Pelikan Derneği: Berat Albayrak, Ahmet Davutoğlu'nu neden devirdi?

Pelikan Derneği: Berat Albayrak, Ahmet Davutoğlu'nu neden devirdi?

Pelikan Derneği: Berat Albayrak, Ahmet Davutoğlu'nu neden devirdi?
24 Haziran 2019 - 00:25

 Pelikan Dosyası dışında, @gununyalanlari ve @TAM_Olsun gibi sosyal medya projelerini de üreten @BosphorusGlobal, Berat Albayrak’ın sağladığı 1 milyon 724 bin Türk Lirası ile faaliyet gösteriyor; buna Pelikan Yalısı’nın aylık 20 bin lira kirası da dahil. Seçimle gelmiş hükümeti başkanlık için devirmenin masrafı bu.
Ahmet Davutoğlu’nun Mayıs 2016’da devrilişi Pelikan Dosyası ile başlamadı aslında. Hilal Kaplan’ın eşi, yazar Suheyb Öğüt’ün 27 Haziran 2015’te Aktüel’de yayınlanan “Bravo Hocam! Bravo!” yazısıyla başladı:
“Hocam, sizin bu partide tek bir rolünüz vardı: O da Erdoğan’a vekalet etmekti. Sonra da başkanlık sistemi için mücadele etmekti. Ama yapmadınız…”
Yazıda Davutoğlu, AKP’nin 7 Haziran’daki seçim başarısızlığı nedeniyle yerden yere vuruluyor, özünde, yeterince Erdoğancı olmamakla suçlanıyordu.
Öğüt’ün yazısı apar topar yayından kaldırıldı, sansür Bianet’in basın özgürlüğü raporunda bile yer aldı; fakat olay zaten yazının ilk başta Aktüel’de yayınlanabilmiş olması.
Aktüel, havuz medyasına “havuz medyası” dememizin sebebi olan Turkuvaz Medya Grubu’nun dergisi:
Davutoğlu’na yönelik eleştiri Suheyb Öğüt’ün kaleminden çıkmış olsa da, AKP’ye yakın isimler bu eleştirinin Turkuvaz yöneticisi Serhat Albayrak ve onun kardeşi Berat Albayrak’tan, dolayısıyla da Saray’dan geldiğinin farkındaydı.
İki seçim arası at değiştirmek olmadı; daha “düşük profilli” (sadık) bir başbakan için uygun şartların oluşmasını, Pelikan Dosyası’nın Mayıs 2016’da yayınlanmasını beklemek gerekti.
Fakat Pelikan Dosyası’ndan önce Pelikan Derneği vardı.
Resmi adıyla Küresel İlişkiler Derneği, bilinen adıyla Boğaziçi Küresel İlişkiler Merkezi (Twitter’da @BosphorusGlobal) Eylül 2015’te İstanbul’da akademisyen İdriş Kardaş tarafından kurulmuş. Bunu, Berat Albayrak’ın RedHack tarafından sızdırılan e-posta arşivinden biliyoruz. Öğüt, Albayrak’a derneğin kuruluş belgesi ve tüzük taslağıyla birlikte, derneğin yönetim kurulu için isimler de önermiş:
1- sadik unay 2- melih altinok 3- hilal kaplan 4- suheyb ogut 5- salih tuna 6- can paker 7- bir is adami
Tabii bu profili ağırlamak için bir yalı lazım: Buyurun Pelikan’ın Yalısı’na.
Pelikan Yalısı, Kuzguncuk Çarşısı Caddesi №27’de bulunan yalının popüler ismi, Pelikan Derneği @BosphorusGlobal’ın da adresi.
Dernek, Pelikan Yalısı ifşa edilip gazetelerde haber olduktan sonra bir açıklama yayınlayıp, “Bahsi geçen yalan haberde, yalnızca Elif Şahin Keleş’in derneğimizde Uluslararası İlişkiler Uzmanı olarak çalıştığı doğrudur. Kişi ve olgulara dair diğer tüm iddialar ise yalandır.” demişti.
Yalı’dan başlayalım.
Pelikan Yalısı’nın Ekim 2015 tarihli Google Sokak Görünümü şöyle [Boğaz’a değil caddeye bakan arka yüzü]:
Arka balkondaki şu detayları azıcık aklınızda tutun lütfen:
Pelikan Yalısı blog’unu hazırlayanlar, blog’un manşet görseli için şu silik fotoğrafı kullanmışlar, buna ilk başta pek anlam verememiştim:
Halbuki, bu fotoğraf gizli bir gönderme içeriyormuş, Hilal Kaplan’ın 2 Ekim 2015’te (yalı kiralandıktan sonra) kişisel Instagram hesabından yorumsuz olarak paylaştığı balkon fotoğrafından kesilmiş:
Yukarıda, yalının arka balkonundaki saçak süslerini ve parmaklıkları işte bu fotoğraftaki ön balkonla karşılaştırmanız için sarı dikdörtgenler içine almıştım.
9 Mayıs 2016 tarihli Sözcü gazetesinin ilk sayfasında ise yalının deniz tarafından çekilmiş başka bir görseline yer verilmişti:
27 Ağustos 2016 tarihinde @BosphorusGlobal’da düzenlenen bir etkinlikte çekilen şu aşağıdaki fotoğrafta, Suheyb Öğüt’ün hemen üstündeki fer forgé demirlerin motifiyle yukarıdaki Google Sokak Görüntüsü’ndeki pencerenin demirlerini, ve Sözcü’nün ilk sayfasındaki fotoğrafla komşu yalının güneşliklerini karşılaştırabilirsiniz:
RedHack’in sızdırdığı e-postalara göre Suheyb Öğüt, 5 Eylül 2015’te Berat Albayrak’a aylık kirası 20 bin TL olan bu yalının emlak linkini gönderiyor: “Kuzgun Merkez’de 320 m2 yalı; Evim Emlak’tan”. (Evim Emlak’ın Ekim 2015 tarihli ilanları da fiyatı doğruluyor.)
Pelikan Yalısı hakkındaki haberleri @GununYalanlari projesi ‘güya’ yalanladı (bu hesap, bir @BosphorusGlobal projesi olduğunu uzun süre gizlemişti), fakat kaynak olarak sadece @BosphorusGlobal tarafından yapılan açıklamayı gösterdi. Kendini kendiyle doğrulayan doğrulama hizmeti, bir kara propaganda güldürüsü olmalı.
Fakat bu saçmalığı vergimizle ödüyoruz.

