Hamas Sözcüsü El Mısri: "Direnişten başka yol yok diğer yollar işgalcileri cüretkâr kıldı"

​Hamas'ın Gazze'deki resmi sözcüsü Muşir El Mısri, "Direniş; siyonist düşmanı Gazze'den süren, esirleri bırakmaya zorlayan, düşmanı çaresizliğe sürükleyen ve işgaline karşı ona bedel ödeten bir tercihtir." dedi.

Hamas Sözcüsü El Mısri: "Direnişten başka yol yok diğer yollar işgalcileri cüretkâr kıldı"

​Hamas'ın Gazze'deki resmi sözcüsü Muşir El Mısri, "Direniş; siyonist düşmanı Gazze'den süren, esirleri bırakmaya zorlayan, düşmanı çaresizliğe sürükleyen ve işgaline karşı ona bedel ödeten bir tercihtir." dedi.

Hamas Sözcüsü El Mısri:
28 Mayıs 2020 - 10:08

Hamas hareketinin Gazze'deki resmi sözcüsü ve hareketin lider kadrosundan Muşir El Mısri, Dünya genelinde bu Cuma günü idrak edilecek olan Dünya Kudüs Günü dolayısıyla İLKHA'ya özel, değerlendirmelerde bulundu.

Filistin davasına karşı halen "Nekbe"lerin yaşatılmaya devam edildiğini ifade eden El Mısri, bazı arap ve islami devletlerin, Filistin davasını arka plana attığına dikkat çekti.

El Mısri, direniş dışında diyalog gibi çeşitli yollara tevessül edilmesi nedeniyle Yüzyılın Anlaşması ve Batı Şeria'nın ilhakı gibi meselelerin ortaya çıktığına dikkat çekti.

Siyonist işgal rejiminin uluslararası kamuoyunun Coronavirus'le meşgul olmasını fırsata çevirdiğini belirten El Mısri, Filistinlilerin haklarının tasfiye edilmeye çalışıldığına ifade etti.


Konuşmasının başında başta Türkiye olmak üzere dünyanın her yerindeki Müslümanlara selam gönderen Hamas sözcüsü Muşir El Mısri, Allah'tan,  ümmeti tüm salgın ve belalardan muhafaza etmesi temennisinde bulundu. El Mısri, "Allah'a, bu ümmetin salgından kurtulup asıl davaları olan Filistin meselesine tekrar yönelme fırsatı vermesi için dua ediyoruz." dedi.

Kudüs davasının kavmi yada vatani bir mesele olmadığını söyleyen El Mısri, "Bilakis en başta dini bir davadır. Müslümanların Kudüs ile olan bağı dini ve itikadi bir bağdır. Çünkü Kudüs ilk kıblemiz, ikinci mescidimiz ve üçüncü harem-i şerifimizdir. Kudüs'ü özgürleştirmek sadece onun etrafında öldürülen Filistinliler ile bağlantılı değil, bilakis Kudüs davası her Müslümanın ve tüm ümmetin davasıdır. Filistin toprakları ve bu toprakların özü olan Kudüs üzerindeki bu tarihi ve dini bağ, Müslümanların onun zaferi için çalışmasını gerektiriyor." ifadelerini kullandı.

Mescid-i Aksa ile ilgili hadis ve ayetlere atıfta bulunan El Mısri, bunların bir tür özendirme ve teşvik olduğuna ve Kudüs kenti ve kalbinde bulunan Mescid-i Aksa'nın yüce konumuna işaret ettiğini belirtti.

Arap alemi ve İslam ümmetinin 1940'lı yılların sonlarında büyük bir zayıflık yaşadığını dile getiren El Mısri, Özellikle 1917 yılındaki Balfour Deklarasyonu ile Filistin'in hedefe konulduğunu hatırlattı.

