HDP,li kaya Ayasofya Camisinin kiliseye dönüştürülmesini istedi

1453’te İstanbul’un fethiyle cami statüsüne kavuşan ve yaklaşık 500 yıl cami olarak ibadete açık kalan Ayasofya Camisi, hilafetin kaldırılmasından sonra, tek parti CHP zihniyetinin hâkim olduğu 1934 yılında, alınan bir kararla müzeye çevrildi.

HDP,li kaya Ayasofya Camisinin kiliseye dönüştürülmesini istedi

1453’te İstanbul’un fethiyle cami statüsüne kavuşan ve yaklaşık 500 yıl cami olarak ibadete açık kalan Ayasofya Camisi, hilafetin kaldırılmasından sonra, tek parti CHP zihniyetinin hâkim olduğu 1934 yılında, alınan bir kararla müzeye çevrildi.

HDP,li kaya Ayasofya Camisinin kiliseye dönüştürülmesini istedi
11 Temmuz 2020 - 00:49

Her fırsatta İslam’ın şiarlarına saldırmayı kendisine vazife bilen HDP, bu kez Müslümanların 500 yılı aşkındır ibadet ettiği Ayasofya Camisinin kiliseye dönüştürülmesini istedi.

Halifeliğin kaldırıldığı, medreselerin kapatıldığı, camilerin ahıra çevrildiği, ezanın Türkçeleştirildiği, Kur’an okumanın yasaklandığı, alimlerin darağacına çıkarıldığı, İslam’ın şiarı yapıların bir bir ortadan kaldırılmaya çalışıldığı tek parti CHP zihniyetinin hâkim olduğu 1934 yılında, bir kabine toplantısında alınan karar ile 500 yılı aşkındır ibadet edilen Ayasofya Camii, ibadete kapatıldı.


1918 yılında İstanbul işgal edildiği zaman dahi işgalcilerin müdahalesine maruz kalmayan Ayasofya Camisi, 1934 yılına kadar en önemli protokol camisi olarak hizmet görmüştür.

Müslümanlar, 86 yıldır ibadette kapatılan Ayasofya Camisinin, yeniden ibadete açılmasını beklerken, HDPli vekil Hüda Kaya’nın, “Ayasofya Camisi kiliseye dönüştürülsün” açıklaması büyük tepki çekti.

CHP’ye yakınlığıyla bilinen bir TV kanalında konuşan Kaya, halkın, Ayasofya Camisinin yeniden ibadette açılması taleplerine tepki göstererek Ayasofya Camisinin kiliseye dönüştürmesini istedi.

Ayasofya Camisinin yeniden ibadette açılmasını işgal olarak nitelendiren Kaya, HDP’nin cami ve İslam düşmanlığını bir kez daha ortaya koydu.

Kaya, “Hiç kusura bakmasınlar. Bu tamamen iktidarcı, saraycı, mezhepçi, Emevici dinciliğin çarpık politikalarından bir tanesidir. Böyle bir hukuk yok. Bunlar tamamen Kur'an'dan, Peygamberden sonra uydurulmuş. Ayasofya hiçbir şekilde bugün bir iktidarın ya da herhangi bir iktidarın açarız kaparız kafasıyla karar alıp yaptırım uygulayabileceği bir alan değildir.” dedi.

Ayasofya’nın kiliseye çevrilmesi gerektiğini belirten Kaya, “Sadece Ayasofya değil, maalesef müdahale edilmiş, işgal edilmiş. Adına cami demekle cami olunmuyor maalesef. Ayasofya çok daha önemli bir konuma sahiptir. Orası hangi inanç erbabınca kurulduysa o inanç erbabının olması gereken bir yerdir.” diyerek kilise özlemini ortaya koydu. 

 ÇELİŞKİLERLE DOLU BİR YAŞAM ÇIZGİSİ 

7 Haziran Genel seçimde Özellikle HDP Milletvekili adayı olarak gösterilen Hüda Kaya oldukça dikkat çekmişti.. Başörtüsü eylemlerinden Kandil sevdasına dair giden bu yolda aday olarak verilen Hüda Kaya kimdir daha yakından inceleyelim. 

 Ama siyasette güç bazen detaylarda gizlidir. İşte o detaylardan birisi de, Hüda Kaya'dır.
Kadınlığıyla, türbanıyla, işsizliğiyle, yoksulluğuyla, tek başına büyüttüğü 5 çocuğuyla, üç kızıyla birlikte cezaevi cezaevi dolaşmasıyla, idamlık davalarıyla, Filistin kamplarıyla, insan hakları savunuculuğuyla, göçmenliğiyle ve nihayetinde Kürtlerin mücadelesinde yerini almasıyla...

Bu ülkedeki tüm mağdurların bir parçasını kendi yaşamında barındırıyor. Hüda Kaya'nın sıradışı yaşamı, Türkiye 'nin siyasi açmazlarının bir kesişim kümesi gibidir...

İşçi bir babanın kızı Hüda Kaya. Ailesi Boyabatlı, kendisi İstanbul doğumlu. Anne ve babası küçük yaşta ayrıldı.

1980 öncesinde sıkı bir ülkücü. Üstelik sadece fikren değil, fiilen de. Ta ki, 18 yaşında ilk kez Kuran'ı eline alıncaya dek...


Çok etkilenir ve hayatına yeni bir yön çizmeye karar verir. Türban takar, çarşaf giyer. Iraklı bir Türkiye vatandaşıyla evlenir. Üç kızı, iki oğlu olur. Dokuz yıllık evliliğin ardından bitmek bilmez velayet davaları derken, tek tek tüm çocuklarını alır. Zorlu hayat koşulları onu Malatya'ya kadar sürükler.
Küçük bir mağaza açar ama aktivist ruhu yerinde durmaz. Bir yandan ailesini geçindirmek için çalışırken, diğer yandan tefsir, sosyal, kültürel, insan hakları, radyo programları çalışmaları yürütür. Yaşamının merkezine koyduğu siyasi ideal, başörtüsü yasağıdır. Bunu sadece bir inanç meselesi olarak değil, kadınların tercihine yönelik bir zincir olarak da görür. Dergilerde yazılar yazmaya başlar.
ÜÇ KIZIYLA BİRLİKTE İDAMLA YARGILANDI
28 Şubat geldiğinde ise Hüda Kaya için söz biter. Malatya'da İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin eylemlerinde ön saflarda yerini alır. "Ulusal Bir Heyecan Gecesi ve Başörtüsü" başlıklı yazısına açılan dava yüzünden işinden evine dönerken sokakta gözaltına alınıp tutuklanır. Bir gün sonra yanına Malatya’nın Akpınar Meydanı'nda gözaltına alınan 13 yaşındaki oğlu Muhammed Cihad da gelir. Ana-oğul düşünce suçu olarak bilinen 312. maddeden DGM’de yargılanırlar. Hüda Kaya 20 ay cezaevinde kalır.
Hapis günleri biter bitmez yeniden sokaklara döner. Bu eylemlerden birinde Malatya İHL son sınıf öğrencileri olan üç kızı da vardır. 1999'da 16, 17 ve 18 yaşlarındaki kızlar terörle mücadele ekipleri tarafından okul basılarak gözaltına alınırlar. Hüda Kaya bu sefer de 146. maddeden üç kızıyla birlikte idam istemiyle yargılanır. Bazılarından birlikte, bazılarından da ayrı ayrı cezalar alırlar.

Hüda Kaya Kimdir?​​​​​​​

Aslen sinop  Boyabat’lı, işçi bir ailenin kız çocuğu.1960'da İstanbul'da doğdu.

Gültepe ilkokulunda okudu. 12 Eylül öncesi sağcılar arasında yer aldı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Irak'lı ile evlendi, üçü kız ikisi erkek beş çocuğu oldu, dokuz yıl sonra boşandı.

Tefsir, sosyal, kültürel, insan hakları, radyo programları çalışmalarının yanında başörtüsü yasaklarına karşı çeşitli alanlarda mücadele yürüttü. Çeşitli dergilerde ve Selam gazetesinde yazılar yazdı.

1998’de başörtüsü eylemlerinin devam ettiği günlerde yolda yürürken gözaltına alındı, “Ulusal Bir Heyecan Gecesi ve Başörtüsü” başlıklı yazısı sebebiyle tutuklandı. O sırada 13 yaşında olan oğlu Muhammed Cihad da Malatya’nın en kalabalık meydanlarından biri olan Akpınar meydanında silah zoru ile gözaltına alındı. Düşünce suçu olarak bilinen 312. madde ile Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandılar. Hüda Kaya bu davadan 20 ay ceza aldı ve yattı.
 

Hüda Kaya’nın 16, 17 ve 18 yaşlarında olan kızları ise okudukları İmam Hatip Lisesi’ne gelen terörle mücadele ekipleri tarafından sınıflarından gözaltına alındılar, TCK 146'dan yargılandılar.

Kaya ve çocukları bir yıl Pakistan'da bir yıl yaşadıktan sonra İstanbul'a geri döndü.

28 Şubat döneminin anlatıldığı ‘Başörtüsüne Özgürlük Yolunda- Görülmüştür’adlı iki ciltlik kitabı yayımlandı.

Kardelen Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği'ni kurucusu ve eski başkanı, Uluslararası Müslüman Kadınlar Birliği (IMWU) üyesi ve Türkiye delegesi, Demokratik İslam Kongresi Şura Meclisi üyesi.

HDP’de iki dönemdir MYK’da faaliyet yürüten Kaya 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde İstanbul'dan milletvekili seçildi


YORUMLAR

  • 0 Yorum