Malazgirt Savaşı’nın Nedenleri, Sonuçları ve Önemi.Sultan Alparslan Kimdir?

Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru Romen Diyojen arasında gerçekleşen muharebedir. Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, "Türklere Anadolu'nun kapılarında kesin zafer sağlayan son muharebe" olarak bilinir

Malazgirt Savaşı’nın Nedenleri, Sonuçları ve Önemi.Sultan Alparslan Kimdir?

Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru Romen Diyojen arasında gerçekleşen muharebedir. Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, "Türklere Anadolu'nun kapılarında kesin zafer sağlayan son muharebe" olarak bilinir

Malazgirt Savaşı’nın Nedenleri, Sonuçları ve Önemi.Sultan Alparslan Kimdir?
26 Ağustos 2020 - 20:18

Malazgirt Meydan Savaşı, 26 Ağustos 1071’de, Büyük Selçuklu Devleti ile Bizans (Doğu Roma) arasında gerçekleşen savaştır. Sultan Alparslan’ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Savaşı, “Türklere Anadolu’nun kapılarını kesin olarak açan savaş” olarak bilinir.

Büyük Selçuklu Devleti’nin temellerinin atıldığı Dandanakan Savaşı’ndan (1040) sonra Merv şehrinde toplanan büyük kurultayda alınan kararlar çerçevesinde batı yönünde büyük fetih hareketleri başladı.

MALAZGİRT MEYDAN SAVAŞI’NIN NEDENLERİ

Anadolu’nun bir Türk yurdu haline getirilmesi için yapılan akınlar sırasında Doğu Roma imparatorluğu’nun (Bizans) başına geçen Romen Diyojen, gittikçe artan Türk fetihlerini durdurmak amacıyla büyük bir orduyla Mart 1068’de Anadolu seferine çıktı. Ardından yapılan iki seferde kesin başarı kazanılamadı.

MALAZGİRT’E DOĞRU

Bunun üzerine İmparator Romen Diyojen, doğrudan İran’a ulaşıp Selçuklu başkentini ele geçirerek sorunu kökünden halletmek için öncekilerden daha güçlü bir orduyla yola çıktı. 200 bin kişilik ordu Peçenek, Uz, Kıpçak ve Hazar Türkleri ile İslav, Alman, Bulgar, Frank, Ermeni ve Gürcülerden oluşturuldu ve güçlü silahlarla donatıldı. Bu sırada Selçuklu Sultanı Alparslan Suriye’de idi.

MALAZGİRT SAVAŞI ÖNCESİ

Sultan Alparslan, Fatimîler ile meşgul iken gelen Bizans elçisi İmparatorun Menbiç’e karşılık Ahlat ve Malazgirt’in iadesini istediğini bildirdi. Bizans İmparatorunun büyük bir orduyla ilerlediği haber alan Sultan, elçiyi sert bir cevapla geri gönderdikten sonra seferini yarıda kesip Musul’a yöneldi, yorgun ve yaşlı askerlerini terhis ederek taze kuvvetlerle Anadolu’ya geçti. Silvan’da iken İmparatorun Malazgirt Kalesi’ni zaptedip halkı kılıçtan geçirdiğini öğrenince Ahlat’a doğru yola çıktı. İmparatorun arkasını güvence altına almak amacıyla Ahlat’a gönderdiği birlikler Ahlat Selçuklu Garnizonu kumandanı Emîr Sunduk tarafından bozguna uğratıldı.

 

AYNI İDEALE HİZMET EDEN ORDU

Çeşitli milletlerden oluşması sebebiyle birlikten mahrum 200 bin kişilik Bizans ordusuna karşılık Selçuklu ordusu aynı ideale hizmet eden yaklaşık 50 bin kişilik Müslüman Türklerden ibaretti. Sultan Alparslan’ın beraberinde Gevherâyin, Afşin, Sav Tegin, Sunduk ve Ay Tegin gibi Anadolu’yu ve Bizans’ı iyi tanıyan tecrübeli akıncı beyleriyle Artuk, Tutak, Dânişmend, Saltuk, Mengücük, Çavlı, Çavuldur ve Porsuk gibi Selçuklu devletinin değerli emîrleri bulunuyordu.

