Gazze Şeridi’nde üç gündür etkisini sürdüren yoğun yağış, zaten savaşın ağır koşulları altında yaşam mücadelesi veren sivilleri bir kez daha ağır bir krizin içine sürükledi. Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi, yağmurun yol açtığı büyük tahribat ve artan insani ihtiyaçlara ilişkin çarpıcı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, bölgede kurulu on binlerce çadırın tamamen sular altında kaldığı, 288 bin ailenin felaket şartlarında yaşamaya zorlandığı belirtildi. Yetkililer, barınma krizinin boyutunun her geçen gün ağırlaştığını, acilen 300 bin yeni çadır veya prefabrik yaşam alanına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Yağmur, Yıkımın Ortasına Düştü
İsrail saldırılarının yarattığı büyük yıkım ve can kayıpları nedeniyle altyapının neredeyse tamamen çöktüğü Gazze’de sağanak yağışlar, yaşam koşullarını daha da kötüleştirdi. Çadır kentlerde sel suları içinde kalan ailelerin barınma, hijyen, ısınma ve temel ihtiyaçlara erişimi daha da zorlaştı.
Medya Ofisi, “Son yağışlarla birlikte insani felaket yeni bir boyuta taşındı” ifadelerini kullanarak durumun aciliyetine dikkat çekti.
Yardım Girişleri Hâlâ Engelleniyor
Açıklamada, İsrail’in ateşkes yürürlükte olmasına rağmen yardım geçişlerini kısıtlamayı sürdürdüğü belirtildi. Özellikle barınma, ısınma, aydınlatma ve alternatif enerji kaynakları için hayati önem taşıyan ekipmanların Gazze’ye girişine izin verilmediği kaydedildi.
İsrail’in bu tutumunun, bölgedeki insani krizi “bilinçli olarak derinleştirdiği” ifade edilerek, 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes kapsamında öngörülen insani protokollere bağlı kalmaktan kaçındığı vurgulandı.
“Yeni Tip Soykırım Uygulamaları” İddiası
Medya Ofisi açıklamasında, İsrail’in engellemeleri “felaketi büyütmeye dönük yeni tip soykırım uygulamaları” olarak nitelendirildi ve uluslararası topluma acil müdahale çağrısı yapıldı.
Gazze, Yaşamla Mücadelede Yalnız Bırakılıyor
Sağanak yağışlarla birlikte çadır kentlerdeki durumun sürdürülemez hâle geldiği Gazze’de her geçen gün daha fazla aile, temel insani koşullardan mahrum şekilde hayatta kalmaya çalışıyor. Yardımların engellenmesi ve barınma krizinin büyümesi, bölgeyi yeni bir insani felaketin eşiğine getirmiş durumda.