Müslüman yazar başkalarının dertleriyle dertlenebilmeliİSTANBUL-Hikâyeci Mustafa Başpınar, Özgür Yazarlar Birliği’nde “Günümüz Öyküsünde Öne Çıkan Temalar” başlıklı söyleşide konuştu. Programdan başlıklar şu şekilde:- Bir yazarı “Bireysel yazıyor.” diye eleştirmek ne kadar yerinde? Bireysel - toplumsal olarak değerlendirmek dünyaya bakış ile ilgili. Her bireysel konu topluma değiyor, birey toplumda yaşıyor neticede.- Dindar ya da muhafazakâr kesimin öykülerine baktığımızda en çok işlenen konuların başında “bireyin açmazları, modern dünya karşısındaki sıkıntıları” geliyor. Ancak muhafazakârlar bu konuları iyi işleyemiyor, iyi metinler ortaya çıkamıyor.- Kürt sorununu Cihan Aktaş, Yıldız Ramazanoğlu, Ahmet Örs, Emine Uçak Erdoğan ve eklenebilecek birkaç ismin dışında İslami diyebileceğimiz o geniş kesimin öykülerinde göremiyoruz. İşçilerin problemleri, emeğin sömürülmesi, ırk ve dil sebebiyle dışlanma konularını da muhafazakâr camiada göremiyoruz. Varsa yoksa 28 Şubat, o da başörtüsü bağlamında ele alınıyor.- Kürt sorununu işlemek için Kürt olmak gerekmiyor, işçi meselesi için işçi olmak gerekmiyor. Müslüman yazar başkalarının dertleriyle dertlenebilmeli ki işçi ölümlerini, maden göçüklerini ele alabilsin.- Hasan Ali Toptaş’ın “Ölü Zaman Gezginleri” kitabında “Yago” diye bir öykü var. Bu öyküde sınır konusu (Suriye sınırı üzerinden) çok insani olarak ele alınmış. Sınır konusu dindar camiada yine işlenmeyenlerden.- Dindarların çıkardığı dergilerin son sayılarına şöyle bir baktığımda nostalji, çocukluk, anılar gibi konular çokça ele alınmış ama toplumsal meseleler ele alınmamış. Sosyal konularda sol kesim daha ağır basıyor.- İnsanlar kendi oylarıyla büyüttüğü iktidardan korkuyor.- Kanaat önderi olmak iktidarla ilişkiyi mi gerektirir, sessiz olmayı mı?- Muhafazakârlara göre sanatçının siyasetle ilişkisi olmamalı. Eleştiriyi siyaset olarak görüyorlar ama iktidarın yanında olmayı siyaset görmüyorlar.






























