İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev ve İsrail Sivil Havacılık Otoritesi Direktörü Tuğgeneral Shmuel Zakai’nin koordinasyonunda yürütülen plan kapsamında, 13 Haziran sabahı – İsrail’in hava saldırısı başlamadan saatler önce – devlet uçakları ve kabin ekipleri Atina ve GKRY’ye transfer edildi.
Tahliye ve Koruma Amacı Taşıdı
İsrail basınına göre bu uçuşlar yalnızca olası sivil tahliyeler için değil, aynı zamanda İran’ın olası misilleme saldırılarına karşı sivil havacılık filosunun korunması amacıyla gerçekleştirildi. Bu çerçevede El Al, Arkia, Israir ve Air Hayfa gibi İsrailli havayolu şirketlerine de uçaklarını güvenli bölgelere çekmeleri yönünde çağrıda bulunuldu.
Yunanistan ve GKRY makamlarının uçakların gelişi hakkında resmi olarak bilgilendirilmediği ancak inişlere izin verdiği belirtildi. Bu iş birliğinin sessizce gerçekleştirilmesi, özellikle Atina Uluslararası Havalimanı’nda görülen İsrail devlet uçaklarının yarattığı uluslararası dikkatle daha da görünür hâle geldi.
Netanyahu'nun Uçağı Atina'da Görüldü
Yunanistan’daki havaalanında görüntülenen uçaklardan birinin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi devlet uçağı olan “Wings of Zion” (Siyon’un Kanatları) olması dikkat çekti. Bu gelişme, başta Yunanistan basını olmak üzere dünya genelinde “İsrail ne planlıyor?” sorularını gündeme taşıdı.
Savunma Sistemleri Başarısız Oldu
İsrail’in bu ani kararının arka planında ise hava savunma sistemlerine yönelik güven kaybı yer alıyor. Tel Aviv yönetimi, Arrow ve THAAD sistemlerinin, Hizbullah ve Husi saldırılarını önlemekte yetersiz kalmasının ardından Ben Gurion Havalimanı’nın hedef alınabileceği endişesiyle acil tahliye ve önlem planını devreye aldı. Bu sistemlerin başarısızlığı, “endişe verici” olarak nitelendirildi ve birçok uluslararası havayolu şirketi İsrail seferlerini askıya aldı.
Örneğin British Airways, İsrail’e yönelik tüm uçuşlarını 25 Ekim’e kadar durdurduğunu açıkladı.
İran Tehdidi Sürüyor
İsrailli üst düzey bir yetkili, “İran hâlâ ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ordumuz balistik füze tehditlerine odaklanmış durumda” diyerek bölgedeki tansiyonun henüz düşmediğine işaret etti.
İsrail'in bölgesel müttefiklerle gerçekleştirdiği bu koordinasyon, Orta Doğu'daki güç dengelerinin sadece cephe hattında değil, sivil altyapı ve hava sahası üzerinden de yeniden şekillendiğini gösteriyor.