18'inci yüzyılın sonlarında gerçekleştirilen Herzl konferansı ve tüm bu yaşananların siyonistlerin hırsını arttırdığını söyleyen sözcü El Mısri, "Buna ek olarak Filistin üzerinde kurulan komplolar ve uluslararası hırslar neticesinde Balfour Deklerasyonunda da geçtiği üzere İngilizler tarafından Filistin siyonist düşmana verildi. Bundan maksatları sadece Filistin bahanesiyle yarattıkları rahatsızlıktan dolayı Yahudileri Avrupa ve Batı devletlerinden kovmak değildi. Bilakis onlar geçersiz ve sahte bir Deklerasyonla Filistin toprakları üzerinde tarihi ve dini miraslarının olduğunu hayal ediyordular."

"Filistin davasına karşı hâlen Nekbeler yaşatılmaya devam ediliyor"

Bu ve diğer sebeplerin Filistin işgaline zemin hazırladığını belirten El Mısri, "Şimdilerde ise Filistin halkının 'Nekbe'sinin 72'nci yıldönümünü idrak etmiş bulunuyoruz. Filistin davasına karşı hâlen Nekbeler yaşatılmaya devam ediliyor. Bazı Arap ve İslam rejimlerinin öncelikli davaları olan Filistin davasından geride durması siyonistleri cüretkâr kılıyor. Buna ek olarak Oslo ve onun oluşturduğu uğursuzluk ve bazı tarafların siyonistlerle uyumlulaşmaya yönelmesi ve onlarla barış yoluna inanması gibi meseleler, tüm bunların hepsi siyonist düşmanı tarihi haklarımıza ve vatani sabitelerimize karşı saldırılar yapmada ve daha fazla işgale gitmede cesaretlendirdi." diye konuştu.

Toprakları işgal edilmiş tüm halkların tecrübe ettiği en önemli şeyin direniş olduğunu vurgulayan El Mısri, bazı Filistinlilerin direniş dışında bir yolu tercih ettiğini hatırlattı.

"Düşmanı çaresizliğe sürükleyen ve işgaline karşı ona bedel ödeten direniştir"

Bu tercihlerden birinin de kimi Arap rejimlerinin desteğiyle siyonist düşmanla çözüm ve diyaloğa girmek olduğunu söyleyen Muşir El Mısri, sözlerini şöyle sürdürdü:

Fakat bu tercihler yaklaşık çeyrek asırdır Filistin halkının gayretiyle fiyaskoyla sonuçlandırıldı. Maalesef bu yanlış tercihler siyonist düşamanı geri kalan haklarımızı da almaya ve Filistin meselesini tasfiye etmek için daha fazla çalışmaya cüretkâr kıldı. Bu tercihler yüzünden, günümüzde de yaşandığı üzere Yüzyılın Anlaşması ve Batı Şeria'nın ilhakı gibi meseleler ortaya çıktı. Ayrıca Kudüs meselesini mücadele sahasından çıkarmaya yönelik çalışmalar çıktı ortaya. Sonuç olarak başarısız olan bun tercihlerin önünde sadece tek tercih kaldı. Bu, Filistin halkının inandığı bir tercihtir. Bugün Hamas Hareketi bu tercihin mızrağının ucunu yani, Cihad ve direniş tercihini temsil ediyor. Siyonist düşmanı Gazze'den kovmaya götüren bu tercihtir. Siyonist düşmanı birinci esir takasında esirlerin 5'te 1'ini serbest bırakmaya zorlayan bu tercihtir. Düşmanı çaresizliğe sürükleyen ve işgaline karşı ona bedel ödeten bu tercihtir. Hatta şu an göç durumu tamamen tersine dönmüş.  Allah azze ve cellenin yardımıyla askeri direnişin kalkınmasının önünde duramayan siyonist akım, güvende hissetme duygusundan yoksun olduğu için göç ediyor.
Hamas'ın Arap, İslami ve dünya devletleriyle olan ilişkilerine de değinen El Mısri, "Bizim tek bir tarafla düşmanlığımız var o da siyonist düşmandır. Bizim, açık ve kesin olarak belirtmek gerekirse Arap ve İslam devletleriyle olan ilişkilerimiz aynı mesafe ve ılımlılık üzeredir. Çünkü Filistin meselesi her Arap ve her Müslümanın meselesidir. Özellikle komşu ülkeler için bu böyledir. Mısır eksen devlet konumunda ve onunla olan ilişkilerimizin olumlu ve pürüzsüz olmasıyla ilgileniyoruz. Bu son dönmede bazılarının Hamas hareketi ve Mısır arasında oluşturmaya çalıştığı engel duvarları kırmaya çalıştık. Bugün ilişkiler olumlu olarak gelişiyor. Mısır'la Filistin meselesi konusunda beraber temas içerisinde olmaya ve buna devam etmeye bakıyoruz. Mısır, tarihi ve milli olarak Filistin meselesinde üstüne düşen görevi yerine getirmelidir. Buradan tekrar Mısır'la olan ilişkilerin pekiştirilmesiyle ilgilendiğimizi belirtmek isterim. Öncelikle şunu kesinleştirelim, Sina Mısır'ın bir kısmıdır. Hamas hareketinin ve Filistin direnişinin dış stratejisi devletlerin kendi iç işlerine müdahale etmemek üzeredir. Bundan dolayı Hamas'ın Sina'da siyasi, güvenlik ve askeri bir rolü yoktur. Bizler Allah'ın izniyle Mısır için esenlik, güvenlik ve istikrar istiyoruz." şeklinde konuştu.


