İran’ın üst düzey askeri isimlerinden biri olan Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin akıbetine ilişkin çarpıcı iddialar ortaya atıldı. Bazı Arap basın organlarında yer alan doğrulanmamış haberlerde, Kaani’nin İsrail adına casusluk yaptığı gerekçesiyle İran tarafından idam edildiği ileri sürüldü. Ancak Tahran yönetimi söz konusu iddialara ilişkin resmi bir açıklama yapmadı ve Kaani’nin durumuna dair belirsizlik sürüyor.
Casusluk İddiası Gündemde
İddialara göre İran yönetimi, İsrail’e bilgi sızdırdığı gerekçesiyle İsmail Kaani hakkında soruşturma yürüttü. Bazı yabancı medya organları, İranlı komutanın casusluk suçlamasıyla tutuklandığını ve sorgulamanın ardından idam edildiğini öne sürdü.
Özellikle Arap medyasında geniş yer bulan bu iddialar henüz bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil. İranlı yetkililer de konuyla ilgili ayrıntılı bir açıklama yapmadı. Bu nedenle Kaani’nin akıbetine ilişkin belirsizlik devam ediyor.
Hamaney Suikastı Sonrası Şüpheler Artmıştı
İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve bazı üst düzey yetkililerin ABD ve İsrail’in ortak saldırılarında hayatını kaybetmesinin ardından, İran’da istihbarat sızıntısı ihtimali tartışılmaya başlanmıştı.
Saldırılarda hedef alınan noktaların ve toplantı yerlerinin nasıl tespit edildiği sorusu İran kamuoyunda gündeme gelirken, bazı çevreler İran içinde bir istihbarat sızıntısı olabileceğini dile getirmişti.
Bu tartışmalar sırasında Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin adı da gündeme gelmiş ve bazı iddialar ortaya atılmıştı.
Nerede Olduğu Bilinmiyor
İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney’in öldürüldüğü saldırıdan son anda kurtulan isimlerden biri olduğu belirtilen Kaani’nin nerede olduğu ise bilinmiyor.
İsrail ajanı olduğu iddiaları basında yer almaya başladığında Kaani kısa bir açıklama yaparak suçlamaları reddetmişti. Ancak Hamaney’in ölümünün ardından Kaani’nin kamuoyuna yeni bir açıklama yapmaması dikkat çekti.
İlk günlerde yaşanan saldırılarda çok sayıda İranlı komutanın hayatını kaybetmesinin ardından Kaani’nin de öldüğü iddia edilmişti. Daha sonra İran medyası Kaani’nin hayatta olduğunu doğruladı ancak nerede olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi paylaşılmadı.
France24 İddiası
Uluslararası medya kuruluşlarından France24’ün haberinde ise Kaani’nin İran’da casusluk suçlamasıyla tutuklandığı ve sorgulandıktan sonra idam edildiği iddiasına yer verildi.
Buna karşın İranlı yetkililer bu iddialara yanıt vermedi ve konuya ilişkin resmi bir doğrulama yapılmadı.
Saldırılardan Önce Ayrılması Dikkat Çekmişti
İddiaların ortaya atılmasına neden olan bazı dikkat çekici gelişmeler de bulunuyor. Hamaney’in öldürüldüğü saldırıdan önce son görüşen kişilerden biri olan Kaani’nin, saldırıdan hemen önce olay yerinden ayrıldığı öne sürüldü.
Benzer bir durumun daha önce de yaşandığı belirtiliyor. Kaani’nin Suriye’nin başkenti Şam’da Devrim Muhafızları komutanlarının hayatını kaybettiği İsrail saldırısından kısa süre önce hedef alınan binadan ayrıldığı ifade ediliyor.
Ayrıca Lübnan’da Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın öldürüldüğü bombardımandan hemen önce de vurulan noktadan ayrıldığı iddia edildi.
Haziran ayında yaşanan ve “12 Günlük Savaş” olarak anılan süreçte İranlı üst düzey askeri yetkililerin toplantısının hedef alındığı saldırıdan önce de Kaani’nin toplantı yapılan binadan ayrıldığı ve saldırıdan kurtulduğu öne sürülmüştü.
İsmail Kaani Kimdir?
İran Devrim Muhafızları bünyesinde faaliyet gösteren Kudüs Gücü’nün komutanı olan İsmail Kaani, 1957 yılında İran’ın Meşhed kentinde doğdu.
1979’daki İran Devrimi’nin ardından Devrim Muhafızları saflarına katılan Kaani, 1980-1988 yılları arasındaki İran-Irak Savaşı sırasında aktif görev aldı ve askeri kariyerinde yükseldi.
Uzun yıllar boyunca Kudüs Gücü içinde üst düzey görevlerde bulunan Kaani, özellikle Afganistan ve Pakistan hattındaki operasyonlarda görev aldı. ABD tarafından yaptırım listesine alınan Kaani’nin, İran’ın bölgedeki milis gruplarla kurduğu ilişkilerde önemli bir rol oynadığı belirtiliyor.
Ocak 2020’de ABD’nin Bağdat’ta düzenlediği hava saldırısında Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından Kaani bu göreve getirilmişti. Süleymani’ye kıyasla daha düşük profilli bir isim olarak bilinse de İran’ın bölgesel stratejisinde önemli görevler üstleniyordu.































