Türkiye, Tarihinin En Kritik Süreçlerinden Birini Yaşıyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in yürüttüğü kapsamlı soruşturma, devlet içinde derin bir yapılanmanın varlığını ortaya koydu. Soruşturmanın ilerlemesiyle birlikte, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tehdidin boyutu giderek netleşiyor.
Jammer'lı Gizli Ofis: Le Méridien Otel'de Şok Keşif
Soruşturma kapsamında, Le Méridien Otel’in 18. katında Jammer cihazlarıyla korunan gizli bir penthouse ofis tespit edildi. Söz konusu ofiste kimlerle görüşmeler yapıldığına dair deliller savcılık tarafından değerlendiriliyor. Ayrıca Beşiktaş’ta da yine gizli toplantılar için tahsis edilmiş ikinci bir otel bulunduğu bildirildi. Savcılık kaynakları, bu alanların cunta faaliyetleri kapsamında kullanıldığını belirtiyor.70 Milyonluk Zırhlı Araç ve Şaşırtan Hediye
Soruşturmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise, değeri yaklaşık 70 milyon TL olan, yalnızca devlet başkanlarına özel üretilmiş zırhlı bir Mercedes-Maybach aracın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na hediye edilmesi oldu. Aracın siparişinin bir yıl önceden verildiği ve finansör iş insanının kimliği tespit edildi.
Devlet İçindeki Köstebekler Bir Bir Deşifre Ediliyor
Başsavcı Akın Gürlek, İmamoğlu’na teknik takip bilgilerini sızdıran kamu görevlilerinin kimliklerini de belirledi. Elde edilen bulgular, devletin kritik kurumlarına sızan dış bağlantılı paralel yapının ihanet zincirini gözler önüne serdi.
Devlet içindeki köstebeklere dair de önemli bulgular elde edildi. Başsavcı Gürlek, İmamoğlu’na teknik takip bilgilerini sızdıran bürokratların kimliklerini de belirledi. Böylece, devletin kritik kurumlarına sızmış, dış bağlantılı paralel yapıların oluşturduğu ihanet zincirinin önemli bir halkası deşifre edilmiş oldu.Post-Modern Darbe Planı mı?
Soruşturmanın temelinde sadece yolsuzluk ya da rüşvet iddiaları yer almıyor. Elde edilen deliller, devleti yeniden ele geçirme amacı güden, çok katmanlı ve siyasi zeminli bir post-modern darbe planını işaret ediyor. Türkiye’nin Batı eksenli bir vesayet düzenine sokulmak istendiği iddia ediliyor.
Soruşturmanın temelinde sadece yolsuzluk, rüşvet ya da usulsüzlük iddiaları yer almıyor. Elde edilen veriler, devletin yeniden ele geçirilmesi için hazırlanmış post-modern bir darbe planını da ortaya koyuyor. AK Parti, CHP, MHP gibi siyasi partilerin ötesinde, bu sürecin Türkiye’nin varoluş mücadelesi olduğu vurgulanıyor. Devleti, toplumu, yargıyı, güvenliği, akademiyi, medyayı ve iş dünyasını kapsayan çok katmanlı bir planın, Türkiye’yi yeniden Batı eksenli bir vesayet düzenine sokma amacı taşıdığı belirtiliyor.Belediyeden Siyasete, Yargıdan İş Dünyasına Yayılmış Yapı
Savcılık kaynakları, söz konusu yapılanmanın sadece belediye yetkilileriyle sınırlı olmadığını; yargı, emniyet, iş dünyası ve bazı siyasi partilerin içine kadar sızıldığını ifade ediyor. Sürecin sadece bir yolsuzluk soruşturması değil, aynı zamanda büyük bir darbe girişiminin önlenmesi olduğunun altı çiziliyor.
Başsavcı Gürlek’in kararlı duruşu ve soruşturmayı derinleştirmesiyle birlikte bu yapı büyük ölçüde deşifre oldu. 15 Temmuz benzeri ama bu kez siyasi zeminli, post-modern darbe hazırlıklarının bertaraf edildiği ifade ediliyor. Devlet içindeki bu hain yapılanmanın, sadece belediye yetkilileriyle sınırlı olmadığı; emniyet, yargı, iş dünyası ve hatta bazı siyasi partilerin içine kadar sızdığı belirtiliyor.Soruşturma sürecinin, sadece bir yolsuzluk operasyonu değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yönelik büyük bir darbeyi önleme girişimi olduğu kamuoyuna duyuruldu.Vatandaşların bu süreçte siyasi görüş farkı gözetmeden ülkeye, devlete ve millete sahip çıkmaları gerektiği çağrısı yapılırken, yaşananların Türkiye’nin geleceğini doğrudan etkileyen tarihi bir kavşak noktası olduğu kaydedildi.