• İletişim
  • İhbar Hattı
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ara
  • DÜNYA
  • GÜNDEM
  • SİYASET
  • EĞİTİM
  • SAĞLIK
  • OTOMOBİL
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • İSLAM
  • SPOR
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • KÜLTÜR-SANAT
  • ACI GERCEKLER ANADOLU BİYOGRAFİ EMLAK AİLE ve YAŞAM BELEDİYELER RÖPORTAJ YEMEK
  • Ara
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Ankara'da! Erdoğan ile kritik zirve öncesi bir araya gelecek
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Ankara'da! Erdoğan ile kritik zirve öncesi bir araya gelecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev'i kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev'i kabul etti
Resmi açıklama geldi! ABD Başkanı Donald Trump 7 Temmuz'da Türkiye'ye geliyor
Resmi açıklama geldi! ABD Başkanı Donald Trump 7 Temmuz'da Türkiye'ye geliyor
Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?
Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?
AK Parti'de dikkat çeken istifa! Gebeceler Belediye Başkanı İsa Atay'ın partisiyle yolları ayrıldı
AK Parti'de dikkat çeken istifa! Gebeceler Belediye Başkanı İsa Atay'ın partisiyle yolları ayrıldı
Ümraniye'de AVM'deki Kafeye Silahlı Saldırı! 2 Kişi Yaralandı, Şüpheli Kaçtı
Ümraniye'de AVM'deki Kafeye Silahlı Saldırı! 2 Kişi Yaralandı, Şüpheli Kaçtı
Terme'de Halk Oyunları Şenliği Coşkusu Başladı! Türkiye'nin Dört Bir Yanından Ekipler Buluştu
Terme'de Halk Oyunları Şenliği Coşkusu Başladı! Türkiye'nin Dört Bir Yanından Ekipler Buluştu
Türk Kızılay Alaca'da 3 Günde 36 Ünite Kan Topladı
Türk Kızılay Alaca'da 3 Günde 36 Ünite Kan Topladı
HÜSEYİN ADALAN KİMDİR?
HÜSEYİN ADALAN KİMDİR?
MHP Hakkari İl Başkanı Fatih Öztepe Bıçaklı Kavgayı Ayırırken Yaralandı
MHP Hakkari İl Başkanı Fatih Öztepe Bıçaklı Kavgayı Ayırırken Yaralandı
Tekirdağ'da Denize Girmek 2 Gün Yasaklandı! Saray İlçesi İçin Kritik Karar
Tekirdağ'da Denize Girmek 2 Gün Yasaklandı! Saray İlçesi İçin Kritik Karar
Yaz Yolculuğu Öncesi Kritik Uyarı: Araç Sahipleri Bu Kontrolleri Mutlaka Yaptırmalı
Yaz Yolculuğu Öncesi Kritik Uyarı: Araç Sahipleri Bu Kontrolleri Mutlaka Yaptırmalı
  1. Haberler
  2. AİLE ve YAŞAM
  3. Bir Dava Adamı Remzi Pekdemir
AİLE ve YAŞAM
Yayınlanma: 01 Ocak 2018 - 18:47

Bir Dava Adamı Remzi Pekdemir

AİLE ve YAŞAM
01 Ocak 2018 - 18:47
TAKİP ETTAKİP ET
Dinle
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Bir Dava Adamı Remzi Pekdemir
Yıllarca Afganistan'da  mücahitllerin saflarında Mücadele veren,Eski bir akıncı olan aslen Beytüşşebaplı Yakup ASLAN'ın kalemine aldığı  Fatih Akıncıları'nın aslında Metin Yüksel kadar önemli olan Ağabeyleri Dr.Remzi PEKDEMİR'i yazdı.

 

Doktor Remzi Pekdemir Erdemli Duruşun Simgesi

 

Van’da onaylanan cezamdan dolayı İstanbul'a gelmiş ve Fatih’teki ilk günlerimde Muş Norşin alimlerinden Mela Sadreddin hocanın evine Kadınlar pazarında küçük bir dükkanı olan Hasan amcam ile birlikte gitmiştik… O gecenin sohbeti doyumsuzdu. İkisi konuşuyor ben de dinliyordum. Amcamın Türkçesi çok bozuktu ve dolayısıyla soru sorduğu zaman Kürtçe soruyor, hoca da Türkçe cevaplıyordu. Bir ara çok kısa bir süreliğine Metin oturduğumuz odaya girdi… Görür görmez yüreği bir dünya büyüklüğünde olduğunu bakışlarından çözmeye çalıştığım genç delikanlıyla her fırsatta birlikte olmaya çalıştım. Küçük Mustafapaşa sokaklarında gece yazı yazarken veya afiş asarken, mitinglerde, sokaklarda eylemde veya Fatih caminin bahçesinde sabahlarken. Bu beni mutlu ediyordu. Yüreği mangal gibi birkaç arkadaşı vardı. Tepebaşı Gazinosundaki gecelerden dönüşte Unkapanı Köprüsünde slogan atarken adeta kanat takmış gibiydim. Bir gazetede çalışıyordum. Mesai bitince hiçbir yere uğramadan mekana geliyordum. İki üç kahvehanemiz vardı.. Gıpta ile yanında durmaya çalıştığın Metin, şu anda ülkeyi vesayeti altında tutan faşist ırkçılar tarafından Fatih Caminin önünde bir Cuma günü vurulduğunda ben de tutuklanmış 163. Maddeden Van ceza evinde yatıyordum. Olayı siyah beyaz televizyonun haberlerinden öğrendim. 


Bu süreç içerisinde birçok değerli insan tanıdım. Daha doğrusu o küçük grubun neredeyse tamamı mert, sözünün eri, yiğit insanlardı. Biz daha çok eylem zemininde kayboluyorduk ve çoğu zaman köklü okumalar yapmamıza imkan da zaman da yoktu. Tartışma veya derin birikim sahibi insanlara tebliğ etme çabalarında çoğu zaman sıkışır ve Edip Yüksel ile Malatya/Pötürgeli Doktor Remzi Pekdemir’den yardım alırdık. Kalın ve derin bir birikimi barındıran Muhammed Bakır Sadr’ın Ekonomi Doktorini kitabı okuyup bitirmeye vaktimiz yoktu. Her ikisi de özellikle Marksizm felsefesine cevap mahiyetinde savunmaları da içeren o kalın kitapları okumuşlar ve konuştukları insanları ikna etme kabiliyetine de sahiptiler.


Ceza evi serüveninden sonra yeniden İstanbul’daydım. Süleymaniye’de üfürsen yıkılacak eski iki katlı bir bina vardı. Üst katı onarabildiğimiz kadar onarıp kalmaya başladık. Elazığlı plastik işi yapan bir arkadaşın eski ahşap eviydi. Kira da ödemiyorduk. Yakacağımız bitince de alt katta ne kadar tahta bulduksa kırıp yaktığımız bir özelliği de vardı. Van’dan ve Elazığ’dan birkaç arkadaşla birlikte kalıyorduk… Ev sıcak ve her gece de düzenli sıcak yemeğimiz olduğundan misafirimiz de eksilmezdi… Bir gece bir arkadaş gelmişti doktor diyorlardı. Sonunda, kalın paltosunu duvara astığımız bir doktorumuz da olmuştu. Bir iki gece misafir gibi kalıyordu… Sonra askeri darbeye kadar hep birlikte olacağımız bir süreç başladı. Remzi abi bizim için derin bir bilgi kaynağıydı. Okumamıza da gerek yoktu. Sadece onu dinlememiz bile yetiyordu. Doğrusu çok da okunacak kitaba da sahip değildik. O zamana kadar yayınlanan kitapları çoğunlukla okumuştuk..


Remizi Abi çok zengin bir teyzesi olmasına ve teyzesinin ısrarlı yardım etme baskısına rağmen bizim sefaletimize talim etmişti. Onurlu duruşu, tavizsiz yaşamı ve kanaatkar gönlü hepimizin yaşam tarzı simgesi haline gelmişti. Astım hastasıydı.. Dolayısıyla çoğu kez sokağa indiğimizde bizimle gelmek istemesine rağmen bırakmazdık. Kalın paltosunun cebinden şurubu hiç eksik olmazdı.. Çoğu zaman yedek şurup da taşırdı. O zaman sokaklar tekin değildi.. Kurşunlar patlıyor.. Patlayan bombalar kimlik sormuyordu. Dahası tüfekleri süngülü askerler sokaklarda dolaşıyor, sıkıyönetimin eksiksiz uygulanması için nefes bile aldırmıyorlardı. Yetmezmiş gibi bir de sıkıyönetim komutanlığının arananlar listesine kaydedilmişti ismi.. Hepimizin en büyük arzusu onu mutlu görmek ve az da olsa tebessüm etmesini sağlamaktı. Çoğu zaman bir sol görüşlü veya sağ görüşlü gençle tartışırken onun tebessüm ettiğine şahit oluyorduk… Tebessümünü bizden esirgeyip, onlara harcamasına içerlerdik. 
Fatih camisinden çıktığı esnada avluda farklı düşünceden olduklarına inandığı iki gencin dolaştığını bize haber vermek için, nefes nefese Malta’da oturduğumuz küçük çayhaneye geldiği zaman onun için artık bunun son saniyeler olduğuna inanmış, donup kalmıştık. Nefes nefese konuşamayınca bizi arkasından sürükleyerek götürmüş yolda birkaç kelime ile durumu izah etmişti. “Siz yatıyorsunuz, Fatih’i işgal etmişler..” diyebilmişti.


Kaldığımız ahşap ev dayanılmaz soğuktu… Kısa bir süre sonra yine kira ödemediğimiz, elektrik ve suyu bedava kullandığımız Malta’da yine iki katlı ve alt katı metruk ama öncekine nazaran sıcak bir evimiz daha olmuştu. Süleymaniye’deki evi yedekte tuttuk. Malta’da kalmaya başladık. Haftada bir gün kurulan pazardan geriye kalan sebze kasalarını toplayıp kırıyor ve onunla ısınmaya çalışıyorduk. Remzi abi de rahat etmişti. Sobamız yanıyor. Çoğu zaman saunaya dönüşen oturma odamızda demli çaylarımızı yudumluyorduk. Mekan sıcak olunca onun okuduğu ve tavsiye ettiği kitapları okumayı alışkanlık haline getirmeye çalıştık. Çoğunlukla yemekleri ben yapardım. Onun pantolon ve gömleğini ancak uyuduğu bir zamanda gizlice alıp yıkardım. Yıkayacak nefesi yoktu. Ama bütün ısrarlarımıza rağmen bize de vermezdi.. Ancak gizlice alıp, sobanın önünde kurutur ve ütülerdik. Elbette kocaman bir fırçayı yemeği göze alarak. Onurluydu. Kimsenin yardımını kabul etmediği gibi, acizliğini de kabul etmezdi. Birkaç kez gece uyurken geç saatlerde bizi uyandırır ve şurubunun bittiğini söylerdi. Şurubu olmadan uyuması imkansız gibiydi. Şurup alacağımız nöbetçi bir eczane buluncaya kadar, güvenlik güçleriyle köşe kapmaca oynardık. Kimi sokaklardan kurşun gibi geçerdik. O genç halimizle şurup almaya gittiğimizi polis veya askere anlatabilmemiz zordu. 


1980’in yaz ayında çalışmak üzere Şemdinli Şepetan Tepesi’nde bir şantiyeye gitmiştim.. İnkılabın ilk aylarında İran’a gidip birkaç ay kalmıştım. Halkın heyecanı ve yüksek motivasyonu bizim ruhumuzda derin bir iz bırakmıştı. Yerimizde duramıyorduk. Sabırsızdık. Dağın başındaki şantiyemizde o ruhla yaşıyorduk. Sürekli bir şekilde Tebriz radyosunu dinliyordum. Bir sabah “Türk erteşi jeneral Kenen Evren rehberliğinde bugün kudeta eylemiştir!” dendiğinde, arkadaşlar: “Aha Vallahi bu dağın başında hapsolduk, hiçbir yere hareket edemeyiz!” demiştim. 


Birkaç gün sonra yolun açık olduğu haberiyle şantiyenin çalışmasını durdurmuş ve Van’a dönmüştük. Eve gireli daha beş dakika olmamıştı güvenlik güçleri mahalleyi sarmışlar ve eve baskın yapmıştılar.. Hayırlısıyla tutuklanmıştım. Bir iki kitap yakalayıp, benimle birlikte götürüyorken akrabalar buna itiraz ettiler ve mahallede büyük bir kalabalık oluşunca, gitmek istemiyor olmama rağmen akrabalar “askeri darbe olmuş kesin seni öldürürler” endişesiyle beni olay yerinden kaçırarak, uzaklaştırmışlardı. 
Bir şekilde kendimi yeniden İstanbul’da buldum. Her iki evimiz ve hatta Beyoğlu’nda pavyonun duvarına yapışık ve müzik gürültüsünden çok da gitmek istemediğimiz ev de basılmış karakol haline getirilmişti. Ortada kalmıştık. Van’daki yakalanma esnasında kimliğim de alınmıştı otele de gidemezdim..

