KİGEDER Başkanı Özkan Demiroğlu’ndan 10 Aralık İnsan Hakları Günü Mesajı:
“İnsanlık Onurunu Kurtarmak İçin Kendi Kodlarımıza Dönmeliyiz”
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü kapsamında görüşlerine başvurduğumuz Küçükçekmece İmam Hatipliler Derneği (KİGEDER) Başkanı Özkan Demiroğlu, günün anlam ve önemine dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Demiroğlu, insan hakları söylemlerinin her yıl klişeleşen ifadelerle tekrarlanmasına rağmen, dünyanın birçok coğrafyasında insanlık onurunun ağır ihlallerle yüz yüze bırakıldığını belirtti.
Demiroğlu, yıllardır savaşların bitmesi, barış, kardeşlik ve daha insanca bir yaşam gibi temennilerin dile getirildiğini fakat pratikte insanlık dramının giderek büyüdüğünü vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Her yıl aynı kalıptan çıkmışçasına cümleler kuruluyor. Barış mesajları, kardeşlik çağrıları ve iyileştirme temennileri süslü söylemler arasında kayboluyor. Ancak gerçek hayatta insanlık onuru ayaklar altında çiğnenmeye devam ediyor. Bugün dünyanın pek çok yerinde her beş dakikada bir çocuk, açlıktan, yetersiz beslenmeden ya da ulaşamadığı sağlık hizmetleri nedeniyle hayatını kaybediyor.”
“Bombaların Altında Büyümeye Çalışan Bir Nesil Var”
Demiroğlu, Gazze’den Yemen’e, Myanmar’dan Doğu Türkistan’a kadar mazlum coğrafyalarda çocukların en ağır bedeli ödediğini belirterek şunları dile getirdi: “Gazze’de, Filistin’de, Yemen’de üzerlerine bomba yağarken; Arakan’da, Myanmar’da, Sudan’da çocuklar diri diri yakılırken insan haklarından söz etmek bir ironiye dönüşüyor. Bu çocuklar için ne geçmişte ne bugün insan hakları diye bir gerçeklik olmadı.”
“BM Mazlumu Değil Zalimi Korumuştur”
Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni kabul etmiş olmasına rağmen, insan haklarını koruma görevini yerine getirmekte başarısız olduğunu söyleyen Demiroğlu, BM’nin kuruluş misyonundan uzaklaştığını ifade etti: “BM, insanların hakkını koruyamamış, korumamıştır. Mazlumu değil zalimi gözetmiş; zulme uğrayıp hakkını arayanı kınamış, zalimi ise uyarmaya dahi yanaşmamıştır. Bugün dünya, gücü elinde bulunduranların çıkarlarını koruyan bir mekanizma hâline gelmiştir.”
“İnsanlık Onurunu Batı’nın Kalıplarıyla Değil, Kendi Medeniyetimizle Koruyabiliriz”
Demiroğlu, insanlığın geleceğini birkaç ülkenin siyasi ajandalarının insafına bırakmamak gerektiğini vurgulayarak çözüm önerisini şu sözlerle açıkladı: “Artık kendi kodlarımıza dönme vaktidir. Batı medeniyetinin ortaya koyduğu insan hakları anlayışı, insan onurunu korumakta yetersiz kalmıştır. Bizler, kendi medeniyetimizin ortaya koyduğu insanlık tarihinin ilk yazılı uluslararası insan hakları beyannamesi olan ‘Veda Hutbesi’ni yeniden hatırlamak ve yaşatmak zorundayız. Kaybolan hafızamızı, kimliğimizi yeniden inşa etmek mecburiyetindeyiz.”
“Gerçek İnsan Hakları, Emanete Riayet ve Kul Hakkına Saygıyla Mümkündür”
Demiroğlu, İslam medeniyetinin insanı merkeze alan yaklaşımının, hak ve adalet kavramlarını yalnızca metinlerde değil, yaşamın tüm alanlarında karşılık bulacak şekilde tesis ettiğini belirterek sözlerini şöyle noktaladı: “İnsan onurunu korumanın yolu, sadece bildirgelerde yazan maddelerde değil, insanı yaratılmışların en değerlisi gören anlayışı hayatın merkezine yerleştirmekten geçer. Bugün insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu şey, adaletin ve merhametin hâkim olduğu bu öz değerleri yeniden ihya etmektir.”
10 Aralık’ın yalnızca bir farkındalık günü değil, aynı zamanda insanlık vicdanının yeniden harekete geçmesi için bir çağrı olduğunu belirten Demiroğlu, tüm toplumları insan onurunu koruyan gerçek ve kalıcı bir insan hakları düzeni için sorumluluk almaya davet etti.




























