Ortadoğu’da savaşın geleceğini belirleyecek kritik süreç, İsrail’in Hamas’ın sunduğu kısmi ateşkes ve esir takası planına vereceği yanıtla şekilleniyor. Hamas, 60 günlük ateşkes karşılığında esir değişimine destek verdiğini açıklamasına rağmen, İsrail hükümetinden hâlâ resmi bir yanıt gelmedi. Güvenlik ve siyaset kabinesinin bu kritik gelişmeye rağmen toplanmamış olması, Tel Aviv’in süreci bilinçli olarak ağırdan aldığı yorumlarına yol açıyor.
İsrail’in Sessizliği ve Diplomasi Trafiği
Son günlerde arabulucularla çeşitli temasların yürütüldüğü, İsrail’in Washington ve Katar üzerinden ön görüşmeler yaptığı biliniyor. Netanyahu’nun danışmanı Ron Dermer’in Paris’te Katarlı arabulucularla buluştuğu aktarıldı. Netanyahu ise kamuoyuna yalnızca “kapsamlı bir anlaşmadan yana” olduğunu açıklasa da, kısmi bir anlaşma seçeneğini tamamen dışlamadığı görülüyor.
Başbakanlık ofisinden yapılan son açıklamada ise Gazze’deki kara harekâtı için saha planlarının hızlandırıldığı duyuruldu. Ancak bu planların gerçekten uygulanıp uygulanmayacağı, yoksa yalnızca siyasi baskı aracı olarak mı kullanılacağı tartışma konusu.
İç Politikada Çatlaklar
İsrail iç siyasetinde ise gerilim giderek artıyor. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, hükümetin kısmi veya kapsamlı bir esir takası anlaşmasına varması halinde istifa tehdidinde bulundu. Bu durum, Netanyahu’nun zaten kırılgan olan koalisyon dengelerini daha da sarsıyor.
Likud Partisi içinde Gideon Sa’ar’ın partiye dönüşü tartışma yaratırken, Sara Netanyahu’nun buna karşı çıkışı kişisel husumetleri de gündeme taşıdı. Yuli Edelstein’ın görevden alınması ise koalisyonun dini kanadına taviz olarak yorumlandı. Ayrıca Smotrich’in seçim barajını aşması ve Itamar Ben Gvir ile ittifak kurarak Netanyahu’ya meydan okuması, Likud ile dini-milliyetçi blok arasındaki gerilimi artırıyor.
Koalisyonun en zayıf halkası olarak görülen Haredi partiler, hükümetten somut bir kazanım elde edememiş durumda. Buna rağmen Netanyahu, Şas Partisi lideri Aryeh Deri ile kurduğu özel bağ üzerinden bu blok üzerindeki kontrolünü korumaya çalışıyor.
Sahadaki Askerî Durum
İsrail ordusu, “Gidyon Arabaları” adı verilen operasyonun ikinci aşamasına geçildiğini açıkladı. Bu aşamanın hedefi, Gazze şehrinin tamamen kontrol altına alınması. Sabra, Tuffah, Zeytun ve Cebaliye gibi mahallelerin kuşatılması planlanıyor. Operasyon kapsamında 60 bin yedek asker yeniden göreve çağrılırken, 20 bin askerin hizmet süresi uzatıldı. Bu askeri mobilizasyon, stratejik tırmanışın işareti olarak görülüyor.
Buna karşın, istihbarat raporları Hamas’ın yaklaşık 24 bin silahlı mensubuyla başlangıçtaki gücünü koruduğunu gösteriyor. Bu da İsrail’in “yıpratma stratejisinin” başarısız olduğunu ortaya koyuyor.
Uluslararası Cephe
ABD ve İsrail, Gazze’deki saldırılar nedeniyle artan uluslararası eleştirilere karşı ortak bir strateji yürütüyor. Washington yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yargıçlarına yaptırım uygularken, İsrail hükümeti de kendisine yönelik diplomatik sınırlamalara sert tepki gösteriyor. Bu tavır, iki ülkenin Gazze politikası konusundaki uluslararası muhalefeti bastırma çabası olarak değerlendiriliyor.
Müzakere Çıkmazı
Müzakere süreci büyük ölçüde Netanyahu ve danışmanı Ron Dermer’in kontrolünde. Güvenlik kurumlarının üst düzey yetkilileri resmi süreçten dışlanıyor. Netanyahu, kamuoyuna “kapsamlı anlaşma” vurgusu yaparken perde arkasında kısmi anlaşma ihtimalini de açık tutuyor. Bu durum, hükümetin asıl hedefinin kalıcı bir çözüm üretmek değil, siyasi ve askeri baskıları dengelemek ve zaman kazanmak olduğu yorumlarına yol açıyor.
Netanyahu’nun siyasi söylemindeki değişim de dikkat çekiyor. Daha önce aşamalı müzakerelere sıcak bakarken, artık yalnızca kapsamlı anlaşmayı kabul edeceğini ifade ediyor. Uzmanlara göre bu tutum gerçekçi değil; kısmi bir anlaşma hâlâ en olası senaryo olarak görülüyor.
Muhtemel Senaryolar
Kısmi Anlaşma: ABD ve arabulucuların baskısı artarsa, esir takası anlaşması yapılabilir. Ancak bu koalisyonda ciddi çatlaklar yaratabilir.
Kapsamlı Kara Operasyonu: Gazze’ye topyekûn saldırı seçeneği masada. Ancak bu, esirlerin hayatını ciddi risk altına sokacaktır.
Belirsizliğin Sürmesi: Netanyahu’nun tercih ettiği ihtimal ise zaman kazanmak. Savaşın devam etmesi, ona iç ve dış baskılar karşısında esneklik sağlıyor.

HABER // AHMET CEKİN






























