İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Yahudilerce milattan önce 2. yüzyılda Makkabilerin Helenizme karşı kazandığı zaferin anıldığı Hanuka Bayramı dolayısıyla işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Burak Duvarı’nda (Ağlama Duvarı) mum yakarak açıklamalarda bulundu. Netanyahu’nun sözleri, hem tarihi referansları hem de güncel çatışmalara yüklediği anlam nedeniyle uluslararası kamuoyunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Konuşmasında Makkabilerin verdiği mücadeleyi yalnızca Yahudi tarihinin değil, aynı zamanda “Yahudi-Hristiyan medeniyetinin” temel taşı olarak nitelendiren Netanyahu, bu mücadelenin başarısızlıkla sonuçlanması halinde bugün bilinen dünya düzeninin şekillenmeyeceğini savundu. Netanyahu, “Makkabiler başarısız olsaydı Yahudilik olmazdı. Yahudi-Hristiyan medeniyeti olmazdı. ABD olmazdı.” ifadelerini kullanarak, tarihsel bir zaferi günümüz siyasi ve ideolojik okumalarıyla ilişkilendirdi.
Netanyahu, Yahudilerin tarih boyunca verdikleri mücadelelerin yalnızca kendi varlıklarını değil, Batı dünyasının temel değerlerini de ayakta tuttuğunu öne sürdü. Bu yaklaşımını güncel gelişmelere bağlayan İsrail Başbakanı, Gazze başta olmak üzere bölge genelinde yürütülen askeri operasyonları da bu medeniyet adına verilen bir “varoluş mücadelesi” olarak tanımladı. Netanyahu’nun bu sözleri, İsrail’in son dönemde artan askeri faaliyetlerine ideolojik bir zemin oluşturma çabası olarak yorumlandı.
Ancak Netanyahu’nun açıklamaları, sahadaki ağır insani tabloyla birlikte değerlendirildiğinde sert eleştirileri de beraberinde getirdi. Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’ten bu yana süren İsrail saldırılarında yaklaşık 71 bine yakın Filistinlinin hayatını kaybettiği, bölgenin altyapısının büyük ölçüde tahrip olduğu ve derin bir insani kriz yaşandığı belirtiliyor. Uluslararası kuruluşlar, özellikle sivillerin hedef alınması ve temel yaşam kaynaklarının yok edilmesi nedeniyle bölgede eşi benzeri görülmemiş bir felaket yaşandığına dikkat çekiyor.
İsrail ordusunun bu süreçte yalnızca Gazze ile sınırlı kalmayarak Lübnan, Suriye, Yemen ve İran’a yönelik saldırılar düzenlemesi de bölgesel gerilimi daha da tırmandırdı. Söz konusu saldırılarda binlerce kişinin yaşamını yitirdiği, milyonlarca insanın ise evlerini terk etmek zorunda kaldığı ifade ediliyor. Bölge genelinde artan şiddet sarmalı, Orta Doğu’da istikrarsızlığı derinleştirirken, küresel ölçekte de güvenlik endişelerini artırıyor.
Netanyahu’nun Hanuka Bayramı vesilesiyle yaptığı bu konuşma, dini ve tarihi sembollerin güncel askeri ve siyasi hedeflerle ilişkilendirilmesi açısından dikkat çekici bulunuyor. Eleştirmenler, bu tür söylemlerin çatışmaları daha da meşrulaştırdığı ve barış umutlarını zayıflattığı görüşünü dile getirirken, İsrail yönetimi ise yürütülen operasyonların “güvenlik ve varlık mücadelesi” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Ortaya çıkan tablo, Hanuka’nın sembolize ettiği “ışık ve kurtuluş” temasının, bölgede süren savaş ve yıkımla keskin bir tezat oluşturduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
































