İsrail Basınında Türkiye Analizi Gündem Oldu
İsrail basınında yayımlanan kapsamlı bir analiz, iki ülke arasındaki güvenlik dengelerine ilişkin dikkat çekici değerlendirmeleri gündeme taşıdı. JNS'de yayımlanan analizde, İsrail'in son dönemde deniz kuvvetleri ve amfibi harekât kapasitesini artırmaya yönelik attığı adımların, gelecekte oluşabilecek farklı güvenlik senaryoları kapsamında değerlendirildiği öne sürüldü.
Analizde, Tel Aviv yönetiminin olası askeri risk analizlerinde Türkiye'nin de daha fazla yer almaya başladığı iddia edilirken, İsrail ordusunun bu doğrultuda hazırlıklarını güçlendirdiği ileri sürüldü.
İsrail Deniz Gücünü Artırıyor
Analizde, İsrail Savunma Bakanlığı'nın son aylarda envanterine kattığı Triton tipi beş hızlı amfibi çıkarma gemisinin, ülkenin deniz operasyon kabiliyetine önemli katkı sağlayacağı ifade edildi.
Bunun yanında geçtiğimiz yıl ABD'den teslim alınan INS Nahshon ve INS Komemiyut çıkarma gemileriyle birlikte İsrail donanmasının denizden kuvvet intikal kapasitesinin ciddi ölçüde güçlendiği belirtildi.
Söz konusu platformların asker, hafif zırhlı araç ve lojistik unsurları kıyıya taşıyabilecek kapasiteye sahip olduğu aktarılırken, büyük çıkarma gemilerinin ise tank ve zırhlı personel taşıyıcılarını da sevk edebildiği ifade edildi.
Amfibi Harekât Kabiliyeti Güçleniyor
Analizde, İsrail ordusunun hava kuvvetleriyle koordineli şekilde gerçekleştirilecek amfibi operasyonlara yönelik hazırlıklarını artırdığı öne sürüldü.
Askeri değerlendirmelerde, yeni platformların düşman kıyılarında hızlı çıkarma harekâtı düzenleme kapasitesini artırdığı belirtilirken, bu kabiliyet sayesinde farklı operasyon senaryolarının planlanabileceği ifade edildi.
Analizde "Potansiyel Türk Cephesi" İddiası
Analizin en dikkat çeken bölümünde ise İsrail güvenlik çevrelerinin son dönemde "potansiyel Türk cephesi" ihtimali üzerinde daha yoğun değerlendirmeler yaptığı iddiasına yer verildi.
Bu değerlendirmeye gerekçe olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ABD Başkanı Donald Trump'tan Türkiye'nin yeniden F-35 savaş uçağı programına dönüşü konusunda destek aldığı ve Washington yönetiminin Ankara'ya olumlu yaklaştığı yönündeki iddialar gösterildi.
Analizde, İsrail'deki bazı güvenlik çevrelerinin Türkiye'nin olası bir F-35 filosuna sahip olmasının bölgedeki askeri dengeleri ve hava üstünlüğünü etkileyebileceği yönünde değerlendirmelerde bulunduğu ileri sürüldü.
Türk Donanmasının Gücüne Dikkat Çekildi
Analizde Türkiye'nin son yıllarda deniz kuvvetlerinde gerçekleştirdiği modernizasyon çalışmalarına da geniş yer verildi.
Türk Donanması'nın;
- Çok sayıda fırkateyn,
- Denizaltı,
- Füze botu,
- Amfibi çıkarma gemisi,
- İnsansız hava aracı taşıyabilen platformlar,
- Modern deniz harp sistemleri
ile bölgesinde önemli bir askeri kapasite oluşturduğu ifade edildi.
İsrailli savunma çevrelerinin özellikle Türkiye'nin amfibi harekât kabiliyetini yakından takip ettiği iddia edilirken, Ankara'nın deniz gücündeki gelişimin İsrail açısından dikkatle izlendiği öne sürüldü.
"Donanmanın Yeniden Yapılandırılması Gerekebilir" Değerlendirmesi
Analizde, Türkiye'nin NATO üyesi olduğu ve İsrail tarafından resmi olarak düşman devlet olarak tanımlanmadığı hatırlatıldı.
Buna rağmen İsrail savunma çevrelerinde Türkiye'nin gelecekteki olası güvenlik senaryoları içerisinde daha fazla değerlendirilmeye başlandığı iddia edildi.
İsrailli askeri yetkililere dayandırılan değerlendirmelerde, Türkiye'den gelebilecek olası doğrudan askeri tehdit ihtimaline karşı kapsamlı bir hazırlık yapılması durumunda özellikle İsrail donanmasının yeniden yapılandırılması gerekebileceği, böyle bir dönüşümün ise uzun yıllar alabileceği ileri sürüldü.
Bölgesel Güvenlik Tartışmaları Gündemde
Analizde yer alan değerlendirmeler, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki değişen güvenlik dengeleri çerçevesinde İsrail'de farklı senaryoların tartışıldığını ortaya koyarken, söz konusu iddiaların İsrail basınında yayımlanan analiz ve değerlendirmelere dayandığı görüldü.






























