav hayatında özel bir yeri olan bu muhteşem ibadeti bizlerde hiç değilse Ramazan ayında yaşamağa gayret etmeliyiz. Bizzat Kur’an’ı Kerimde Yüce Rabbimizin emri olan teheccüd namazı kadrini bilemediğimiz, bize sunulan çok kıymetli ibadetlerdendir. Nasıl olsa sahura kalkıyoruz. Güzelce abdest alıp hiç olmazsa iki rekat kılıvermek bize dünya ve içindekilerden daha hayırlı olan, yüce rabbimize yaklaştıran bir güzellik kazandıracaktır.
18-Bayram gecelerini değerlendirmek. Kıymetini bilemediğimiz bir başka zaman dilimidir bayram geceleri. Bizzat Sevgili Peygamberimizin sav mübarek sözleriyle bu geceler hakkında bizleri uyarmış ve değerlendirmemizi tavsiye etmiştir. Rabbimizin cc biz kullarına sunduğu bağışlanma vesilesi olan kıymetli anlardandır. Ne yazık ki çoğu zaman değerlendiremediğimiz ya da unuttuğumuz fırsatlardandır. Rabbimiz bizleri uyanık kullarından eylesin. Amin.
19-Fıtır Sadakası vermek. Çok şükür ülkemizde canlı olan bir ibadettir. Ramazan ayında, bayramdan önce her Müslüman kardeşimizin çok dikkat ettiği, fakirlerin hakkı olan, onları bayrama hazırlayan bu sadaka ne de güzeldir. Yüce Rabbimizin koyduğu bütün emir ve yasaklar gibi bu da yerli yerincedir. Fakir kardeşlerimize sunulan Allah’ın bir ikramıdır.

RAMAZAN-I ŞERİF AYININ FAZİLETİ HAKKINDA PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (S.A.V.) BİRÇOK HADİS-İ ŞERİFİ VARDIR. BUNLARDAN BAZILARI ŞUNLARDIR:

Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan ayının birinci gecesi olunca, şeytanlar ve cinlerin şirretleri zincire vurulur, cehennemin kapıları kapatılır ve hiçbir kapısı açılmaz. Cennetin kapıları açılır ve hiçbir kapısı kapatılmaz. Bir münadi (çağırıcı)‘Ey hayır dileyen! (Hakk’a ibadete)gel! Ey şer dileyen! (Günah işlemekten)vazgeç (artık)!’ diye çağırır. Allah’ın (bu ayda, iftar saatlerinde)cehennemden azat ettiği nice kimseler vardır ve bu, her gecedir.”[2]
Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar o ayda zincire vurulur.”[3]
Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Ümmetime, Ramazan-ı Şerif ayında beş haslet (özellik)verilmiştir ki, onlar kendilerinden evvel hiçbir ümmete verilmemiştir.
Oruçlunun ağız kokusu Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.
İftar edinceye kadar melekler onlar için istiğfar ederler.
Allahü Teâlâ (c.c.), her gün cennetini süsler, sonra (ona hitaben)‘Yakında salih kullarım kendilerinden sıkıntı ve eziyeti atıp sana varacaklar’ buyurur.
O ayda azgın şeytanlar zincire vurulur, binaenaleyh başka aylarda yaptıklarına o ayda ulaşamazlar.
Ramazan-ı Şerif’in son gecesinde (oruç tutan kullar)affolunurlar.”
O zaman ‘Ya Resulallah! O gece Kadir gecesi midir?’ diye sorulunca Efendimiz (s.a.v.):
“Hayır, lakin çalışan kişiye ücreti işi bitirdiği zaman verilir” diye buyurdu.[4]
Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Beş vakit namaz, bir Cuma’dan diğer Cuma’ya kadar, Ramazan da diğer Ramazan’a kadar, büyük günahlardan sakınıldığı takdirde aralarındaki (günah)ları silerler.”[5]
Hazreti Aişe’den (r.anha) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Cuma salim olursa (mümkün mertebe günahsız, huzuru kalple geçerse) bütün günler salim olur. Ramazan-ı Şerif ayı salim olursa büyün sene salim olur.”[6]
Hazreti Ebu Said’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan-ı Şerif’in ilk gecesi olduğunda gök kapıları açılır. Ramazan-ı Şerif’in son gecesine kadar hiçbir kapısı kapanmaz. Onun herhangi bir gecesinde namaz kılan mümin bir kula mutlaka Allahü Teâlâ (c.c.), her secdesine karşılık bin beş yüz sevap yazar ve ona cennette kırmızı yakuttan bir köşk bina eder ki, onun altmış bin kapısı vardır. O köşklerden her biri de kırmızı yakutla donanmış altındandır. Kul, Ramazan-ı Şerif’in ilk günü oruç tuttuğunda, o günden önceki senenin Ramazan-ı Şerif ayının o gününe kadar geçmiş günahları affedilir. Ve her gün, sabah namazından o gün perdeyle örtülünceye (batıncaya) kadar yetmiş bin melek onun için istiğfar ederler. Ve Ramazan-ı Şerif ayında gece veya gündüz yapmış olduğu her secdeye karşılık kendisi için (cennette) öyle bir ağaç olur ki, bir süvari onun gölgesinde beş yüz sene gider.”[7]
Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.anhüma) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz cennet, seneden seneye Ramazan-ı Şerif ayı için süslenir ve muhakkak huriler, seneden seneye Ramazan-ı Şerif ayının orucunu tutanlar için süslenirler. Ramazan-ı Şerif ayı girince cennet: ‘Ey Allah’ım! Bu ayda kullarından bana nasip ayır’ der. Huriler de: ‘Ey Allah’ımız! Bu ayda bizim için kullarından kocalar kıl’ derler. Her kim o ayda bir Müslüman’a iftira atmaz ve sarhoş edici bir şeyi içmezse, Allahü Teâlâ (c.c.) o kimsenin günahlarını siler. Ama her kim de o ayda bir Müslüman’a iftira atar veya sarhoş edici bir şeyi içerse, Allahü Teâlâ(c.c.) o kimsenin bir senelik amelini mahveder. Allahü Teâlâ (c.c.) size kendilerinde yiyip, içip lezzetleneceğiniz on bir ayı tayin etti, kendisi için ise bir ayı ayırdı. O halde Ramazan-ı Şerif ayında (günah işlemekte)n sakının. Çünkü o, Allahü Teâlâ’nın (c.c.) ayıdır.”[8]
Hasen babası Malik’ten, o da babası Huveyris’den (r.a.) rivayet etmiştir: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) minbere çıktı. Birinci basamağa çıkınca “Âmin”dedi. Sonra ikinci basamağa çıktı ve “Âmin” dedi. Sonra üçüncü basamağa çıktı ve yine “Âmin” dedi. Daha sonra şöyle dedi:
“Bana Cebrail(Aleyhisselam) gelip:
‘Ya Muhammed(s.a.v.)! Kim Ramazan-ı Şerif ayına erişir de bağışlanmazsa, Allahü Teâlâ (c.c.) o kimseyi (ilahi rahmetinden)uzaklaştırsın’ dedi. Ben de ‘Âmin’ dedim. Sonra Cebrail (Aleyhisselam):
‘Kim ana babasına veya onlardan birine yetişir de cehenneme girerse, Allahü Teâlâ(c.c.) onu (ilahi rahmetinden) uzaklaştırsın’ dedi. Ben de ‘Âmin’ dedim. Sonra yine Cebrail (Aleyhisselam):
‘Sen kimin yanında anılırsın da üzerine salavat getirmezse, Allahü Teala(c.c.) onu (ilahi rahmetinden) uzaklaştırsın’ dedi. Ben de yine ‘Âmin’ dedim.”[9]
İmam-ı Rabbani (k.s.) Hazretleri Mektubat’ında bu ayın fazileti hakkında şöyle buyurmaktadır:
“Bilinmelidir ki, Ramazan-ı Şerif ayı, çok büyük bir aydır. Bu ayda, namaz, zikir, sadaka gibi yapılan her nafile ibadet, Ramazan-ı Şerif ayının dışında yapılan bir farzı edaya denktir. Bu ayda bir farz eda eden ise, diğer aylarda yetmiş farz eda etmiş gibidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: “Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse günahları affolunur. Boynu cehennemden azat olur ve iftar ettirdiği kişinin ecrinden bir şey eksilmeden bir mislini de iftar ettiren alır.”[10]
Bu ayda kölesinin ve işçisinin işini hafifleteni Allahü Teâlâ (c.c.) affeder ve cehennemden azat eder. Ramazan-ı Şerif ayı girdiğinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bütün esirleri salar ve isteyene izin verirdi.[11]Bu ayda hayırlara muvaffak olan kişiye o senenin tamamında Allahü Teâlâ’nın (c.c.) muvaffak kılması refik (yoldaş) olur. Bu ay huzuru kalp olmaksızın (dağınıklık üzere) geçerse, bütün sene dağınıklık üzere geçer. O halde bu ayı ganimet bilerek bu ayda huzuru kalbi kazanmaya çok çalışmak lazımdır.
Allahü Teâlâ (c.c.), Ramazan-ı Şerif ayının gecelerinden her birinde cehenneme girmeye layık olmuş kişilerden binlercesini mağfiret eder ve bu ayda cehennem kapıları kapanır,[12]şeytanlar zincire vurulur, rahmet kapıları açılır.
İftarı acele yapıp sahuru geç yapmak sünnetlerdendir.[13]Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hususta çok mübalağa göstermiştir. Çünkü bu hal, ihtiyacı ortaya koymaktan ibarettir ki, kulluk makamına da bu yaraşır. Hurma ile iftar etmek de sünnettir.[14]
Teravih namazını eda etmek ve bu ayda Kur’an-ı Kerim’i hatmetmek sünnet-i müekkede (kuvvetli sünnet)dendir ve çok büyük bereketler kazandırır. Allahü Teâlâ (c.c.) bizi Habibi (s.a.v.) hürmetine muvaffak eylesin. Amin!”[15]
RAMAZAN-I ŞERİF AYINDA YAPILACAK FAZİLETLİ AMELLER
Ramazan-ı Şerif ayının kendisi bizzat faziletlerin membaı olmakla birlikte bu ayda yapılacak olan birtakım ameller de diğer aylarda yapılan amellere göre daha büyük faziletler ihtiva etmektedir. Ramazan-ı Şerif ayında yapılacak olan faziletli amellerin bazıları şunlardır:
Ramazan-ı Şerif ayında umre yapmak: Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.anhüma) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:“Ramazan-ı Şerif ayında bir umre yapmak, bir hacca denktir.”[16]
Ramazan-ı Şerif ayında Cuma namazına devam etmek: Hazreti Bera İbn-i Azib’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan’daki Cuma’nın üstünlüğü, Ramazan’ın diğer aylara üstünlüğü gibidir.”[17]
Ramazan-ı Şerif ayında sadaka vermek: Hazreti Enes’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) ‘Hangi sadaka daha üstündür?’ diye soruldu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Ramazan’daki sadakadır”buyurdu.[18]
Sahur yemeği yemek: Hazreti Ebu Said el-Hudri’den (r.a.) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sahur yemeği yemek berekettir. Bir yudum su ile de olsa onu terk etmeyiniz. Şüphesiz sahur yemeği yiyenleri Allahü Teâlâ (c.c.)mağfiret eder. Melekler de onun için istiğfar ederler.”[19]
Oruçlu kimselere iftar ettirmek: Hazreti Halid b. Zeyd el-Cüheni’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:“Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlunun sevabından bir şey eksilmeksizin onun sevabı gibi sevap alır.”[20]
Hazreti Selman-ı Farisi’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “Her kim Ramazan-ı Şerif ayında bir oruçluyu iftar ettirirse, günahlarına mağfiret ve boynunun cehennemden kurtulmasına vesile olur ve oruçlunun mükâfatından bir şey eksiltilmeksizin iftar ettirene de onun bir misli verilir. Allahü Teâlâ (c.c.), bir yudum süt veya su ile oruçluyu iftar ettirene de bu sevabı verir. Bir oruçluyu doyurana Allahü Teâlâ (c.c.) benim havzımdan öyle bir şerbet içirir ki, cennete girinceye kadar bir daha susamaz.[21]
Hurma veya su ile iftar etmek: Hazreti Selman b. Amir el-Dabbi’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:“Sizden birisi iftar edeceği vakit hurma ile iftar etsin. Çünkü hurma berekettir. Hurmayı bulamazsa su ile iftar etsin. Çünkü su, temizleyicidir.”[22]
Hazreti Enes (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.)akşam namazını kılmadan önce birkaç taze hurma ile iftar ederdi. Taze hurmayı bulamazsa kuru hurma ile, onu da bulamazsa birkaç yudum su ile iftar ederdi.”[23]
İftar etmede acele etmek: Hazreti Sehl b. Sa’d’dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “İnsanlar iftar etmeye acele ettikleri müddetçe hayırla yaşamaya devam ederler.”[24]
Ramazan-ı Şerif ayında çokça Kur’an-ı Kerim okumak: Ramazan-ı Şerif ayında Kur’an-ı Kerim’i hatmetmek sünneti müekkededir (kuvvetli sünnettir).
Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayete göre “Peygamber Efendimiz (s.a.v.)her yıl Ramazan-ı Şerif ayında on gün itikâfa girerdi. Vefat ettiği yıl yirmi gün itikâf yaptı. Her yıl Ramazan-ı Şerif ayında Cebrail(Aleyhisselam) tarafından Kur’an-ı Kerim O’na bir defa arz edilirdi. Vefat ettiği yıl ise O’na iki defa arz edildi.”[25)
Allah dostları, Ramazan-ı Şerif ayı girince Kur’an-ı Kerim ile daha fazla ünsiyet kurarlardı. Hazreti İmam-ı Azam (r.a.), Ramazan-ı Şerif ayı girdiğinde her gün ve gece birer kez Kur’an-ı Kerim’i hatim eder, bir hatim de teravih namazında olmak üzere Ramazan-ı Şerif ayında altmış bir hatim okurdu. Bu ayın feyzinden ve bereketinden faydalanabilmek için bu ayda her Müslüman en az bir kez Kur’an-ı Kerim’i hatmetmeli veya okunmakta olan mukabeleleri takip ederek hatimler yapmalıdır. Zira bu mukabeleler ile Hazreti Cebrail (Aleyhisselam) ile Peygamber Efendimiz (s.a.v.) arasında yapılan mukabele (karşılıklı Kur’an-ı Kerim okuma) sünneti devam ettirilmiş olmaktadır.
Rabbim Receb-i Şerif ve Şaban-ı Şerif ayı boyunca kendisine kavuşmak için dualar ettiğimiz Ramazan-ı Şerif ayını bizlere mübarek kılıp bu ayın feyiz ve bereketi ile manevi terakkiler göstermeyi bütün Ümmet-i Muhammed’e nasip eylesin. (Âmin)
Kaynaklar;
[1]Bakara Suresi: 185
[2]Tirmizi, Savm: 1, 3/66-67, No:682; Nesei, Sıyam: 3, İbn-i Mace, Sıyam: 2)
[3]Nesei, Sıyam: 5
[4]Ahmed İbn-i Hanbel: 2/292
[5]Müslim, Taharet: 16, 1/209, Ahmed İbn-i Hanbel: 2/400
[6]Ali el-Mütteki, Kenzül Ummal: 7/710, No: 21049
[7]Ali el-Mütteki, Kenzül Ummal: 8/470, No: 23706
[8]Ali el-Mütteki, Kenzül Ummal: 8/476, No: 23712; Heysemi, Mecmauz Zevaid: 3/141-142
[9]İbn-i Hıbban, Sahih
[10]Ali el-Mütteki, Kenzul Ummal: 8/477, No:23714
[11]İbn-u Ebi Hatim, el-İlel:661; Ebubekir el-İsmaili, Mucemuş Şuyuh:34
[12]Nesei, Sıyam: 5
[13]Buhari, Savm:45; Müslim, Sıyam:48; Ebu Davud, Sıyam:20; Tirmizi, Savm:13; İbn-i Mace, Sıyam:24; Darimi, Savm:11; Muvatta, Sıyam:6,7; Ahmed b. Hanbel: 5/147, 172, 331, 334, 337, 339; Hakim, Müstedrek:1/431; Beyheki, es-Sünenül Kübra:4/237
[14]Ebu Davud, Sıyam: 21; Tirmizi, Zekat: 26; Nesei, Sıyam: 28; İbn-i Mace, Sıyam: 25; Ahmed b. Hanbel: 4/17,18,213,215
[15]İmam-ı Rabbani, Mektubat:1/45. Mektup
[16]Buhari, Nesei, İbn-i Mace
[17]Deylemi, Müsned-i Firdevs: 4352
[18]Suyuti, Dürül Mensur: 1/449
[19]Ahmed b. Hanbel: 3/44, 4/370
[20]Tirmizi; İbn-i Mace; İbn-i Huzeyme  
; İbn-i Hıbban
[21]Ali el-Mütteki, Kenzül Ummal: 8/477, No: 23714
[22]Ebu Davud, Sıyam: 21; Tirmizi, Zekat: 26; Nesei, Sıyam: 28; İbn-i Mace, Sıyam: 25; Ahmed b. Hanbel: 4/17,18,213,215
[23]Ebu Davud, Sıyam: 21; Tirmizi, Savm: 10; Darekutni, Sünen: 2/185; Ahmed b. Hanbel: 3/164
[24]Buhari, Savm:45; Müslim, Sıyam:48; Ebu Davud, Sıyam:20; Tirmizi, Savm:13; İbn-i Mace, Sıyam:24; Darimi, Savm:11; Muvatta, Sıyam:6,7; Ahmed b. Hanbel: 5/147, 172, 331, 334, 337, 339; Hakim, Müstedrek:1/431; Beyheki, es-Sünenül Kübra:4/237
[25]Buhari, İtikaf: 17; Ebu Davud, Sıyam: 79; İbn-i Mace, Sıyam: 58; Ahmed b. Hanbel: 2/336; Darimi, Savm: 55
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum