1996 yılından bu yana faaliyet gösteren İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında alınan kapatma kararı, yükseköğretim dünyasında geniş yankı uyandırdı. Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile üniversitenin faaliyet izni resmen kaldırılırken, binlerce öğrencinin eğitim hayatını doğrudan etkileyecek yeni bir süreç de başlamış oldu. Kararda, öğrencilerin mağduriyet yaşamaması amacıyla eğitim faaliyetlerinin garantör üniversite olarak belirlenen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde sürdürüleceği belirtildi.
Kararın temelinde ise son aylarda kamuoyunun gündeminde yer alan geniş kapsamlı adli soruşturmalar bulunuyor. Üniversitenin bağlı bulunduğu Can Holding’e yönelik yürütülen soruşturmalarda; “suç örgütü kurmak”, “kaçakçılık”, “dolandırıcılık” ve “kara para aklama” gibi ağır suçlamalar gündeme gelirken, soruşturma kapsamında çok sayıda isim hakkında gözaltı ve tutuklama kararları verilmişti.
Soruşturmada adı geçen en dikkat çekici isimlerden biri ise üniversitenin eski rektörü Prof. Dr. Mehmet Remzi Sanver oldu. Kamuoyunda aynı zamanda Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası içerisindeki görevleriyle de tanınan Sanver’in tutuklanması, üniversite üzerindeki tartışmaları daha da büyüttü. Operasyon kapsamında holding yöneticileri ve bağlantılı isimlerle birlikte çok sayıda kişinin adliyeye sevk edildiği, bazı isimlerin tutuklandığı, bazılarının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı öğrenildi.
Yaşanan gelişmelerin ardından Küçükçekmece 9. Asliye Hukuk Mahkemesi devreye girerek üniversite yönetimine kayyım atanmasına karar verdi. Mahkeme tarafından görevlendirilen üç kişilik kayyım heyetinin, eğitim faaliyetlerinin kesintisiz sürdürülmesi için çalışacağı açıklanmıştı. Ancak Resmî Gazete’de yayımlanan son karar ile birlikte süreç tamamen farklı bir noktaya taşındı ve üniversitenin faaliyet izni tamamen sona erdirildi.
Kararın ardından en büyük merak konusu ise öğrencilerin geleceği oldu. Yükseköğretim Kurulu mevzuatına göre faaliyet izni kaldırılan vakıf üniversitelerinde öğrencilerin eğitim haklarının korunması amacıyla “garantör üniversite” sistemi uygulanıyor. Bu kapsamda Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin tüm akademik süreçleri artık Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi koordinasyonunda yürütülecek.
Öğrencilerin mevcut dersleri, transkriptleri, diploma süreçleri ve akademik haklarının korunacağı belirtilirken, geçiş sürecine ilişkin teknik detayların önümüzdeki günlerde YÖK ve üniversite yönetimi tarafından açıklanması bekleniyor. Özellikle mezuniyet aşamasındaki öğrenciler ile yabancı uyruklu öğrenciler açısından sürecin nasıl işleyeceği kamuoyunda yakından takip ediliyor.
Kapatma kararının ardından sosyal medyada da yoğun tartışmalar yaşandı. Bir kesim, soruşturmaların ardından devletin müdahalesini gerekli görürken; başka bir kesim ise binlerce öğrencinin ve akademisyenin yaşanan süreçten olumsuz etkilenebileceğine dikkat çekti. Eğitim çevrelerinde ise Türkiye’de vakıf üniversitelerinin denetim süreçleri yeniden tartışma konusu haline geldi.

