RedHack’in sızdırdığı e-posta arşivinde, Suheyb Öğüt’ün Berat Albayrak’tan 6 Eylül 2015’te talep ettiği masrafların listesi şöyle:
1- sadece ilk dört ay çalışacak 5 yazılımcı için (kişi başı 4bin) toplamda 80bin 2- teknoloji departmanının materyal kurulumu için 122bin 3- emlak masrafları için: 80bin 4- personel maaşları için: 82 bin 5- sigorta ve pirim için: 8bin 6- mobilya için: 22bin 7- personelin yemek masrafı ve kırtasiye için: 10bin bu altı madde bize ilk ay lazım olan para: toplamda 80+122+80+82+8+22+10=404bin
bundan sonraki aylar için gereken düzenli masraf ise:
1- emlak masrafları için: 20bin 2- personel maaşları için: 82 bin 3- sigorta ve pirim için: 8bin 5- personelin yemek masrafı ve kırtasiye için: 10bin toplamda: 20+82+8+10= 120bin
Yani, Eylül 2015’te kurulan @BosphorusGlobal’ın Türkiye vatandaşlarına bir yıllık maliyeti toplam 1 milyon 724 bin Türk Lirası.
Dernekte çalışan düzenli personel ise maaşlarına göre şöyle dizilmiş [yönetici olmayanların ismini gizledim, adı açıklanan uzman dışındaki bir kişinin daha @BosphorusGlobal ofisinde çalıştığını doğruladım]:
1-İdris Kardaş: Genel Koordinatör: 10.000 tl 2- Hamit Balcı: Genel Koordinatör Yardımcısı: 9.000 tl 3- Suheyb Öğüt: Genel Direktör: 8.000 tl 4- Hale Korkmaz: Genel Direktör Yardımcısı: 6.000 tl 5- E. Ş.: Uzman: 4.000 tl 6- C. Z.: Uzman: 4.000 tl 7- D. B.: Uzman: 4.000 tl 8- Z. M.: Uzman: 4.000 tl 9- B. B.: Uzman: 4.000 tl 10- B. Ö.: Uzman: 4.000 tl 11- A. A.: Uzman: 4.000 tl 12- N. K.: Uzman: 4.000 tl 13- E. K.: Teknoloji Departmanı Yöneticisi: Yazılım Uzmanı: 8.000 tl 14- Grafiker: 3.500 tl 15- Montajcı: 3.500 tl 16- Aşçı/çaycı/temizlikçi (üç işi birden yapacak müstahdem): 2.000 tl Toplamda: Aylık 82.000 tl + sigorta+prim
[Bu arada: Saray’ın emriyle yazı yazma işini, “üç işi birden yapacak müstahdem”in emeğinden daha değerli görenlere selam olsun!]

Eylül 2015’te bu bütçeyle kurulan derneğin önceliği, 7 Haziran’da HDP’ye giden Kürt oylarını 1 Kasım’da AKP’ye geri döndürebilmek. Bu yüzden de ilk işlerinden biri, Gezi’ye özenerek “@KesinBilgiEkibi” adıyla üretilen “Baraj ve Savaş” belgeseli olmuş.
Erdoğan’ın Kürtler için her şeyi yaptığını, HDP’nin ise terörist olduğunu kurgulayan bu ‘belgesel’, devlet televizyonu TRT Kûrdi’de 1 Kasım seçimleri öncesinde yayınlanmış. “Ak Parti Kürtlere televizyon kazandırdı” diyenler, o televizyonda nasıl ağır bir devlet propagandası yapıldığını bilmiyorlarsa, Kürtlerin neden hala Avrupa’dan uydu yayını izlediğini şimdi anlarlar belki?
1 Kasım’da Kürt oyları AKP’ye dönmedi ama askeri operasyonların şiddeti giderek arttı. Sivil ölümleri ve aylarca süren sokağa çıkma yasakları uluslararası hak örgütleri tarafından daha yüksek sesle eleştirilmeye başlanınca, @BosphorusGlobal bu yeni ihtiyaca hizmet etmeye başladı: @FactcheckingTR, bir İngilizce ‘doğrulama’ servisinden ziyade, dış basında Türkiye hakkında çıkan eleştirel haberleri AKP’nin iddialarıyla ‘yalanlayan’ bir garip proje; iktidardan aldığı parayla kendini doğrulayan saçmalığın İngilizcesi. Daha önce @FactcheckingTR’nin rakip şirketi @KebabAndCamel üzerine detaylı yazmıştım. Uzatmaya gerek yok.
Son bir yılda Pelikan Derneği’ne giden vergilerinizle açılan propaganda hesaplarına değmiş mi, ona bakın isterseniz:
Açılış tarihi: Hesap adı [üzerine tıklayabilirsiniz], Takipçi sayısı
27/09/2015: @gununyalanlari, 25813 08/10/2015: @TimelineTurkey, 580 20/10/2015: @tazemazi, 4783 21/10/2015: @kesinbilgiekibi, 713 27/10/2015: @demokrasigunluk, 1712 25/11/2015: @JournalTurquie, 293 14/12/2015: @FactcheckingTR, 2507 23/12/2015: @BosphorusGlobal, 1230 24/12/2015: @TimelineTR_AR, 154 28/12/2015: @ZeittafelTurkei, 246 29/01/2016: @FactcheckTR_AR, 387 10/02/2016: @TAM_Olsun, 1648 15/02/2016: @UtancGunlugu, 8389 29/02/2016: @TimelineTR_RU, 45 30/03/2016: @ShameChronicles, 418 07/04/2016: @HDP_Facts, 140 07/04/2016: @HDP_Gercekleri, 1067 27/05/2016: @CrackdownReport, 373 20/06/2016: @BatiRaporu, 2908 24/07/2016: @FetoGercekleri, 13153 05/08/2016: @Crackdown_AR, 161 07/09/2016: @ShameReport_AR, 11 20/09/2016: @AHamit_Erdogan, 19557

Buradan sonrası, bildiğiniz tarih: 1 Mayıs 2016’da Pelikan Dosyasıyayınlandı. 5 Mayıs’ta Davutoğlu istifa etti. 7 Mayıs’ta ise Pelikan’ın Yalısı ile küçük bir intikam alındı. 24 Mayıs’ta Binali Yıldırım AKP’nin yeni lideri ve Türkiye’nin yeni başbakanı oldu.
Davutoğlu engelinin ortadan kaldırılmasıyla, AKP içinde Erdoğan’a alternatif bir fikir üretecek, Kürtlerle barışacak, akademik özgürlüklere saygı gösterecek bir ekip de kalmadı; Erdoğan’ın bir dediğini iki etmeyecek sadık bir başbakan sayesinde başkanlık sistemine de fiili olarak geçilmiş oldu. Pelikan Derneği’nin işi budur.
“#TamOlsunBaşkanlıkOlsun”
Bu yazı burada bitmiyor; çünkü Berat Albayrak’ın finansmanını sağladığı @BosphorusGlobal’ın yeni bir işi var: Sizi Başkanlık sistemine ikna etmek.
Erdoğan ekibi, Dolmabahçe Mutabakatı’ndan beri başkanlık yolunda önüne çıkan engelleri devirmekten çekinmedi — ne pahasına olursa olsun. Oy kazandırmadığı için Çözüm Süreci çöpe atıldı, milliyetçi oylar için PKK ile şehir savaşı göze alındı, şehirlere tankla girilip evler yerle bir edildi; yüzlerce sivilin ölümü, binlerce ailenin evsiz kalması, zorunlu göç etmesi pahasına. Gazeteler ve televizyonlar kapatıldı, silahsız muhalefet etmek “terör propagandası” ile eş tutuldu, akademisyenler, avukatlar ve insan hakları savunucuları hapse atıldı; Türkiye’nin yurt dışındaki itibarının yerle bir olması pahasına.
15 Temmuz darbe girişimi bir tiyatro değildi elbette, gözü dönmüş bir ekibin hırsı yüzünden yüzlerce sivil öldü; ama, bugün uygulanan OHAL rejimi gerçek anlamda bir darbe.
Artık bildiğimiz anlamdaki Türkiye Cumhuriyeti yıkılmak üzere. Bunu sizi korkutmak için söylemiyorum; muhtemelen sessizliğini koruyan çoğunluğun günlük hayatında bir şey değişmeyecektir. Fakat o çoğunluğun da bilmesini isterim: Ağır bir propaganda bombardımanı altındasınız. Artık televizyonda sadece Saray’da üretilen haberleri izliyorsunuz; akşam tartışmalarındaki ‘karşıt görüşler’, gazete köşelerindeki kanaat önderleri, sadece AKP’nin onayladıkları. Sosyal medyayı bir alternatif olarak görüyorsanız aman dikkat, @BosphorusGlobal’ın bir yıl içerisinde 23 tane hesap açması sebepsiz yere değil; ciddi bir dezenformasyon baskısı altındasınız. Tesadüf değil; Türkiye, dünyada en çok bot hesapla (parayla otomatik tweet atarak) sosyal medyayı kirleten ülkelerden biri.
Geçtiğimiz gece, 676 sayılı KHK ile 15 medya organı daha kapatılıpüniversitelerde rektörlük seçimleri iptal edilirken, sosyal medya AKtroller’in başkanlık çağrılarıyla inliyordu. Sadece 1648 takipçisi olan @TAM_Olsunhesabının ne etkisi olabilir diye düşünüyorsanız, “#TamOlsunBaşkanlıkOlsun” etiketine bakın. Sizin verginizle tüm medya türlerini Başkanlık reklamlarına boğan bir organizasyon var karşınızda.
Hayatın tüm alanlarını kontrol etmeyi hedefleyen bir totaliter rejim planı var karşınızda.

Bu yazıyı okuyan herkesten bir ricam var:
Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, diğer görüşleri de okumaya çalışın. AKP’ye muhalifseniz bile, AKP’nin nasıl bir başkanlık sistemi planladığını samimi olarak öğrenmeye çalışın. Sizden olmayan muhalif gruplar, ulusalcılar, Kürtler, liberaller, sosyalistler neden karşı, onu da bilin.
Ak Parti’yi destekliyorsanız, lütfen, sadece Erdoğan’a sadık kanaat önderleri ile sınırlamayın kendinizi. En karşı çıktığınız, hain, düşman gördüğünüz kişilerin de ne düşündüğünü okuyun. Okuyarak terörist olmazsınız. Hem belki, ‘yüzde 48’in de ülkenin iyiliğini istediğini anlarsınız.
Not 1: Bu yazı yayına girmeden önce Hilal Kaplan (Öğüt), Suheyb Öğüt ve İdris Kardaş’a tüm bu iddiaları sordum; ancak cevap vermediler. Eğer ilerleyen günlerde bir yorumları (ya da sulh ceza hakimi kararı ;) olursa, yazının altına eklerim.
Not 2: Öğüt, Aktüel’deki yazısı yayından kaldırıldıktan sonra “Sansür” başlıklı bir yazı ile şöyle demişti: “Ben editöryal serbestiye inanmam. Ben editöre, o editörü istihdam eden müesseseye inanırım.”
Biz ona sahibinin sesi diyoruz.
Yalnız hakkını vereyim, Öğüt daha o günden işsiz kalacak gazetecilere tavsiyelerde de bulunmuş: “O kadar çok editöryal serbesti düşkünüysen kardeşim, o zaman hiç editörün olmadan yazarsın. Kendine bir blog açar, serbest serbest takılırsın.”
Medium nasıl? :)

YORUMLAR

  • 0 Yorum