Söz konusu merkezler, Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşlarının denetimi dışında faaliyet yürüten ve ABD ile İsrail destekli olduğu belirtilen "Gazze İnsani Yardım Vakfı" tarafından kurulmuştu. Ancak bu yapı, hem Filistinli yetkililer hem de bölgedeki direniş grupları tarafından meşru görülmüyor.
Hamas: “Yardım Değil, Tuzak”
Filistinli gruplar, söz konusu dağıtım noktalarını “yardım merkezleri” olarak değil, sivil halkı hedef alan kontrolsüz bölgeler olarak tanımlıyor. Hamas’tan yapılan açıklamada, bu bölgelerin güvenli olmadığı, halkın temel ihtiyaçlara ulaşma çabası sırasında saldırıya uğradığı ve durumun ölüm tuzağına dönüştüğü ifade edildi.
İnsani Kriz Derinleşiyor
İsrail, 2 Mart 2024'ten bu yana Gazze’ye giriş sağlayan kara sınır kapılarını kapalı tutuyor. Yardım konvoylarının büyük bölümü engellenirken, yalnızca sınırlı sayıda araç Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı üzerinden geçiş yapabiliyor. Oysa Gazze'nin günlük en az 500 yardım kamyonuna ihtiyacı bulunduğu belirtiliyor.
Bu kısıtlamalar, bölgede yaşayan sivillerin açlık, temiz suya erişememe, tıbbi malzeme yetersizliği gibi çok boyutlu insani sorunlarla karşı karşıya kalmasına neden oluyor.
İnsani Felaketin Boyutları Artıyor
7 Ekim 2023’ten bu yana süren çatışmalarda, İsrail’in hava ve kara saldırıları, altyapıyı hedef alan bombardımanlar, zorla yerinden etmeler ve sağlık sistemine yönelik kısıtlamalar, Gazze’yi ağır bir insani krize sürüklemiş durumda.
































