ABD’DEN HAVA OPERASYONU
Bölgede artan gerilim kapsamında ABD, İran’a ait olduğu belirtilen hedeflere yönelik kapsamlı hava operasyonları düzenledi. Amerikan A-10 saldırı uçakları, Hürmüz Boğazı üzerinde alçak irtifada uçarak dar geçitte ilerleyen İran sürat teknelerini hedef aldı. Operasyonlara Apache helikopterlerinin de katıldığı ve İran’ın güneyinde bulunan yer altı silah depolarına 5 bin librelik bombalarla saldırı gerçekleştirildiği bildirildi.
ABD tarafından yapılan açıklamada, bu operasyonların temel amacının petrol tankerlerine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak ve küresel enerji akışının güvenliğini sağlamak olduğu vurgulandı.
CÜCE DENİZALTILAR EN BÜYÜK TEHDİT
İngiliz basınında yer alan analizlere göre, bölgede asıl dikkat çeken unsur İran’ın “cüce denizaltı” olarak bilinen Ghadir sınıfı platformları. Yaklaşık 120 ton ağırlığında ve 29 metre uzunluğundaki bu denizaltılar, Hürmüz Boğazı’nın ortalama 30 metreyi bulan sığ sularında rahatlıkla hareket edebiliyor.
Büyük nükleer denizaltılara kıyasla oldukça küçük olan bu platformlar, dar geçitlerde tespit edilmeden operasyon yapabilme kabiliyetiyle öne çıkıyor. Basra Körfezi’nin bulanık ve yoğun gürültüye sahip yapısı da bu denizaltıların gizlenmesini kolaylaştıran unsurlar arasında gösteriliyor.
MAYIN VE TORPİDO RİSKİ ARTIYOR
Ghadir sınıfı denizaltılar yalnızca keşif amacıyla değil, aynı zamanda saldırı görevlerinde de aktif rol oynuyor. Bu platformların torpido saldırıları gerçekleştirebildiği ve deniz trafiğinin yoğun olduğu hatlara gizlice mayın döşeyebildiği belirtiliyor.
İran’ın en dikkat çeken silahlarından biri olan ve süperkavitasyon teknolojisiyle saatte 220 mil hıza ulaşabilen Hoot torpidoları, bu denizaltılar tarafından kullanılabiliyor. Uzmanlar, gece saatlerinde hareket eden tek bir denizaltının bile fark edilmeden kritik deniz yollarına çok sayıda mayın bırakabileceğine dikkat çekiyor.
SU ALTI VE ÖZEL OPERASYON ARAÇLARI
İran donanmasının envanteri yalnızca cüce denizaltılarla sınırlı değil. e-Ghavasi ve Al-Sabehat gibi yüzücü taşıma araçları, sığ sularda özel operasyonlar için kullanılıyor. Bu sistemlerin, gerekli durumlarda patlayıcı yüklenerek “intihar botu” benzeri görevler üstlenebileceği ifade ediliyor.
Daha büyük ve gelişmiş olan Fateh sınıfı denizaltılar ise hem kıyıya yakın hem de daha derin sularda operasyon yapabilecek kapasiteye sahip bulunuyor.
SÜRAT TEKNELERİ VE SÜRÜ TAKTİĞİ
İran’ın deniz stratejisinde sürat tekneleri önemli bir yer tutuyor. Devrim Muhafızları Donanması envanterinde bulunan yüzlerce hızlı saldırı botu, dar sularda “sürü taktiği” ile hareket ederek büyük gemilere karşı tehdit oluşturuyor.
Zülfikar sınıfı botlar hava savunma kabiliyetleriyle öne çıkarken, küçük limanlardan hareket edebilen silahlı sürat tekneleri bölgedeki hareketliliği artırıyor. Ayrıca “uçan bot” olarak bilinen Bavar 2 ve uzaktan kumandalı kamikaze botlar da İran’ın asimetrik savaş kapasitesini güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor.
GEMİSAVAR FÜZELER STRATEJİK RİSK OLUŞTURUYOR
İran’ın karadan konuşlandırdığı gemisavar füze sistemleri de Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik denkleminde önemli bir rol oynuyor. Mobil platformlara yerleştirilen bu füzeler, yer değiştirerek hedef alınmayı zorlaştırıyor.
Kowsar, Nasr-1, Kader, Gadir ve Noor gibi farklı menzillere sahip sistemlerin yanı sıra, uzun menzilli Ebu Mehdi füzesi de dikkat çekiyor. Ayrıca Basra Körfezi (Khalij-e Fars) ve Hormuz-2 balistik füzelerinin hareket halindeki gemileri hedef alabilecek şekilde geliştirildiği ifade ediliyor.

































