ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail’in de aktif biçimde dahil olduğu İran’a yönelik “büyük çaplı askeri operasyonlar” başlatıldığını duyurması, yalnızca üç ülke arasındaki gerilimi değil, tüm bölgesel dengeleri sarsan bir sürecin kapısını araladı. Tahran’dan yükselen patlama sesleri, diplomasi zemininde ilerleyen krizin artık sahada yeni bir aşamaya geçtiğini gösterdi.
“Tarihin En Kötü İnsanlarından Biri Olan Hamaney Öldü”
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda İran lideri hakkında, “Tarihin en kötü insanlarından biri olan Hamaney öldü” ifadelerini kullandı.
Hakkında farklı açıklamalar yapılan İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği, kısa süre sonra İran devlet televizyonu tarafından da doğrulandı. Yayında, “İran İslam Devrimi lideri şehadete ulaştı” denildi.
İran hükümeti, Hamaney’in ölümü üzerine 40 günlük ulusal yas ve 7 günlük resmî tatil ilan etti.
Yeni Liderlik Süreci Nasıl İşleyecek?
Hamaney’in danışmanı Muhammed Muhbir, İran Anayasası’nın 111. maddesinin devreye gireceğini açıkladı.
Bu maddeye göre, liderin ölümü, istifası ya da görevden alınması durumunda Uzmanlar Meclisi en kısa sürede yeni lideri seçmekle yükümlü. Yeni lider belirlenene kadar Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nin seçeceği Anayasayı Koruyucular Konseyi’nden bir fakihin yer aldığı üçlü konsey liderlik görevini geçici olarak üstlenecek.
Hedef Rejim Değişikliği mi?
Trump’ın açıklamaları, 1979’dan bu yana İran’ı yöneten yapının devrilmesini amaçladığı yönünde yorumlandı. ABD Başkanı İran halkına seslenerek, “İşimiz bittiğinde hükümetinizi devralın. Hükümet sizin olacak” çağrısında bulundu.
Askeri kaynaklara göre operasyonun birkaç gün sürmesi bekleniyor. Ancak bazı analistler sürecin haftalara yayılabileceğini öngörüyor. Bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri, denizaltılar, ağır bombardıman uçakları ve çok sayıda savaş uçağı sevk edildiği belirtiliyor. Bu askeri yığınak, ABD’nin 2003 Irak Savaşı’ndan bu yana Orta Doğu’daki en büyük mobilizasyonu olarak değerlendiriliyor.
Dört Kritik Hedef
The Telegraph’a göre Washington’un önünde dört temel askeri hedef bulunuyor:
İran liderliği: Komuta-kontrol yapısının zayıflatılması.
Stratejik füze kapasitesi: Uzun ve orta menzilli füze stoklarının imhası.
Deniz gücü: Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimaline karşı İran donanmasının etkisiz hale getirilmesi.
Devrim Muhafızları: Rejimin belkemiği olan askeri yapının hedef alınması.
Uzman Danny Citrinowicz, bunun “denk bir mücadele olmadığını” ve İran’ın ABD’yi hava sahasında durdurma kapasitesinin sınırlı olduğunu savundu.
Hava Operasyonları Rejimi Değiştirir mi?
Güvenlik Politikaları Uzmanı Dr. Coşkun Başbuğ’a göre yalnızca hava operasyonlarıyla kalıcı rejim değişikliği sağlamak zor.
Başbuğ, Trump’ın başlangıçta İsrail’i doğrudan sürecin dışında tutarak hızlı ve sınırlı bir operasyon planladığını ancak İsrail’in fiilen sürece dahil olmasıyla ABD’nin daha geniş bir çatışma denklemine çekildiğini ifade etti.
“Uzun vadede gemileri ve askeri unsurları bölgede bu şekilde tutmak sürdürülebilir değil” diyen Başbuğ, ABD’nin kısa sürede sonuç almak istediğini, İsrail tarafının ise haftalar sürecek bir operasyon öngördüğünü belirtti.
Hamaney’in Ölümü Rejimi Sarsar mı?
Başbuğ’a göre İran’daki sistem yalnızca dini lider üzerinden şekillenmiyor. Kurumsal yapı ve özellikle İran Devrim Muhafızları Ordusu, rejimin korunmasında kritik rol oynuyor.
Bu nedenle Hamaney’in ölümüyle sistemin aniden çökeceğini söylemek gerçekçi değil. Sürecin nasıl şekilleneceği, yeni liderlik kadrosunun oluşumu ve olası dış müdahalelerin boyutuna göre netleşecek.
Olası Halefler Kim?
Geçen yıl The New York Times’ta yer alan habere göre Hamaney, olası ölüm durumunda Uzmanlar Meclisi’ne üç adaydan birinin hızla seçilmesi talimatını vermişti.
Kulislerde Meclis Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf ve Ali Asghar Hejazi gibi isimler konuşuluyor. Sürgündeki eski veliaht prens Reza Pehlevi ise demokrasiye geçiş çağrılarıyla gündeme gelmeye çalışıyor. Ancak bu isimlerin ülke içindeki gerçek destek düzeyi belirsiz.
Trump ise “İran’ın yeni liderini biliyorum” diyerek dikkat çekici bir mesaj verdi.
Irak Deneyimi ve İran Gerçeği
ABD’nin 2003’te Irak’ta yürüttüğü rejim değişikliği operasyonu uzun süreli istikrarsızlıkla sonuçlanmıştı. İran’ın yaklaşık 90 milyonluk nüfusu, geniş coğrafyası ve güçlü askeri kapasitesi, olası bir kara harekâtını son derece maliyetli kılıyor.
Başbuğ, “Sadece bombalamalarla rejimin değişmesi pek mümkün gözükmüyor” diyerek kara harekâtının ise büyük risk taşıdığını vurguladı.
Masa İhtimali Zayıf
Uzmanlara göre diplomasi seçeneği şu aşamada zayıf görünüyor. Başbuğ, “Savaş artık kontrolden çıkıyor. Buradan sonra sürecin nereye evrileceğini kestirmek çok zor” değerlendirmesinde bulundu.
Orta Doğu, yeni ve belirsiz bir döneme girerken, Hamaney’in ölümü ve ABD’nin askeri hamlesi yalnızca İran’ın değil, bölgenin tamamının siyasi ve askeri dengelerini yeniden şekillendirecek bir sürecin başlangıcı olarak görülüyor.



