"İslami devletlerin kendi aralarındaki ihtilafı siyonist düşmanın işine yarar."

Suriye ile ilişkilerine de değinen El Mısri, "Şüphe yoktur ki Suriye sahası Hamas ve Filistin direnişi için açık bir alandı. Bu süreçte bu olumlu ilişkiden hoşnuttuk. Fakat inanıyorum ki Hamas, giderek kanı akıtılan Suriye'de bir tutum belirleme yoluna gitti. Ve neticede Suriye'den çıktı. Biz Suriye için güvenlik ve istikrar istiyoruz. Biz tüm Arap ve İslam ülkeleriyle ilişkilerimizin olumlu olmasıyla ilgileniyoruz. Fakat inanıyorum ki Hamas, her zaman kendi değerlerine bağlıdır. Çıkarlarını değerlerine tercih etmez. Hamas, halkların özgürlüğüne inanıyor. Burada dahilde bir savaşın olmaması gerektiğine inanıyor. Arapların yada İslam devletlerinin kendi aralarında herhangi bir kargaşa durumu yaşamaları, Filistin meselesini hedef almak için boş vakit kovalayan ve bu yüzden bu ihtilafları besleyen siyonist düşmanın işine yarar." değerlendirmesinde bulundu.

"Siyonist düşman Arapların zayıflığını fırsata çevirip kullanıyor"

Yüzyılın Anlaşması'nın, Filistin meselesinde yeni bir "Nekbe" oluşturduğunu dile getiren El Mısri, "Bugün siyonist düşman sadece doğusuyla batısıyla Kudüs kentini siyonist akım için bir başkent olarak tanımakla ve Golan tepelerini ilhak etmekle kalmıyor, ayrıca Batı Şeria'yı da ilhak etmeye çalışıyor. Tarihi Filistin alanının yüzde 90'ının siyonist düşmanın olması için Batı Şeria'nın ilhakını gerçekleştirmek istiyorlar. Şüphe yoktur ki siyonist düşman Arapların zayıflığını fırsata çevirip kullanıyor. Başka işlerle meşgul olmalarını kullanıyor. Maalesef Arap rejimlerinin tavrını onlara karşı ehlileştirmesini kullanıyor. Arapların Siyonist akımla uyumlulaşmaya koşmasını kullanıyor. Siyonist düşman uluslararası kamuoyunun Coronavirus ile meşgul olmasını fırsata çevirerek geride kalan tarihi haklarımızı ve vatani sabitelerimizi tasfiye etmeye çalışıyor. Ve bugün Batı Şeria'yı da ilhak ederek Filistin meselesinin geri kalanını da tasfiye etmeye çalışıyor." dedi.

"Arap ve İslami devletlerden beklenen rol, siyonist düşmana karşı verdiğimiz mücadelede bize destek vermeleridir"

Arap devletlerin, Filistin'e karşı tutumlarını umdukları düzeyde bulmadıklarını sözlerine ekleyen El Mısri, "tehdit" seviyesinde, tarihi ve sorumluluk sahibi duruşlar beklediklerini kaydetti.

"Öyle bir tepki olmalı ki siyonist düşman ateşle oynadığını ve kırmızıçizgiyi aştığını anlamalı." diyen El Mısri, "Şüphesiz ki Filistin halkı ve kahraman direnişi bu projelere karşı engelleyici bir set olmaya devam edecek ve onları başarısız kılmak için her yolu deneyeceklerdir. Bunun en başında askeri tercih ve siyonist düşmanla canlı ve yüz yüze mücadele geliyor. Fakat halkımızın direncini destekleyip direnişini güçlendirmek gerek. Arap ve İslami devletlerden beklenen rol, siyonist düşmana karşı verdiğimiz mücadelede bize destek vermeleridir. Batı Şeria'nın ilhakı ve Kudüs'ün Arap ve siyonist mücadelesi dairesinden çıkarmaya çalışılması gibi projelerin başarısızlıkla sonuçlanması için bu gereklidir." diye konuştu.

"Batı Şeria'nın ilhakının arkasında yatan neden ekonomik ve güvenliktir"

Siyonist işgal rejiminin Batı Şeria'nın bazı kısımlarını ilhak etme isteğinin arkasında ekonomik ve güvenlik hedeflerin olduğuna işaret eden Muşir El Mısri, şu değerlendirmede bulundu:

Batı Şeria'da bulunan siyonist yerleşimcileri böylelikle güvene almak istiyor. Böylelikle bu projeyle Batı Şeria'nın yüzde 40'tan fazlası siyonistlere ilhak edilmiş olacak. Siyonistleri Batı Şeria'yı ilhak etmedeki ekonomik hedefine gelirsek eğer, Aslında Batı Şeria’nın ilhakını konuşurken biz burada (Jordan Valey) Ürdün Vadisi'nin ilhakını konuşuyoruz! Burası Batı Şeria'daki halkımızın ekonomi ve ziraatın potasını oluşturuyor. Bundan dolayı siyonistlerin bu hali tamahkarlık ve açgözlülük halidir. Filistin halkını kendi toprağından kovduktan sonra vatanı çalmak halidir bu. Siyonist düşman bu gün böbürlenme sendromunda ve Arap alemi ve dünya yaşanan hiç bir şeyi önemsemiyor.
"Suudi yetkililerine biran evvel zindanlarında tutulan Filistinlileri serbest bırakmaları çağrısında bulunuyoruz"

Onlarca Filistinlinin şu an Suudi zindanlarında tutuklu olduğunu hatırlatan El Mısri, "Tek suçları var o da kendi davaları olan Filistin meselesine destek vermeleridir. Tek suçları kendi halkı olan Filistin halkına destek vermeleri. Bunların yaptıkları tek faaliyet Filistin halkı için hayır ve yardım faaliyetleriydi. Gazze'de abluka altında olan, Kudüs'te yüreği yaralı olan ve Batı Şeria'da baskı altından olan insanlar için yardım ellerini uzatmışlardı. Bugün Suudi rejiminin onlarca hayır ehli olan Filistinliyi tutuklamasının bir haklı nedeni yok. Onlardan bazılarının yaşı 80'i aşmış. Biz Suudi yetkililerine biran evvel zindanlarında tutulan Filistinlileri serbest bırakmaları çağrısında bulunuyoruz. Burada onları haklı çıkaracak bir bahanenin olmadığına inanıyoruz. Bu tutukluluk durumunun sürmesi siyonist düşmana bedava bir hizmet anlamına gelir."

"Allah Teala'nın yardımıyla sıkı önlemler neticesinde virüsün Gazze şeridinde yayılması engellendi"

Gazze'de, Coronavirus'e karşı alınan önlem ve mücadeleye değinen El Mısri, Allah'ın yardımı sayesinde salgının sınırlı bir durumda olduğunu ifade etti.

El Mısri, "Gazze şeridinde bulunan Filistinlilerden Coronavirus bulaşanların hepsi karantinaya alındı. Allah Teâlâ’nın yardımıyla bu virüs Gazze sakinlerinin arasında yayılamadı. Sadece dışardan gelenlere bulaştı ve onlar da zaten karantina bölgesinde. Bazılarına bu virüs bulaştı ve Allah azze ve cellenin yardımıyla çoğu vakalar iyileşmeyle sonuçlandı. Bugün Gazze Coronavirus'e karşı güven ve esenliktedir. Tabi Gazze şeridinde Filistin hükümetinin aldığı sıkı önlemler var. Allah Teala'nın yardımıyla bu sıkı önlemler neticesinde virüsün Gazze şeridinde yayılması engellendi." şeklinde konuştu.


"Siyonistlerin Gazze şeridinde herhangi bir yolla bu virüsü yayma çabalarına karşı önlem alındı"

El Mısri, "Gazze şeridinde hükümet tarafından uyanık olunması konusunda uyarı geldi. Direniş kanatları da bu uyarı konusunda bilgilendirilerek siyonistlerin Gazze şeridinde herhangi bir yolla bu virüsü yayma çabalarına karşı dikkatli olunması ve önlem alınması sağlandı. Bugün Allah'tan temennimiz Filistin'i, Arap ve İslam ümmetinin hepsini bu vebadan korumasıdır. Allah'tan temennimiz Gazze'nin siyonistlere karşı mücadelede sağlam, bağlılıkları ve sebatlarıyla sembol olduğu gibi Coronavirüs'ün yayılmasına engel olmakta da sembol olmalarıdır." dedi.

"Siyonistler Filistin halkının günlük gıdasına ve çocuklarının sütüne bile savaş açmış"

Gazze'nin 14 yıldır abluka altında olduğunu hatırlatan El Mısri, bu durumun Allah'ın izniyle virüsün yayılmamasında etkili olan sebeplerden biri olduğuna dikkat çekti ve "Şüphe yok ki siyonist düşman, Filistin halkı için hiçbir iyilik istemez. Siyonist düşman, Gazze'yi ölüm ve hayat arasında bir girdaba sokmak istiyor. Dünya'da en sık nüfusa sahip Gazze'de 2 milyon Filistinliye karşı ekonomik, siyasi ve mali abluka uyguluyor. Filistin halkını ayakta tutan ihtiyaçlardan bile mahrum bırakıyor. Siyonistler Filistin halkının günlük gıdasına ve çocuklarının sütüne bile savaş açmış." sözlerini ekledi.

Buna ek olarak Ramallah yönetiminin Gazze'ye uyguladığı suç kapsamındaki yaptırımların da Gazze halkının acısını ve hüznünü arttırdığını söyleyen El Mısri, "Fakat buna rağmen Gazze idaresi, Filistin direnişi idaresi ve hükümet, sınırları zorluyor ve başka yollar bulmaya çalışarak Filistin direnişini güçlendirecek desteği içeri sokmaya çalışıyor. Burada güvenli yollar var. Bu güvenli yollardan hayır dernekleri, farklı kuruluşlar yada Gazze şeridinin idarecileriyle iletişim kurma yollarıyla destek ve yardım ulaştırılabilir." diye belirtti.

"Bizim mesuliyetimiz işten kaçmamak ve ahdimiz üzere kalmaktır"

İslam ümmetinin bugünkü mesuliyetinin Filistin direnişine destek vererek onu takviye etmek olduğunu belirten El Mısri, "Bizim mesuliyetimizse işten kaçmamak ve ahdimiz üzere kalmaktır. Yine bize düşen Allah'ın izniyle vatanımızın ve toprağımızın her karışını siyonist pisliğinden özgürleştirmek ve bunun için çaba sarf etmektir."

"Bir esir takası olup esirlerimiz güneşin yüzünü görmeyene kadar onlar da gün yüzü görmeyecekler"

İzzeddin el Kasam Tugaylarının elinde siyonistlerden oluşan bir grup esirin olduğunu aktaran El Mısri, "Bir esir takası olup esirlerimiz güneşin yüzünü görmeyene kadar onlar da gün yüzü görmeyecekler. Lider İsmail Heniyye'nin bugün sözünü ettiği şey yaklaşık 9 yıl önce gerçekleşen bir şey. Özellikle Hamas hareketi olmak üzere diğer Filistin direnişi ilk defa Özgürlere Vefa adlı esir takasını gerçekleştirmişti. Yaklaşık bin tane kadın ve erkek esir, Gilat Şalit karşılığında özgürlüğüne kavuştu."

"Esir takasına gidilme süreci hikmet ve kudretle yönetiliyor"

El Mısri, "Bugün Hamas ve İzzeddin el Kassam Tugaylarının elinde güçlü kozlar var. Dolaylı görüşmeler olmayana kadar herhangi birini açıklamamız imkansızdır. Bu dolaylı görüşmeler yoluyla Filistin direnişinin şartlarıyla bir esir takası yapılabilir. Siyonist düşmanın bir esir takasından kaçması Filistin direnişinin elinde bulunan askerlerine bir fayda sağlamayacaktır. Biz inanıyoruz ki esir takasına gidilme süreci hikmet ve kudretle yönetiliyor. Siyonist düşman zaman uzasa bile Allah'ın izniyle Filistin direnişinin şartları önünde boyun eğmek zorunda kalacak."

Filistin'in işgalden kurtulması için Allah'a sık sık dua edilmesi çağrısında bulunan El Mısri, Allah'a daha yakın olmak için daha fazla ibadet yapılmasını tavsiye etti.

"Filistin davası uğruna Türkiye ve Filistin'in kanı birlikte akmış ve birbirine karışmıştır"

El Mısri, "Kardeş ülke Türkiye'ye ve Filistin’e yardımdan yana takındığı role teşekkür ediyoruz. Türkiye’yi Filistin halkına daha fazla destek vermeye ve bu yardımları sürdürmeye çağırıyoruz. İnanıyoruz ki Filistin davası uğruna Türkiye ve Filistin'in kanı birlikte akmış ve birbirine karışmıştır. Özgürlük filosu bizden çok uzakta değil. Size teşekkür ediyorum. Allah sizi bereketli kılsın." diyerek sözlerin son verdi.

Muşir El Mısri kimdir?

Muşir El Mısri Hamas Hareketinin Gazze'deki resmi sözcüsü ve Hamasın Lider kadrosundandır. 1976 yılında doğmuştur. Üniversite eğitimini ve yüksek lisansını Gazze İslam Üniversitesinde tamamlamıştır. Uzmanlık alanı Siyaset-i Şer’iyye'dir. Yine aynı üniversitede öğretim görevlisi olmuştur.

Güzel ve heybetli bir hitabeti olan El Mısri, konuşmalarından bazı kesitler İslam aleminde geniş bir alana yayılmış ve büyük beğeni toplamıştır. Sözleri, direniş marşlarına konu olmuştur. Filistin sahasında ve burada ismini sayamadığımız nice görevler yapmıştır.

El Mısri, evli ve 6 evlat babasıdır. (İLKHA)
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum