Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili ve TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi Doğan Bekin, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı akademik yozlaşma, sahte belge skandalları ve bilgi altyapısına yönelik tehditlerle ilgili dikkat çeken bir açıklama yaptı. Bekin, son dönemlerde ortaya çıkan sahte diploma, sahte belge, uluslararası paralı ödüller ve ısmarlama akademik makaleler gibi gelişmelerin, Türkiye’deki sistemin ne denli derin bir çürümüşlük içerisinde olduğunu net bir şekilde ortaya koyduğunu belirtti.
Doğan Bekin’den Akademik Yozlaşmaya Sert Tepki: “Sahte Belgeler ve Parayla Satın Alınan Ödüller Sistemin Çöküş Sinyalidir
Bekin, “Kamu kurumlarının dijital sistemlerine sahte e-imzalarla girilmesi ve bazı üniversitelerin parayla alınmış uluslararası ödüllerle kendilerini meşrulaştırmaya çalışması, akademik ve idari yapının alarm verdiğinin açık göstergesidir,” diyerek, bu çarpıklıkların sadece ahlaki değil, aynı zamanda
bir ulusal güvenlik sorunu olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında hazırlanan iddianameye atıf yapan Bekin, e-Devlet, YÖK, BTK, Göç İdaresi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı gibi kritik kurumların sistemlerine, sahte e-imzalar ve çalıntı kimliklerle sızıldığını vurguladı. Bu sızmaların artık yalnızca bir idari zafiyet değil, doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Toplum Vicdanını Yaralayan Akademik Çürüme
Doğan Bekin, özellikle kamuda ortaya çıkan sahte diploma ve ehliyet skandallarının toplum vicdanını derinden yaraladığını ifade ederek, “Bu vahim gelişmeler, kamusal alandaki çürümüşlüğün boyutunu gözler önüne sermektedir. Ucu kime dokunursa dokunsun, sonuna kadar gidilmeli ve gereken adımlar gecikmeksizin atılmalıdır,” dedi.Bekin, açıklamasında ünlü Alman tarihçi Leopold Von Ranke’nin, Kristof Kolomb’a atfedilen, “Kimin parası varsa, ruhunu bile cennete götürmeye muktedirdir,” sözünü hatırlatarak, sistemin içine düştüğü trajik tabloyu bu ifadeyle özetledi.
Parayla Satın Alınan Akademik Ödüller ve Makaleler
Açıklamasında üniversitelerde yaşanan akademik yozlaşmaya da geniş yer veren Bekin, bazı üniversite yöneticilerinin ve akademisyenlerin uluslararası düzeyde “para karşılığı” verilen sahte akademik ödüllerle itibar devşirdiğini belirtti. Akademik ödüller, etki faktörü düşük veya şaibeli dergilerde yayınlanan makaleler ve performans değerlendirmelerinde etik dışı yollarla sağlanan başarı göstergeleri, devletin kaynaklarını ve halkın vergilerini kötüye kullanan bir anlayışı ortaya koymaktadır.Bekin, özellikle son yıllarda Sırbistan, Bosna Hersek ve bazı Afrika ve Asya ülkelerinde etkili olan paralı ödül dağıtan organizasyonların Türkiye’ye de uzandığını vurguladı. Bu sahte ödüller aracılığıyla bazı üniversiteler ve rektörlerin, hiçbir akademik ya da bilimsel başarıya sahip olmamalarına rağmen “uluslararası takdir” algısı oluşturduklarını ifade etti.
Şaibeli Kuruluşlardan Alınan Ödüller ve Türkiye'deki Örnekler
Bekin’in dikkat çektiği bir diğer çarpıcı unsur ise, Belgrad’ın 2012 yılında “En İyi Kent” ödülü için The European Business Assembly (EBA) adlı kuruluşa 11.000 Euro ödeme yapmış olmasıydı. Aynı şekilde, 2015 yılında EBA tarafından Türkiye’deki bir üniversite rektörüne “Oxford Sokrates Ödülü”, bir başka organizasyon olan European Society for Quality Research (ESQR) tarafından da “Avrupa En İyi Uygulama Ödülü” verilmişti.Bekin, özellikle bu üniversitenin, URAP sıralamasında 130 üniversite arasında 127. sırada yer almasına rağmen böylesine yüksek profilli ödüllere layık görülmesinin son derece düşündürücü olduğunun altını çizdi.
YÖK’e Acil Görev Çağrısı
Doğan Bekin, açıklamasının sonunda bu tür şaibeli ödüllerin ve etik dışı akademik uygulamaların acilen araştırılması ve sorumluların kamuoyuna açıklanması gerektiğini vurgulayarak, Yükseköğretim Kurulu’nu (YÖK) göreve çağırdı.Bekin şu ifadeleri kullandı: “Akademik itibarın ve bilimsel üretkenliğin para karşılığında alınıp satıldığı bir düzenin kabul edilmesi mümkün değildir. Bu yozlaşmanın önüne geçilmesi için, YÖK başta olmak üzere tüm ilgili kurumlar sorumluluk almalı, kamu adına derhal harekete geçmelidir.”