SULTAN ALPARSLAN’IN TUZAĞI

Alparslan, öncü savaşlarından sonra Ahlat’tan ayrılarak Ahlat-Malazgirt arasındaki Rahve ovasında karargâhını kurdu ve askerlerini tepelere yerleştirip ovayı kontrolü altına aldı. Bizans ordusunun büyüklüğü sebebiyle meydan savaşına girişmeye henüz karar vermediğinden görünüşte barış teklifinde bulunmak, gerçekte ise düşmanın durumunu tespit etmek için İmparatora bir elçilik heyeti gönderdi. İmparator, Sultan Alparslan’ın bu elçilik heyetini köşeye sıkıştığı için gönderdiğini zannederek teklifi reddetti. Bunun üzerine Sultan Alparslan ordusunu savaş düzenine geçirip süvarilerini vadide pusuya yatırdı. Bizzat kumanda edeceği 4 bin kişilik hassa askerini merkez hattına yerleştirdi. Bir süre sonra, merkez hattında Romen Diyojen olmak üzere Nikephoros Bryennios, Aliattes ve Andronikos Dukas gibi kumandanların yer aldığı Bizans ordusunun da savaş düzenine girmesiyle iki ordu karşı karşıya geldi.

CUMA HUTBESİNDE SULTAN ALPARSLAN’A DUA

Abbâsî Halifesi Kāim-Biemrillâh, İslâm dünyasının yakından ilgilendiği Malazgirt Muharebesi’nin Sultan Alparslan tarafından kazanılması hazırladığı dua metninin Cuma namazında bütün İslâm ülkelerindeki minberlerden okutulmasını emretti.

SULTAN ALPARSLAN’IN MALAZGİRT KONUŞMASI

Cuma günü öğleye kadar orduyu denetleyen ve kumandanlarına son direktiflerini veren Alparslan, ordusuyla birlikte Cuma namazını kıldıktan sonra “Ölürsem kefenim olsun” dediği beyaz bir elbiseyle askerin karşısına çıktı ve şu konuşmayı yaptı: “Ben, Müslümanların camilerde bizim için dua etmekte oldukları bu saatlerde düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek arzu ettiğimiz sonuç gerçekleşmiş olur, yenilirsek şehid olarak cennete gideriz. Bugün burada ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker var; ben de içinizden biri olarak sizinle birlikte savaşacağım; benimle gelmek isteyenler peşime düşsünler, istemeyenler serbestçe geri dönebilirler.” Sultan Alparslan, bu ünlü konuşmasının ardından ilk hücumu başlattı.

 

MALAZGİRT MEYDAN SAVAŞI NASIL KAZANILDI?

Şiddetli çarpışmaların ardından Sultan Alparslan’ın bizzat yönettiği Kurt Kapanı (Turan, Hilal Taktiği) taktiği ile Bizans ordusu çembere alındı. Öte yandan Bizans ordusunda savaşan Peçenek, Uz, Kıpçak (Türkleri) askerleri Selçuklu tarafına geçti. Neticede öğle vaktinden geceye kadar devam eden bu meydan savaşında Bizans ağır bir yenilgiye uğradı. Ordunun büyük bir kısmı kılıçtan geçirildi, İmparator ve çok sayıda general esir alındı, askerlerin ancak bir bölümü kaçarak canlarını kurtarabildi.

MALAZGİRT MEYDAN SAVAŞI’NIN SONUÇLARI

Sultan Alparslan İmparatora bir savaş esiri değil bir konuk hükümdar muamelesi yaptı. İki hükümdar arasında geçen müzakereler sonunda bir barış antlaşması imzalandı. Buna göre,

1. İmparator kurtuluş akçesi olarak 1,5 milyon altın verecek.

2. Bizans Devleti her yıl Selçuklu’ya 360.000 altın vergi ödeyecek.

3. Bizans’ın elinde bulunan bütün İslâm esirleri serbest bırakılacak.

4. Bizans gerektiğinde Selçuklu’ya askerî yardımda bulunacak.

5. İmparator kızlarından birini sultanın oğluna nikâhlayacak.

6. Antakya, Urfa, Menbiç ve Malazgirt Selçuklu’ya bırakılacak.

ROMEN DİYOJEN’İN HAZİN SONU

Barış antlaşmasının imzalanmasından bir gün sonra Sultan Alparslan, Romen Diyojen’i İstanbul’a uğurladı. Ancak Bizans Senatosu, mağlûbiyet haberini alınca Romen Diyojen’i tahttan indirip yerine VII. Mikhail Dukas’ı İmparator ilân etti. Bizans kuvvetleri tarafından teslim alınan Romen Diyojen getirildiği Kütahya’da gözlerine mil çekilerek hapse atıldı; ertesi yıl da Kınalıada zindanında öldü.

 

MALAZGİRT SAVAŞI’NIN YANKILARI

Savaştan sonra İsfahan’a giden Alparslan, Abbâsî halifesi ve bütün İslâm hükümdarlarına fetihnâmeler göndererek kazandığı zaferi müjdeledi. Bu haber ulaştığı her yerde büyük coşkuyla karşılandı ve bütün Müslümanlar üzerinde derin bir etki meydana getirdi. Halife Kāim-Biemrillâh, Alparslan’a değerli armağanlarla birlikte özel bir mektup göndererek kazandığı zaferden dolayı onu kutladı ve ona çeşitli unvanlar verdi. Diğer İslâm memleketleri hükümdarları da Alparslan’ı özel heyetlerle değerli armağanlar ve tebriknâmeler gönderip kutladı. Ayrıca devrin şair ve edipleri sultan hakkında kasideler, çeşitli övgü yazıları kaleme aldı.

MALAZGİRT MEYDAN SAVAŞI’NIN TÜRK TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ

Malazgirt Muharebesi Türk ve dünya tarihinin dönüm noktalarından biri oldu. Bu zafer sonunda, Bizans’ın bütün maddî imkânlarını kullanarak hazırladıkları büyük ordu dağıldığından daha sonraki yıllarda Türkler önemli bir direnişle karşılaşmadan kısa zamanda Ege ve Marmara kıyılarına kadar ilerledi ve fethettikleri toprakları vatan edinip Saltuklu, Mengücüklü, Dânişmendli, Dilmaçoğulları, Ahlatşahlar, Yinaloğulları, Çubukoğulları ve Artuklu devletlerini kurdu.

Sultan Alparslan, Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya gelişlerini ve mücadelesini yöneten komutan ve Büyük Selçuklu Devleti’nin ikinci hükümdarıdır.

SULTAN ALPARSLAN’IN HAYATI

Sultan Alparslan, Horasan Meliki Çağrı Bey’in oğludur. Selçuklu-Karahanlı savaşı başlamadan 20 Ocak 1029’da doğdu. Henüz küçük yaşta iken, babası Çağrı Bey’in hastalanması üzerine idareyi ele alarak Gazneli taarruzlarını durdurması,1049’da Karahanlılara ve 1058’de Gaznelilere karşı zaferler kazanması, Çağrı Bey’in son yıllarında veliaht sıfatıyla yönettiği Horasan ve bütün Selçuklu topraklarında büyük bir itibar kazanmasını sağladı. Çağrı Bey’in Ağustos 1008’da ölümü üzerine Horasan Meliki oldu.

Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey Eylül 1063’te ölünce, vasiyeti üzerine tahta üvey oğlu Süleyman çıktı. Vezir Amîdülmülk tarafından tahta çıkarılan Süleyman’a karşı Alparslan, ağabeyi Kirman Meliki Kavurd, amcası Mûsâ İnanç Yabgu, Çağrı ve Tuğrul beylerin amcazadeleri olan Selçuk’un torunu Kutalmış taht üzerinde hak talep etti.

Alparslan, önce Herat’ta bulunan amcası İnanç Yabgu üzerine yürüyerek onu mağlûp etti. Ardından ordusu ile imparatorluk başkenti Rey’e doğru hareket etti. 1063 yılının son günlerinde yapılan savaşta Kutalmış’ı da mağlûp etti. Alparslan’ın Rey’e girmesi üzerine İsfahan’a kadar ilerleyen Kirman Meliki Kavurd bölgesine geri döndü. Alparslan’ın tahta çıkarak adına hutbe okutup sikke kestirmesinden sonra saltanatı, Halife tarafından da 27 Nisan 1064’te tasdik ve ilân edildi.

 

Sultan Alparslan’ın Batı Seferi

Sultan Alparslan, iki ay idarî işlerle ve ordunun hazırlıklarıyla meşgul olarak Şubat 1064’te “Rum gazâsı” adı verilen batı seferine çıktı. Sultan Alparslan hükümdarlığı süresince devletin batı yönüne daha çok önem verdi, batıda fetih, doğuda ise genellikle asayişi sağlama amacı güttü. Bunun sebebi, babası Çağrı Bey’in Bizans üzerine yaptığı akınlar sırasında keşfedilen Doğu Anadolu yaylalarının Türkler için en uygun yerleşme alanı görülmesi oldu.

ANADOLU’YA YAPILAN TÜRK GÖÇLERİ

Selçuklu, devlet teşkilâtı, kuvvetli ordusu ve mükemmel idaresiyle Orta Asya kendilerini emniyette görmeyen ve ekonomik sıkıntı içinde bocalayan Türk toplulukları için sığınılacak kapı oldu. Bu sebeple dönmemek üzere Selçuklu topraklarına akan ve Oğuz ağırlıklı Türk boyları, kimi Selçuklu şehzadelerinin hizmetine girerek fetihlere katılırken kimi de kendi beylerinin emrinde, yeni yurtlar edinmek için savaştı. Selçuklu ülkesinin hemen her tarafına XI. yüzyılın başlarından beri aralıksız süregelen göçler yer yer sosyal rahatsızlıklara da neden oldu. Bu sorun konargöçer Türklerin hayat şartlarına uygun, Orta Asya’ya benzeyen ve hayvan yetiştirmeye elverişli Anadolu’nun fethini zorunlu kıldı.

Hıristiyanların elinde bulunan Anadolu’nun fethedilmesi hususunda kararlı olan Selçuklu devlet adamları, Türkleri Bizans sınırlarına sevketmeyi devletin resmî iskân siyaseti olarak gördü. Fakat Anadolu’ya ulaşmak için Urmiye gölü yöresinden Tiflis’in kuzeyine kadar uzanan yerlerde Bizans’a bağlı ileri karakol vazifesi gören küçük prensliklerin ortadan kaldırılması gerekiyordu.

Anadolu’nun Kilidi Ani Şehrinin Fethi

Sultan Alparslan, Gürcistan seferinin ardından Doğu Anadolu’ya geçerek 16 Ağustos 1064’te Bizans’ın elinde olan, bölgenin en müstahkem şehri Ani’yi fethetti. Ani’nin Müslümanlar tarafından fethedilmesi Doğu’da ve Batı’da büyük yankı uyandırdı.

Sultan Alparslan’ın Doğu Seferi

1065 sonbaharında büyük bir ordu ile Hârizm’e hareket eden Alparslan, Mangışlak taraflarında kervanlara saldıran, kargaşa çıkaran asileri uzaklaştırdı. Daha sonra Kıpçakları itaat altına alarak doğuya yöneldi ve Mâverâünnehir’e girdi. Cend şehrinde bulunan atası Selçuk Bey’in mezarını ziyaret etti. Cend topraklarını Selçuklulara bağlayarak seferini tamamladı. Alparslan’ın asayişi sağlamak amacıyla başlattığı doğu seferi, Hazar denizinden Taşkent’e kadar bütün toprakların büyük bir kısmı savaşmaya dahi gerek kalmadan Selçuklu hâkimiyetine girmesiyle sonuçlandı.

Sultan Alparslan’ın Azerbaycan Seferi

Sultan Alparslan, 1068 yılı başlarında ikinci Kafkasya seferine çıktı. Amacı Azerbaycan’ı tamamen Selçuklulara bağlamaktı. Bu seferde Tiflis dahil Azerbaycan şehirleri fethedildi.

Anadolu’ya Türk Akınları

Sultan Alparslan, her iki Kafkasya seferini de yarım bırakmasına rağmen Türklerin Anadolu’daki ilerlemeleri devam etti. Anadolu’nun ellerinden gittiğini gören Bizans, imparatoriçe ile evlenerek tahta geçen Roman Diyojen’i kurtarıcı olarak gördü. Roman Diyojen, 1068 baharında çoğunluğu ücretli askerlerden oluşan bir ordu ile Anadolu seferine çıktı. Roman Diyojen, Orta Anadolu üzerinden güneye inip Suriye yolunda stratejik değeri olan Menbiç Kalesi’ni fethederek geri döndü. Ardından yapılan iki sefere rağmen netice alınamadı. Bunun üzerine Diyojen, Türk meselesini kökünden halletmek üzere büyük bir orduyla yalnız Anadolu’yu akıncılardan temizlemek değil, İran içlerine yürüyerek Selçuklu başkentini de zaptetmek amacıyla 13 Mart 1071 günü dördüncü seferine çıktı.

İslam Birliği Mücadelesi

Sultan Alparslan, bu sırada Suriye’de Fâtımîler ile mücadele ediyordu. Çünkü Tuğrul Bey’den beri Selçukluların kurmaya çalıştığı İslâm dünyasındaki dinî-siyasî birlik, Fâtımîlerin aksi yöndeki çabaları sebebiyle gerçekleşemiyordu.

MALAZGİRT’E DOĞRU

Sultan Alparslan, Suriye’de iken gelen Bizans elçisi imparatorun Malazgirt ve Ahlat’a karşılık, Menbiç’i Selçuklulara bırakmak istediğini bildirdi. Teklifi kabul etmeyen Sultan Alparslan, büyük bir Bizans ordusunun geldiği istihbaratı üzerine, ordusunun bir bölümünü Şam’ı fethetmek üzere Suriye’de bırakarak Musul’a geçti. Burada Selçuklu ordusunun yaşlı ve yorgun askerleri terhis edilip yerlerine zinde kuvvetler alındı ve çeşitli savaş hazırlıkları yapıldı.

MALAZGİRT MEYDAN MUHAREBESİ

26 Ağustos 1071 Cuma günü Malazgirt ovasında yapılan meydan savaşında Selçukluların kazandığı büyük zafer Türklere Anadolu kapılarını açarak dünya tarihinine tesir etti.

Artuk, Mengücük, Saltuk, Dânişmend ve diğer Türk beylerinin güçleriyle birlikte Bizans kuvvetlerinin ancak dörtte birine denk gelmesine rağmen Selçuklu ordusu moral gücünün yüksekliği, taktik üstünlük, Sultan Alparslan’ın konuşması ve savaş esnasında Peçenek (Kuman), Uz (Oğuz) kuvvetlerinin Selçuklu safına geçmesi sayesinde savaşı kazandı. Bizans ordusu pek çoğu ücretli, aralarında dil, din, ortak gaye gibi birleştirici unsurlar olmayan kuvvetlerden oluşuyordu. Selçuklu ordusu yalnız Müslüman Türklerden ibaretti. Bizans kumandanları arasında rekabet ve çeşitli fikir ayrılıkları bulunurken Selçuklu kumandanları, Alparslan’ın etrafında kenetlenmişti. Bizans ordusunun manevra kabiliyeti zayıf, ağır teçhizatlı birliklerine karşı Türk kuvvetlerinin hafif teçhizatlı, manevra kabiliyeti yüksek süvari kıtalarından meydana gelmiş olması, savaşın seyri ve sonucunu etkiledi. Savaşın kazanılmasında en önemli neden Sultan Alparslan’ın Türklerin tarih boyunca kara ve deniz savaşlarında kullandıkları, Kurt Kapanı (Turan, Hilal Taktiği) taktiğini kullanması oldu.

 

SULTAN ALPARSLAN’IN ROMEN DİYOJEN’E MUAMELESİ

Sultan Alparslan, savaştan sonra Romen Diyojen’i şeref misafiri olarak ağırladı. İki hükümdar arasında dostluk kuruldu ve bir barış antlaşması imzalandı. Ancak Roman Diyojen’in gıyabında tahttan indirilmesi ve bir süre sonra 4 Ağustos 1072’de öldürülmesi üzerine bu antlaşma hükümleri uygulanamadı.

Sultan Alparslan’ın Türkistan Seferi

Sultan Alparslan, Roman Diyojen’in acıklı ölümüne çok üzüldü ve barış antlaşmasının geçersiz olduğunu ilân ederek Bizans üzerine bir ordu gönderdi. Kendisi de 200 bin kişilik ordusuyla Türkistan seferine çıktı. Bu seferin sebebi Selçuklu Devleti’ni tehdit eden Karahanlıları tamamen ortadan kaldırmaktı.

SULTAN ALPARSLAN NASIL ÖLDÜ?

Sultan Alparslan, Karahanlı topraklarında bir süre kuşatmaya direndikten sonra teslim olarak huzura kabulünü isteyen Barzam Kalesi kumandanı Yûsuf Hârizmî (Barzemî) tarafından, çizmesine sakladığı küçük bir hançerle vurularak ağır şekilde yaralandı, dört gün sonra da 24 Kasım 1072’de şehit oldu.

SULTAN ALPARSLAN’IN VASİYETİ - Sultan Alparslan’ın Oğlu

Sultan Alparslan, ölmeden önce oğlu Melikşah’a biat edilmesini, dul kalacak son karısının kardeşi Kirman Meliki Kavurd’la evlendirilmesini, Kirman ve Fars bölgelerinin Kavurd’a bırakılmasını ancak onun başkente yakın Şiraz’da oturtularak kontrol altında tutulmasını vasiyet etti. Sultan Alparslan’ın ileri görüşlülüğünü gösteren bu vasiyet, Kavurd’un isyan etmesi üzerine uygulanamadı.

Kaynak: DİA’dan derlenmiştir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum