Kahramanmaraş'taki depremler sonrası Jeolog ve Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Habertürk ekranlarındaki Fatih Altaylı'nın Teke Tek programında soruları yanıtlıyor.Acı bilanço! Can kaybı 4 bin 544 olduProf. Dr. Görür'ün açıklamalarından satır başları:Gerçekten bu olan olayları hazmedemiyoruz. 'Doğal felâkettir, başımıza geldi' demek pek de mümkün değil. Bu doğa olayını afete dönüştürmede bizlerin katkısı küçümsenmeyecek ölçüde maalesef.Bu deprem belki çok küçük hasarla atlatılamayabilirdi. Büyüklüğü fazla biraz; 7,7 ve 7.6. Ama depremi felaket olmaktan çıkarmış, yerleşim alanları deprem dirençli hale getirmeyi becermiş toplumlarda bu afet; yani çok az sayıda can ve mal kaybıyla atlatılabilirdi.
"KORKARIM Kİ, RAKAMLAR FAZLA OLACAK"
Bizim ülkemizde büyük felaket. Deprem tarihine bakarak düşünüyorum, Osmanlı'ya gitmeye gerek olmadan. O zaman bina yoğunluğu ve insan az. 1939'dan bu yana alıyoruz. O deprem 7.9 diye düşünülüyor. Burada da 7.7. Orada biz 33 bin insan zayiat veriyoruz. Burada korkarım ki, rakamlar fazla olacak. 1939'dan bu yana ders almış olsaydık...Jeolojinin, inşaat mühendisliğinin gelişmesi farklı. Biz ders almış olsaydık gerçekten, özellikle devlet olarak ve özellikle de millet olarak. Devletini ve hükümetlerini yöneten, onları gözeten, denetim altında tutabilen toplum bilincinde olsaydık, bu ülkeyi deprem dirençli hale getirebilirdik.Beşiz bebekli aileden geriye kahreden kareler kaldı! Türkiye'ye gelmek için..."TARİH DERS ALINSA BU KADAR TEKERRÜR ETMEZ"
1939, 1942, 1943, 1944, 1957, 1967, 1999, 2011, 2020, 2023. Gördünüz mü ne kadar deprem saydım. Yöneticilere sormazlar mı? Hiç mi ders almayız. Tarih ders alınsa bu kadar tekerrür etmez. Büyük ölçüde kabahati milletten çok yönetimlerde, yöneticilerde buluyorum. Bu ülkeyi yönetenler milletin can güvenliğini birinci derecede sağlamak zorundadırlar. Öncelikle bunu, birinci tercih olarak, tartışmasız bunu yapmak zorundadırlar.Ülkemizde yer bilimleri camiası hem sismologlar, hem jeologlar hem yer bilimciler. Araştırmanın içinde olanlar. Literatürü takip eden insanlarımızın mutabakat sağladıkları bir konuydu. Maraş depremi bizim için gelmekte olduğunu bağıran depremdi. Sebebi de ilk kez Elazığ depremi olduğu zaman 6.8, başka arkadaşlarım da söylemiştir. Ben ilk kez kendi medyamda, yani tweet attım hem de çıktığım televizyonlarda 'Doğu Anadolu fayı uyandı' diye. Doğu Anadolu Fayı ile Kuzey Anadolu Fayı Bingöl Karlıova'da birleşiyor. İki fay da doğrultu atımlı karakterli. Birbirine sürtünerek hareket ediyorlar. 'Elazığ fayı uyandı' dedim ve dikkatli olmak lazım. Fayın yeryüzünü kestiği yer tespit edildi!Elazığ fayının bir anlamda kardeşi Kuzey Anadolu Fayı, bütün enerjisini 20'nci asırda boşalttı, Marmara hariç. Jeolojik dönemlerde, tarihi dönemlerde zincirleme depremler ürettiğini biliyoruz. Doğu Anadolu Fayı'nda bir korkum olduğunu söyledim. Karlıova'dan başlayıp Akdeniz'e kıra kıra gidecek dedim. 'Doğu Anadolu'yu depreme boğup öyle enerjisini boşaltacak, dikkatli olalım' dedim.Elazığ depremi, Maraş tarafına, Erkenek, Hatay tarafına enerji transfer etmiş olabilir. Mevcut biriken enerjiyi artırmış olabilir. Dolayısıyla deprem yaratabilir dedim. Bu uyarıyı ilk 2020'de yaptım. Her gün her ay ne zaman imkan olduysa söyledim.Bu ülkede gün geçmiyor ki, 4 veya 4'ün üzerinde deprem olmasın. Maraş'taki depremi bekliyorduk. Çok komplike düşünüp, bilim adamı pozlarına girmeye gerek yok. Doğrultu atımlı faylar enerjisini boşaltırken, yüzde 20'sini uca doğru enerjisini bir miktar gönderiyor. Oralarda en son deprem 1514. Çok fazla sene geçmiş. Enerji birikmiş, 'kırıldım, kırılacağım' noktasına gelmiştir. İşin esbab-ı mucibesi bu.MSB duyurdu! Depremden sonra yanmaya başlayan İskenderun Limanı söndürüldü"HERKES ÇAĞRILDI BİR CELAL ŞENGÖR BİR NACİ GÖRÜR ÇAĞRILMADI"
