Savaş Çin Ekonomisini Yakından İlgilendiriyor
ABD ve İsrail ile İran arasında tırmanan savaş yalnızca Orta Doğu’yu değil, küresel ekonomiyi de yakından ilgilendiriyor. Bu gelişmelerden en fazla etkilenecek ülkelerden biri ise İran’la enerji ve yatırım ilişkileri bulunan Çin olarak gösteriliyor.
Uzmanlara göre Pekin yönetimi kısa vadede enerji arzı konusunda ciddi bir sorun yaşamayacak durumda. Çin’in birkaç ay yetecek kadar stratejik petrol rezervi tuttuğu biliniyor. Bu stoklar, enerji piyasasında yaşanabilecek kısa süreli kesintilere karşı ülkeye önemli bir güvence sağlıyor.
Ancak enerji akışının uzun süre kesintiye uğraması durumunda Çin’in yeni tedarik kaynakları aramak zorunda kalabileceği ifade ediliyor. Bu noktada Pekin’in Rusya’dan petrol tedarikini artırma seçeneğini değerlendirebileceği belirtiliyor.
Orta Doğu’daki İstikrarsızlık Çin’i Endişelendiriyor
Uzmanlar, Orta Doğu’da yaşanabilecek uzun süreli bir istikrarsızlığın Çin ekonomisi üzerinde orta ve uzun vadede daha büyük etkiler doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Çin yönetimi özellikle İran’daki yatırımlarını ve bölgedeki enerji hatlarını koruma konusunu yakından takip ediyor. Çünkü Pekin’in küresel ticaret rotalarının önemli bir bölümü Orta Doğu’dan geçiyor.
Bu nedenle savaşın uzaması sadece enerji arzını değil, aynı zamanda Çin’in uluslararası ticaret planlarını da doğrudan etkileyebilir.
Hürmüz Boğazı Küresel Ticaret İçin Kritik
Çin ekonomisi son yıllarda düşük tüketim, emlak sektöründeki kriz ve yüksek yerel borç yükü gibi ciddi ekonomik sorunlarla mücadele ediyor. Pekin’de düzenlenen Komünist Parti toplantılarında dünyanın ikinci büyük ekonomisinin geleceğine ilişkin yeni ekonomik hedefler tartışıldı.
Açıklanan ekonomik veriler Çin’in büyüme beklentisinin 1991 yılından bu yana en düşük seviyeye gerilediğini ortaya koydu. Pekin yönetimi bu yavaşlamayı ihracatla telafi etmeyi planlıyordu. Ancak ABD ile devam eden ticaret gerilimi ve Orta Doğu’daki savaş bu planları zorlaştıran yeni bir tablo ortaya çıkardı.
Uzmanlara göre özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir kriz, Çin açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümü bu dar deniz yolundan geçiyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksaması halinde enerji sevkiyatının ve küresel ticaret hatlarının büyük zarar görebileceği ifade ediliyor.
Çin–İran Ortaklığı Enerjiye Dayanıyor
Batı dünyasında İran çoğu zaman Çin’in stratejik ortaklarından biri olarak görülüyor. İki ülke arasındaki ilişkiler özellikle enerji ve ticaret alanlarında son yıllarda önemli ölçüde gelişti.
Bu yakınlaşma Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in 2016 yılında İran’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından hız kazandı. İki ülke 2021 yılında 25 yıllık kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması imzaladı.
Bu anlaşma kapsamında Çin’in İran’da yaklaşık 400 milyar dolarlık yatırım yapması ve buna karşılık İran’ın Çin’e düzenli petrol akışı sağlaması planlanmıştı. Her ne kadar yatırımın büyük bölümü henüz hayata geçmemiş olsa da iki ülke arasındaki petrol ticareti devam ediyor.
Enerji verilerine göre Çin 2025 yılında İran’dan günde yaklaşık 1,38 milyon varil ham petrol ithal etti. Bu miktar Çin’in toplam petrol ithalatının yaklaşık yüzde 12’sini oluşturuyor.
Bazı petrol sevkiyatlarının ise yaptırımlardan kaçınmak amacıyla farklı ülkeler üzerinden yeniden etiketlendiği iddiaları da gündeme geliyor.
Çin Petrol Stoklarını Artırdı
Araştırmalara göre Asya’daki yüzer depolarda 46 milyon varilden fazla İran petrolü bulunuyor. Bunun yanında Ulusal İran Petrol Şirketi’nin Çin’in Dalian ve Zhoushan limanlarında kiraladığı tanklarda da gümrük işlemleri bekleyen petrol stoklarının yer aldığı belirtiliyor.
Bu rezervler, Çin’in kısa vadede enerji ihtiyacını karşılayabilmesi açısından önemli bir güvence olarak değerlendiriliyor.
Pekin Savaştan Uzak Durmak İstiyor
Uzmanlar Çin’in Orta Doğu’daki çatışmalara doğrudan dahil olmaktan kaçınmayı tercih ettiğini ancak yaşanan gelişmelerden ciddi şekilde rahatsız olduğunu belirtiyor.
Pekin yönetimi savaşın ardından diplomatik açıklamalar yaparak taraflara ateşkes çağrısında bulundu.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi yaptığı açıklamada ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını eleştirerek egemen bir ülkeye yönelik bu tür askeri müdahalelerin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Çin’de “ABD’nin Planı Ne?” Tartışması
Uzmanlar Çin’de savaşın arka planına ilişkin yoğun tartışmalar yaşandığını belirtiyor. King’s College London’daki Çin Lau Enstitüsü Direktörü Profesör Kerry Brown’a göre Çin’de birçok kişi ABD’nin bu operasyonu nasıl bir stratejiyle yürüttüğünü sorguluyor.
Brown, Çin’deki genel düşüncenin “Bu savaşa dahil olmak istemiyoruz ancak gelişmeleri de tamamen görmezden gelemeyiz” yönünde olduğunu ifade ediyor.
SOAS Çin Enstitüsü Direktörü Profesör Steve Tsang ise savaşın küresel dengeler üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Tsang’a göre Pekin yönetimi bu krizi Batı’nın uluslararası düzen konusundaki tutumunun yeni bir örneği olarak değerlendiriyor.
Küresel Güney Ülkeleri de Etkilenecek
Uzmanlara göre Orta Doğu’daki savaşın etkileri yalnızca bölgeyle sınırlı kalmayacak. Özellikle Küresel Güney ülkeleri bu krizden ciddi şekilde etkilenebilir.
Enerji fiyatlarının artması ve ticaret yollarındaki aksaklıklar bazı ülkelerde gıda ve enerji krizlerine yol açabilir. Bu durum Afrika ve Asya’daki birçok ekonomiyi doğrudan etkileyebilir.
Çin’in Küresel Güney ülkeleriyle güçlü ekonomik bağlara sahip olması ise Pekin için riskleri daha da artırıyor.
Çin Diplomatik Hamlelerini Artırıyor
Tüm bu gelişmeler üzerine Pekin yönetimi diplomatik girişimlerini hızlandırdı. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Umman ve Fransa’daki mevkidaşlarıyla görüşmeler gerçekleştirdi.
Çin hükümeti ayrıca Orta Doğu’daki gelişmeleri yakından takip etmek amacıyla bölgeye özel bir temsilci göndermeyi planladığını açıkladı.
Uzmanlara göre Çin, İran’daki yatırımları ve enerji güvenliği nedeniyle krizin seyrini yakından izliyor. Gerekmesi halinde Pekin’in daha aktif diplomatik adımlar atabileceği belirtiliyor.
Çin’in bu süreçte atacağı adımların yalnızca Orta Doğu’daki dengeleri değil, küresel enerji piyasasını ve uluslararası ticaret sistemini de önemli ölçüde etkileyebileceği değerlendiriliyor.
































