• İletişim
  • İhbar Hattı
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ara
  • DÜNYA
  • GÜNDEM
  • SİYASET
  • EĞİTİM
  • SAĞLIK
  • OTOMOBİL
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • İSLAM
  • SPOR
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • KÜLTÜR-SANAT
  • ACI GERCEKLER ANADOLU BİYOGRAFİ EMLAK AİLE ve YAŞAM BELEDİYELER RÖPORTAJ YEMEK
  • Ara
Metin Külünk'ten Bursa'daki Çocuk Ölümü Soruşturmasına Sert Tepki:
Metin Külünk'ten Bursa'daki Çocuk Ölümü Soruşturmasına Sert Tepki: "İhmal Şüphesi Varsa Üzeri Kapatılamaz"
Volkan Yılmaz'ın Ekibinde Sürpriz İsimler: Küçükçekmece Öne Çıktı
Volkan Yılmaz'ın Ekibinde Sürpriz İsimler: Küçükçekmece Öne Çıktı
İmam-ı Azam Kur'an Kursu Küçükçekmece'de Görkemli Törenle Açıldı
İmam-ı Azam Kur'an Kursu Küçükçekmece'de Görkemli Törenle Açıldı
Küçükçekmece'de Kur'an Yolunda Büyük Başarı: 232 Hafız İcazet Aldı
Küçükçekmece'de Kur'an Yolunda Büyük Başarı: 232 Hafız İcazet Aldı
Erzurum Dostluk Grubu:
Erzurum Dostluk Grubu: "Birlik ve Kardeşlik Ruhunu Yaşatıyoruz"
Gazze’de Yeni Saldırı İddiası: Ateşkes Netanyahu’yu Yeni Operasyonlara mı İtiyor?
Gazze’de Yeni Saldırı İddiası: Ateşkes Netanyahu’yu Yeni Operasyonlara mı İtiyor?
ABD’den Çin’e Tayvan Tepkisi: Uçuş İzinleri Krizi ve Tartışmalı Ada Ziyareti Gerilimi Tırmandırdı
ABD’den Çin’e Tayvan Tepkisi: Uçuş İzinleri Krizi ve Tartışmalı Ada Ziyareti Gerilimi Tırmandırdı
81 İl 314 STK'DAN MEB BAKANI YUSUF TEKİN'e Tam Destek
81 İl 314 STK'DAN MEB BAKANI YUSUF TEKİN'e Tam Destek "Değerler Eğitimi Hedef Alınamaz"
Okullarda Yeni Dönem: 7 Basamaklı Güvenlik Modeli Hayata Geçiyor
Okullarda Yeni Dönem: 7 Basamaklı Güvenlik Modeli Hayata Geçiyor
Devlet Erkanı 23 Nisan’da Anıtkabir’de
Devlet Erkanı 23 Nisan’da Anıtkabir’de
BM’den Sarsıcı “Matematiksel Gerçek”: 12 Günde Harcanan Savaş Bütçesi 87 Milyon Hayatı Kurtarabilirdi
BM’den Sarsıcı “Matematiksel Gerçek”: 12 Günde Harcanan Savaş Bütçesi 87 Milyon Hayatı Kurtarabilirdi
ABD’den İran’a 3-5 Günlük Süre: “Karar Verin Yoksa Savaş Yeniden Başlar”
ABD’den İran’a 3-5 Günlük Süre: “Karar Verin Yoksa Savaş Yeniden Başlar”
  1. Haberler
  2. AİLE ve YAŞAM
  3. Deprem sonrası beyin 'sürekli tehlike' modunda kalabilir! Deprem korkusu kronikleşebilir!
AİLE ve YAŞAM
Yayınlanma: 14 Ağustos 2025 - 22:05

Deprem sonrası beyin 'sürekli tehlike' modunda kalabilir! Deprem korkusu kronikleşebilir!

Deprem korkusunun (sismofobi) ve sonrasında gelişebilen akut stres bozukluğunun doğal tepkiler olduğunu ancak yönetilemediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü kaydeden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişi zihinsel olarak kendisini bu konuda eğitirse, tıpkı yangın eğitimi almış birinin ne yapacağını bilmesi gibi, panik minimize olur.

AİLE ve YAŞAM
14 Ağustos 2025 - 22:05
TAKİP ETTAKİP ET
Dinle
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
 Deprem sonrası beyin 'sürekli tehlike' modunda kalabilir! Deprem korkusu kronikleşebilir!
Çoğu kayıp, afetten değil panikten kaynaklanır.” dedi. Deprem sonrası bazı kişilerde beynin ‘sürekli tehlike’ modunda takılı kalabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, inkâr, depresyon ve ‘savaş-kaç-donakal’ tepkilerinin ardından uyku bozukluğu, eve girememe ve aşırı tetiktelik gibi belirtilerin durumun ciddileştiğine işaret ettiğini vurguladı.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Tüm bunlar, akut stres durumunda ortaya çıkan tipik tepkilerdir ve bu tepkilerin birkaç saat veya birkaç gün içinde düzelmesi beklenir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, deprem korkusu konusunu değerlendirdi.

Anlamlı bir korku faydalıdır

Korkunun aslında faydalı bir duygu olduğunu ve hayatta kalmamızı sağladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, "Korku, tehlikelerden korunmamızı, doğru ve sağlıklı kararlar vermemizi ve kendimizi geliştirmemizi sağlar. Tanımlanmış ve anlamlı bir korku faydalıdır." dedi.

Prof. Dr. Tarhan, sağlıksız korkuların ise genellikle rasyonel olmayan, orantısız ve ölçüsüz korkular olduğunu dile getirerek, "Anlam arayışı, özgürlük arayışı, yalnızlığı giderme ihtiyacı ve ölümü açıklayamama korkusu varoluşsal korkuları oluşturur. Belirsizlik ise bunların temel nedenidir." diye konuştu.

Korkuyu yönetmenin hiç de zor olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, kişinin kendi kendine başa çıkamadığı durumlarda profesyonel yardım alabileceğini söyledi.

"Olayları doğru analiz edersek, ön yargılarımızı ve zihinsel şartlanmalarımızı değiştirebilirsek, birçok korkunun temelsiz olduğu ortaya çıkar. Karar verirken korkuyu yönetebilmek çok önemlidir." Diyen Prof. Dr. Tarhan, beynin belirsizliği gidermesi durumunda korkunun yönetilebileceğini vurguladı.

Beyin sisi uzun süreli stresle ilişkili

Günümüzde sıkça duyulan "beyin sisi" kavramının uzun süreli stresle ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, "Uzun süreli stres, beyinde stres hormonu olan kortizol salgılanmasına neden oluyor. Bu durum, beyindeki anlama, kavrama, algılama ve karar mekanizmalarının yavaşlamasına yol açıyor. Kişinin beyni adeta yavaş çekimde çalışıyor. Başka bir psikiyatrik problemi olmasa da sadece zihinsel yavaşlama görülüyor." dedi.

Prof. Dr. Tarhan, tükenmişlik sendromu gibi durumlarda kişinin kronik stresi yönetemediğini ve çaresizlik hissettiğini ifade ederek, "Hayattaki iş yükünü, çocuklarla ilgili sorumlulukları yönetemeyen ve sağlıklı çözümler üretemeyen kişilerde bu durum ortaya çıkıyor. Çözüm üreten kişi ise beyindeki belirsizliği gideriyor. Belirsizliği gidermek, insanın temel ihtiyaçlarından birisidir." şeklinde konuştu.

Doğum anı bebek için ilk korku deneyimi

Doğum anının bebek için ilk korku deneyimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, "Anne karnında bebek nefes almaya bile ihtiyaç duymaz, her şey hazırdır. Ancak vücuttaki mekanizma doğum sonrasına göre planlanmıştır. Doğduktan sonra çocuğun ilk duyduğu his korku, ilk verdiği tepki ise ağlamaktır. Hemen annesine sığınıp rahatlar. Bu, temel güven duygusunun geliştiği andır. 0-3 yaş arası anne veya anne yerine geçen kişinin sıcaklığının yerini hiçbir şey tutamaz." dedi.

Prof. Dr. Tarhan, perinatal psikoloji alanındaki çalışmalara da değinerek, normal doğumla dünyaya gelen bebeklerin, sezaryenle doğanlara göre stres testlerinde daha az stres hormonu salgıladığını ifade ederek, "Normal doğum, hayatın ilk meşakkatidir ve çocukları psikolojik olarak daha dayanıklı kılar. Sezaryenle doğan çocuklarda daha çok stres hormonu oluyor." diye ekledi.

Korku, insan için bir kamçıdır

Yaşanan olumsuz hayat olaylarının "geliştiren travma" olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, "Travma sonrası büyüme ölçekleriyle bunu ölçüyoruz. Kişi bu travmadan bir şeyler öğrenerek çıktı mı? Travma sonrası büyümede yeni ihtimaller ortaya çıkar, kişi insan ilişkilerini gözden geçirir, kişisel güçlerini fark eder. Gücünün yetmediği şeylerde radikal kabullenme yöntemini kullanır. Bu, korkunun bir kazanıma dönüşmesidir. Korku, insan için bir kamçıdır, insanı harekete geçiren ve yeni keşif alanları sunan bir duygudur. Korkudan korkmak yerine korkuyu yönetmek önemlidir." şeklinde konuştu.

Çocukluk çağı travmaları bugünkü korkuların önemli bir nedeni

Çocukluk çağı travmalarının bugünkü korkularımızda önemli bir etken olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çocukluk çağı travmaları bugünkü korkularımızın önemli bir nedenidir. Tüylü nesnelerden korkan bir kişiyi incelediğimizde, bu korkunun kökeninin genellikle çocukluk döneminde tüylü bir varlıkla (veya nesneyle) ilgili yaşadığı olumsuz bir deneyime dayandığını görürüz. Kişi bu olayı bilinçli olarak unutmuş olabilir, ancak bu deneyim genel bir tüy veya tüylü nesne korkusu olarak devam edebilir. Bu tür korkuların ve altında yatan travmaların ele alınması, kişinin ruhsal sağlığı ve gelişimi açısından büyük önem taşır. Ancak unutulmamalıdır ki, çocuklukta yaşanan travmaların 'ömür boyu bende kalacak' şeklinde bir kader olduğu düşünülmemelidir. Çünkü bu tür etkiler genetik değil, epigenetiktir; yani çevresel faktörlerle değişebilir ve iyileştirilebilir.” dedi.

Deprem korkusu (sismofobi) yönetilemediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor

Prof. Dr. Tarhan, deprem korkusunun (sismofobi) ve sonrasında gelişebilen akut stres bozukluğunun doğal tepkiler olduğunu ancak yönetilemediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü kaydederek, "Kişi zihinsel olarak kendisini bu konuda eğitirse, tıpkı yangın eğitimi almış birinin ne yapacağını bilmesi gibi, panik minimize olur. Çoğu kayıp, afetten değil panikten kaynaklanır." ifadelerini kullandı.

Japonya'da 4-6 yaş arası çocuklara verilen afet eğitimlerinin etkinliğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, "Bu eğitimler sonraki yaşlarda daha zor öğreniliyor. Deprem çantası hazırlamak önemli ama asıl mesele o anda ne yapılacağını bilmek. 'Aman deprem konuşmayalım, çocuğun ruh sağlığı bozulur' demek yerine, okul öncesi dahil çocuklarla 'Deprem olursa ne yapacağız?' senaryoları konuşulmalı, evde pratik yapılmalı. Kişi ne olacağını bildiğinde korkusu orantısız olmaktan çıkar. Korku doğal bir duygu. Tabii ki korkacağız. Ama zihinsel hazırlık çok önemli.” şeklinde konuştu.

Bazı kişiler devamlı tehdit var, tehlike var diye yaşıyor

Deprem anında beyinde sempatik sinir sisteminin aşırı aktive olduğunu (göz bebeklerinde büyüme, kas gerilmesi, tansiyon yükselmesi), ancak tehlike geçtikten sonra parasempatik sistemin devreye girerek rahatlama sağlaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:

“Bazı kişilerde parasempatik sinir sistemi devreye girmiyor. Devamlı tehdit var, tehlike var diye yaşıyor. Travmatik bir olay karşısında, eğer korkunun kaynağı belirsizse, kişide ilk tepki genellikle inkar veya reddetme şeklinde ortaya çıkıyor. Ancak korku, deprem gibi somut ve inkar edilemeyecek bir kaynağa dayanıyorsa, ikinci bir tepki olarak kişi olayla ilgili depresif bir ruh haline girebiliyor. Bu durum, bazı kişilerde öfke patlamaları, bazılarında ise içe kapanma şeklinde kendini gösterebiliyor. Ardından, bazı bireylerde 'savaş, kaç ya da donakal' tepkileri gözlemlenebiliyor. Bazı kişilerde geçici olarak dil tutulması görülebiliyor veya panikle pencereden atlama gibi davranışlar sergilenebiliyor. Tüm bunlar, akut stres durumunda ortaya çıkan tipik tepkilerdir ve bu tepkilerin birkaç saat veya birkaç gün içinde düzelmesi beklenir. Ancak, bu durum kişinin uyku düzenini bozuyor, kişi vaktinin büyük çoğunu (örneğin, bir saatin 50 dakikasını) depremi düşünerek geçiriyorsa veya 'flashback' olarak adlandırılan, olayı yeniden yaşantılama durumları sıkça görülüyorsa (yani olayın her an yeniden olacağı hissine kapılıyorsa), eve girememek, sürekli diken üstünde oturmak, 'hipervijilans' denilen aşırı tetikte olma hali gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa, hatta kişi uyumaktan korkar hale geliyorsa, durum ciddiyet kazanmış demektir."

Bazı kişiler korkuyu 'mumyalaştırarak' hayatlarında sürekli canlı tutar

Yoğun korkunun, adeta beyindeki 'programı' bozabildiğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, şunları dile getirdi:

“Eğer bu durum günlük yaşam aktivitelerini etkilemiyorsa, özellikle ilk bir ay içinde (bazı görüşlere göre ise 8 haftaya kadar) hastalık olarak kabul edilmez. Bu süreçte genellikle ilaç tedavisi gerekmez; aksine, bu stresin bir ölçüde yaşanması ve işlenmesi beklenir. Hatta bu stres, kişinin yeni bakış açıları kazanması, farklı düşünmesi, olaylara yeni anlamlar yüklemesi, derin analizler yapması ve küçük ayrıntıları fark ederek kendini geliştirmesi için bir fırsata dönüşebilir. Kişinin olaya olumlu ya da olumsuz yaklaşımı ve anlamlandırma biçimi, bu sürecin seyrini belirler. Genellikle bu durum, 6-8 hafta içinde çözülür ve kişi normal hayatına döner. Bu süreçte sağlıklı olan, korkuyu 'minyatürize etmek', yani küçülterek yönetmektir. Ancak bazı kişiler korkuyu minyatürize edemez, aksine 'mumyalaştırarak' hayatlarında sürekli canlı tutarlar. Bu kişilerde durum, nesnesi belirsiz bir obsesyondan ziyade, kaynağı belli bir korkuya işaret eder ve bu da genellikle kaçınma davranışlarına yol açar. Sürekli düşünce tekrarları görülür; bu durum daha çok 'rüminasyon' şeklinde, negatif veya bazen pozitif içerikli olabilir. Kişi sürekli aynı konuyu düşünür. Obsesyonda kişi düşüncelerinin saçma olduğunun farkındadır, ancak rüminasyonda düşüncelerine inanarak onları sürekli zihninde döndürür. O beyni çok yoran bir şeydir. Bu tür tepkilerin 6-8 hafta kadar sürmesi doğaldır. Bu sürenin sonunda kişinin travma sonrası büyüme kazanımlarıyla hayatına devam etmesi beklenir. Eğer bu başarılamazsa, uzman yardımı almak gerekir."

İstanbul'un "çılgın projesi" kentsel dönüşüm olmalı

İstanbul'un "çılgın projesinin" öncelikle kentsel dönüşüm olması gerektiğini savunan Prof. Dr. Tarhan, "Şu an binaların yaklaşık yüzde 70'i 2000 öncesi yapılar ve yüksek risk taşıma potansiyeline sahip. Bu konuda liderlik ve ciddi bir gelecek projeksiyonu şart." şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Tarhan, deprem konusunda farklı uzman görüşlerinin "felaketleştirenler" ve "tehlike atlatıldı diyenler" şeklinde insanları şaşırttığını ve bilgi kirliliğine yol açtığını belirterek, "Uzmanların kendi aralarında oturup çözüm üretmesi gerekirken, herkes farklı bir şey söylüyor. Rasyonel hareket etmek ve düşünmek gerekiyor." dedi.

Depremi her an olacak gibi yaşamaya insan alışamaz

Toplumun zamanla travmaları unutma eğiliminde olduğunu (6 Şubat depremleri gibi) ifade eden Prof. Dr. Tarhan, "Korkuyu yok saymak yerine 'minyatürize edip' toplumun devamlılığını sağlamak gerekiyor. 'Yarın 7.4 olabilir' gibi söylemler korkuyu 'mumyalaştırmaktır' ve bu korkuyla yaşanmaz. Bir odada yılan varken onunla yaşamaya alışılmaz. Depremi her an olacak gibi yaşamaya insan alışamaz. Yöneticilerin işi ciddiye alıp plan yaptıklarını görmek, örneğin Şehircilik Bakanlığı'nın bina tespit çalışmaları gibi adımlar, insanlarda güven duygusunu artırır, panik davranışını minimize eder ve gelecekle ilgili belirsizliği giderir." diye konuştu.

Deprem korkusu adli ve psikiyatrik vakalarda artışa neden olabiliyor

Deprem korkusunun adli ve psikiyatrik vakalarda artışa neden olabileceğini, toplumdaki temel güven duygusunu zedeleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, "Güven duygusu olursa, insan 'bunun çözümü vardır' diyerek sorunları daha rahat aşar." dedi.

Başa çıkma yöntemlerinden ilkinin pozitif psikoloji olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, "Bu yaklaşım, olayları olumlamak ve onlara anlam yükleyebilmek üzerine kuruludur. Her olayın bir tehdit, bir de fırsat boyutu vardır. Tehdit boyutunu görüp fırsat boyutuna odaklanmak, gerçekleri kabul edip hedef belirlemek ve strateji geliştirmek korkuyu en güzel yönetme biçimidir. Buna ‘radikal kabullenme’ diyoruz; kabullenip onu bir fırsata dönüştürmek." diye açıkladı.

Hepimizin gücünün yettiği ve yetmediği şeyler var

İkinci önemli yöntemin dini başa çıkma olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, "Hepimizin gücünün yettiği ve yetmediği şeyler var. Böyle durumlarda kişinin zihinsel bir sığınağa ihtiyacı olur: Büyük bir anlamın, bir değerin, bir yaratıcının parçası olmak. Evrendeki olayların tesadüfen olmadığını, bir geminin kaptanı olduğu gibi dünyanın da bir sahibi olduğuna inanmak, insanın gücünün yetmediği yerde bu yöntemleri kullanarak rahatlamasını sağlar. Empati, vicdan duygusunun bir ürünüdür. Vicdan duygusu olmayan kimse empati yapamaz. Bencil kişilerde vicdan duygusu körelir. Deprem gibi olaylarda dini başa çıkma yöntemini kullanan kişiler bu konuda bazen aşırı fedakar olabiliyorlar. Aşırı orantısız tepkiler de olabiliyor. Stres altında soğukkanlı kalma konusunda kendini eğitmiş kişiler bu olaylarda liderlik yapıyorlar. Aileyi de yatıştırıyorlar, çevreyi de yatıştırıyorlar. Biraz zihinsel olarak, emek vermek gerekiyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.

# Prof. Dr. Nevzat Tarhan
  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x
ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Çok Okunan Haberler
Küçükçekmece Sinopspor, Polatlı 1926'yı 4-1 Mağlup Ederek Zirve Takibini Sürdürdü
Küçükçekmece Sinopspor, Polatlı 1926'yı 4-1 Mağlup Ederek Zirve...
Üsküdar'da Filistinli Esirler İçin Büyük Buluşma: İdam Yasasına Sert Tepki ve Küresel Çağrı
Üsküdar'da Filistinli Esirler İçin Büyük Buluşma: İdam Yasasına...
Kentsel Dönüşüm, Ülkemiz İçin Savunma Sanayisi Kadar Önemli
Kentsel Dönüşüm, Ülkemiz İçin Savunma Sanayisi Kadar Önemli
2026 Sağlık Trendleri Belli Oldu: Yapay Zeka, Uluslararası Hasta Sürecini Kolaylaştıracak
2026 Sağlık Trendleri Belli Oldu: Yapay Zeka, Uluslararası Hasta Sürecini...
Engelli Bireylerde Destek Yoksa Diş Sağlığı Tehlikede!
Engelli Bireylerde Destek Yoksa Diş Sağlığı Tehlikede!
KÜDEF’te Yeni Dönem: Projeler ve Etkinlikler Masaya Yatırıldı
KÜDEF’te Yeni Dönem: Projeler ve Etkinlikler Masaya Yatırıldı
Saadet Partisi Küçükçekmece Teşkilatından Yoğun Saha Mesaisi: Esnaf, Emekli ve Gençlerle Birebir Temas
Saadet Partisi Küçükçekmece Teşkilatından Yoğun Saha Mesaisi: Esnaf,...
Kanser tedavisinde fiziksel iyilik halini destekleyen 10 öneri
Kanser tedavisinde fiziksel iyilik halini destekleyen 10 öneri
Küçükçekmece'de Cenaze İşlemlerinde Tesettür Hassasiyeti Tartışması:
Küçükçekmece'de Cenaze İşlemlerinde Tesettür Hassasiyeti Tartışması:...
Diyarbakır'da Büyük Zafer: Emre Soydan Türkiye Kick Boks Şampiyonu Oldu
Diyarbakır'da Büyük Zafer: Emre Soydan Türkiye Kick Boks Şampiyonu...
Boko Haram’dan Nijerya’da Kanlı Saldırı: 10 Asker Hayatını Kaybetti
Boko Haram’dan Nijerya’da Kanlı Saldırı: 10 Asker Hayatını Kaybetti
Amatör Futbola Yeni Nefes: Örnek Platform Sahneye Çıkıyor
Amatör Futbola Yeni Nefes: Örnek Platform Sahneye Çıkıyor
İlginizi Çekebilir
İRAN’DAN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMA: “RADARLARI VURDUK, YAĞMURLAR ARTTI!”
İRAN’DAN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMA: “RADARLARI VURDUK, YAĞMURLAR...
Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi'nin Acı Günü: Kardeşi Ömer Çebi Son Yolculuğuna Uğurlandı
Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi'nin Acı Günü: Kardeşi...
Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin Kardeşi Ömer Çebi Hayatını Kaybetti
Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin Kardeşi Ömer Çebi...
Küçükçekmece'de Yusuf Süs Son Yolculuğuna Uğurlandı
Küçükçekmece'de Yusuf Süs Son Yolculuğuna Uğurlandı
Küçükçekmece'de Cenaze İşlemlerinde Tesettür Hassasiyeti Tartışması:
Küçükçekmece'de Cenaze İşlemlerinde Tesettür Hassasiyeti Tartışması:...
İnsan ve Medeniyet Hareketi(İMH)Küçükçekmece İlçe Başkanı Fahrettin Bitigen'in Acı Günü
İnsan ve Medeniyet Hareketi(İMH)Küçükçekmece İlçe Başkanı Fahrettin...
Küçükçekmece Kartaltepe'de Park İsyanı: Acil Araçlar Sokağa Giremiyor
Küçükçekmece Kartaltepe'de Park İsyanı: Acil Araçlar Sokağa Giremiyor...
Duyarlı İnsanlar Platformu'ndan Örnek Çalışma: İyilik Dalga Dalga Büyüyor
Duyarlı İnsanlar Platformu'ndan Örnek Çalışma: İyilik Dalga Dalga...
Şok Market’in Fiyat Politikası Tartışma Yarattı: 225 Gram Ekmek 50 TL
Şok Market’in Fiyat Politikası Tartışma Yarattı: 225 Gram Ekmek...
Klima Kullanırken Alerji Riskini Azaltmanın 5 Yolu
Klima Kullanırken Alerji Riskini Azaltmanın 5 Yolu

Ana Sayfa
DÜNYA
GÜNDEM
SİYASET
EĞİTİM
SAĞLIK
OTOMOBİL
MEDYA
EKONOMİ
İSLAM
SPOR
MAGAZİN
TEKNOLOJİ
KÜLTÜR-SANAT
ACI GERCEKLER
ANADOLU
BİYOGRAFİ
EMLAK
AİLE ve YAŞAM
BELEDİYELER
RÖPORTAJ
YEMEK
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Yerel Haberler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Karikatürler
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Rss
  • Sitemap
  • İletişim
  • İhbar Hattı
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Çerez Politikası

hicrethaber com Sitemizde bulunan yazı , Video, Fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

">