Ne AFAD ne de herhangi bir yerden bana bir talep gelmedi. Ben zannediyorum ki, onların nezdinde biz yaşamıyoruz.TBMM'de Deprem Araştırma Komisyonu kuruldu. Herkes çağrıldı bir Celal Şengör bir Naci Görür çağrılmadı. Ben siyasetle ilgilenmiyorum. Bilim adamlığının dürüstlüğü ve doğruluğuyla net konuşan insanlarız. Ülkemize hizmetten öteye bir amacımız yok.75-76 yaşına gelmiş bir adamım. Şimdi İstanbul'un depreme hazırlanması konusunda belediyede hizmet görüyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nde hiçbir hükümetin doğru dürüst katkısı olmaya Marmara'yı tehdit eden dinamikleri ana hatlarıyla ortaya çıkarmış ekibin başındayım. Herkes bu sorunun yanıtını merak ediyor! Canlı yayında dikkat çeken sözler: Eşi benzeri yokMarmara depremi hakkında bu ülkede bilgilerin temel çalışmaları yapan ekibin karınca kaderince başkanlığını yapmışsam, bizi de bir kere dinle. Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümetlerinden para çıkmadan böyle çalışmalar yaptık. Depremi konuşacaksan o adamların arasında ben de olmalıyım.Türkiye'de çok değerli yer bilimciler var. Uluslararası nitelikte olanlardan var. Kimi meslektaşlarım medyaya çıkıyorlar. Sanki orada deprem oldu sorun bitti, enerji boşaldı diye konuşuyorlar. Bu işi bilmemekten, mekanizmayı bilmemekten geçiyor. Demek ki jeolojiyi yeterince bilmiyorlar. Bu deprem doğrultu atımlı fay sistemini üreten deprem. Her iki blok birbirlerine sürtünerek devam eder. Sürtünmenin en fazla olup hareketi engellediği yerde atım meydana gelir.Muhalefet partileri tarafından fonlandığı belirtilen medya kuruluşlarının kara propagandasına alet olan Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür’ün, FOX TV ekranlarında sarf ettiği sözlerin ardından kirli bir algı operasyonu başlatılmıştı.Naci Görür, depremin yaşandığı bölgelere ilişkin hazırladıkları projelerin reddedildiğini öne sürdü. Görür, depremin göz göre göre geldiğini savunarak, “Harita Genel Müdürlüğü ile valiliklerle, belediyelerle proje hazırladık. Devlet Planlamaya, TÜBİTAK’a sunduk reddedildi” sözlerini sarf etti.‘REDDEDİLME’ İDDİASI ÇARPITMA, BU ZAMANA KADAR 11 MİLYONLUK DESTEK ALMIŞNaci Görür’ün hazırladığı projelerle ilgili gerçekler ise çok geçmeden ortaya çıktı. Görür’ün projesinin reddedilmeyip, revize için kendisine iade edildiği bunun üzerine Naci Görür’ün hiçbir düzeltme veya yeniden başvuru gibi bir karşılık vermediği öğrenildi. Prof. Naci Görür’ün araştırmacı ve yürütücü olarak yer aldığı 10 proje için TÜBİTAK’tan 11 milyon TL’lik para desteği aldığı belirlendi. 1992-2012 yılları arasında Görür'ün sunduğu 13 projenin devlet tarafından desteklendiği kaydedildi.İşte “desteklenmeyen proje” manipülasyonunun gerçekleri:Edinilen bilgilere göre, Naci Görür’ün 2010 yılında hazırladığı “Doğu Anadolu Fay Zonu Boyunca Güncel Deformasyonun Ölçülmesi ve Bu Zonda Yer Alan Yerleşim Alanları İçin Tehlike Analizlerinin Yapılması (DAFTAP)” başlıklı proje TÜBİTAK’a sunuldu. TÜBİTAK Kamu Araştırmaları Destek Grubu (KAMAG) 1007 projesinde valilik ve belediye başkanlıkları müşteri kurumlar arasında yer aldı.Ancak projenin “müşteri kurum” yönünden şartları karşılamadığı belirlendi. Projenin müşteri kurumları olarak Elazığ Valiliği, Elazığ Belediye Başkanlığı, Bingöl Valiliği, Bingöl Belediye Başkanlığı, Malatya Belediye Başkanlığı, Kahramanmaraş Valiliği, Kahramanmaraş Belediye Başkanlığı listelendi.REVİZE İSTENİLMİŞ, 10 SENEDİR SES GELMEMİŞProje değerlendirme ve destek süreçlerini yazılı ve açık usul ve esaslar çerçevesinde yürüten TÜBİTAK’ın, söz konusu proje ile ilgili “Valilikler ve/veya belediyeler, kendi sorumluluk alanı dışında, ülkenin diğer bölgelerini de ilgilendiren sorun ve ihtiyaçlara ilişkin projelerde tek başına müşteri kurum olamaz” şartını yerine getirmediği için Naci Görür’e “revize” verdiği bildirildi.TÜBİTAK’ın 2010 yılındaki iadesi sonrası Naci Görür’ün, aradan geçen 13 yıllık süre içerisinde herhangi bir düzeltme yapmadığı ve tekraren hiçbir başvuruda bulunmadığı öğrenildi.DESTEKLENDİĞİ PROJELERE 11 MİLYONLUK ÖDENEKAyrıca, Naci Görür'ün TÜBİTAK’a yürütücü ya da araştırmacı olarak 20 yıl boyunca 17 proje sunduğu, bu projelerin 13’ü için destek aldığı saptandı.Görür’ün yürütücü ve araştırmacı olarak yer aldığı ve sonuçlanan 10 projesine yaklaşık 11 milyon TL ödenek aktarıldığı kaydedildi.