Remzi abiyi buldum. Ortalıkta ondan başka kimseler de görünür değildi.. “Abi ne yapacağız!” dediğimde, “sen hiç moralini bozma. Bunca tanıdığımız var!” demişti. “Abi, annenin çocuğundan kaçtığı bir dönemde yaşıyoruz ne yapabiliriz ki!” dediğimde yüzüme acı bir tebessümle bakmıştı. O gece çok da istenmediğimiz genç bir arkadaşın evine gitmiştik. Kapıyı çaldığımızda “ne var, neden geldiniz!” türünden bir edayla bizi içeri almak istememişti. Doktor, hiç aldırış etmeden “hele kenara çekil” deyip içeriye girmişti. Mecburen ben de takip ettim. İlginç bir şey oldu, genç hemen hanımını ve çocuklarını evden gönderdi. Sabah namazından hemen sonra kendisi de işinin olduğunu ve çıkarken kapıyı çekmemizi söyleyerek giderken, Doktor Remzi “Sen bizi kovuyor musun? Biz daha birkaç gün buradayız!” diyerek tepki göstermişti… O gece sabaha kadar uyumamış olduğu kesindi.. Endişe ve panik içerisined bizi evinde yalnız bırakarak gitti…


İstenmediğimiz misafirliklere gidince çok sıkıldığımı görünce, güzel bir fırçalamış ve “peki bizim kardeşliğimiz hangi gün içindir. Otele gidemiyoruz. Senin kimliğin yok, benim de ismim sıkıyönetim listesinde yazılı!” Hangi eve gittikse aynı muameleyi ve hatta daha kötü karşılanmaları gördük. Benim bunca onur kırılmasına dayanacak gücüm yoktu. O bunun bir hak olduğunu söyleyerek hareket ediyordu ama derinden yaralandığını hissetmiyor değildim… En sonunda “Ağabey benim gücüm kalmadı. Ben İran’a gidip medrese okuyacağım… Bizim devrim hareketimiz hezimetle sonuçlandı… Kitlesel kırılmayla birlikte, ümitlerimiz, hayallerimiz de kırıldı.. Okumaya gideceğim, yapamazsam Afganistan’a gidip savaşacağım…” dedim. “İran veya Afganistan neresi olursa olsun yerleşik hale geldiğinde muhakkak bana haber ver. Geleceğim. İran’da cephelerde yaralılara yardımcı olabilirim. Olmadı Afgan halkının yaralarını sarmada yardımcı olurum…” derken, gidişimi de onaylamıştı. 


Bir ay kadar Elazığ’da oyalandıktan sonra sınırı geçip Tahran’a ulaşmıştım. Orada bulunan bir grub arkadaşla buluşmuştuk. Ne büyük hayaller kurmuştuk ama bunlardan hiçbiri Doktor Remzi’yi bir an önce yanımıza getirmek düşüncemizden daha büyük değildi. Yer bulup yerleşik hale gelinceye kadar biraz zaman geçmişti. O günlerde birkaç gün sonra Türkiye’den gelen gazetenin birinde küçük bir haber vardı, yüreğimize hançer gibi saplanan… Doktor Remzi Pekdemir, 16 Aralık 1980'de Allah’ın rahmetine kavuşmuştu. Kanadımız kırılmış gibiydi. Bütün ümitlerimizi tuz buz eden askeri darbenin ardından bir de o güzel insanı kaybetmiştik. Darbe üstüne darbe yiyorduk…


Aradan geçen bunca zamana rağmen, onun hassasiyeti, onurlu duruşu, mütevazi yaşamı ve inandığı değerleri hiçbir şeye değiştirmeyen erdemi dün gibi canlı. Başka düşünceden insanlarla tartışırken nefes nefese bir şeyler anlatmaya çalışması, tebessümünü onların dönüşümünde kullanması ve mertliği dipdiri duruyor.


İlkeli, onurlu ve erdemli her insan gibi çoğunlukla yalnızdı. Çizgisi, ayakları gibi sabitti. Birilerine şirinlik yapmak, yaranmak için ilkelerinden asla taviz vermezdi. Yalakalık, dalkavukluk yapanlardan hoşlanmazdı. İçten pazarlıklı olmadığı gibi yapmacık da değildi. Mutlak doğrularında esneklik, gevşeklik göstermezdi. İnsanlara, makamlara ve şartlara göre değişen omurgasızlığı, lümpenliği, laubaliliği onaylamazdı. Duruşunda, sözünde, mücadele içerisinde geliştirdiği retoriğinde netti. Diline yanşayan içindeki erdemiydi. Dili neyse içi de oydu. Dostlarıyla dost, düşmanlarıyla düşmandı. Çıkar ilişkilerine girmez, karşısında kim olursa olsun sözünü esirgemeden söylerdi. Nemalanma endişesiyle, değerlerini pazarlayan, satan, ihanet eden ve renkten renge girenlerden, bukalemun kişiliklerden nefret ederdi. Vefalıydı. Dostunu satmazdı. Zor günlerin dostuydu. Değerler manzumesi içerisinde insanlığın kurtuluşu, özgürleşmesi, adaletin hakim kılınması için bir İslam devrimini kaçınılmaz görüyordu.
Ruhun şad olsun devrimci Remzi abi…

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x
ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Çok Okunan Haberler
MHP Küçükçekmece İlçe Başkanı Ekrem Sarısoy: “Bizim Sevdamız Küçükçekmece, Ülkücülük ve Vatandır”
MHP Küçükçekmece İlçe Başkanı Ekrem Sarısoy: “Bizim Sevdamız...
MHP İSTANBUL İL BAŞKANI VOLKAN YILMAZ'A KÜÇÜKÇEKMECE'DE COŞKULU KARŞILAMA
MHP İSTANBUL İL BAŞKANI VOLKAN YILMAZ'A KÜÇÜKÇEKMECE'DE COŞKULU...
Küçükçekmece'de Kültür Şöleni: Kastamonu Günleri Kapılarını Açtı
Küçükçekmece'de Kültür Şöleni: Kastamonu Günleri Kapılarını...
Yaz Aylarında Ağız ve Diş Sağlığını Korumak İçin Bu Hatalardan Kaçının
Yaz Aylarında Ağız ve Diş Sağlığını Korumak İçin Bu Hatalardan...
Trakya Rumeli Balkan Dernekleri Federasyonu'ndan Görkemli Organizasyon
Trakya Rumeli Balkan Dernekleri Federasyonu'ndan Görkemli Organizasyon
"Bir Damla Sen Ol, Bir Hayat Devam Etsin" Kampanyasına Küçükçekmece'den...
Av.Mesut Yıldırım:
Av.Mesut Yıldırım: "Volkan Yılmaz ile Başarılı Bir Dönem Yaşayacağız"
Rafet Orhan:
Rafet Orhan: "Ayrılıklara Değil, Küçükçekmece Sinopspor Sevdasına...
TÜGVA Hünerhane Yıl Sonu Sergisi Küçükçekmece'de Sanat ve Emeği Buluşturdu
TÜGVA Hünerhane Yıl Sonu Sergisi Küçükçekmece'de Sanat ve Emeği...
Yeniden Refah Partisi Küçükçekmece'de Geniş Katılımlı Ziyaret Programlar Gerçeklleştirdi.
Yeniden Refah Partisi Küçükçekmece'de Geniş Katılımlı Ziyaret...
Eğitim-Bir-Sen İstanbul Şubeleri: Eğitim Kurumları İdeolojik Çatışma Alanı Olamaz
Eğitim-Bir-Sen İstanbul Şubeleri: Eğitim Kurumları İdeolojik Çatışma...
Muhsin Yazıcıoğlu Dosyasında 17 Yıllık Sır Perdesi
Muhsin Yazıcıoğlu Dosyasında 17 Yıllık Sır Perdesi
İlginizi Çekebilir
Kastamonu'da Kiraz Yedikten Sonra Fenalaşan Çiftten Acı Haber! 63 Yaşındaki Ahmet Derin Hayatını Kaybetti
Kastamonu'da Kiraz Yedikten Sonra Fenalaşan Çiftten Acı Haber! 63 Yaşındaki...
Fransa'da Tarihi Sıcak Hava Dalgası! Haziran Ayında Rekor Kırıldı
Fransa'da Tarihi Sıcak Hava Dalgası! Haziran Ayında Rekor Kırıldı
Tekirdağ'da Denize Girmek 2 Gün Yasaklandı! Saray İlçesi İçin Kritik Karar
Tekirdağ'da Denize Girmek 2 Gün Yasaklandı! Saray İlçesi İçin Kritik...
Tayland'da Feci Kaza: 11 Yaşındaki Çocuğun Kullandığı Kamyonet Budist Keşişlere Çarptı, 8 Kişi Hayatını Kaybetti
Tayland'da Feci Kaza: 11 Yaşındaki Çocuğun Kullandığı Kamyonet...
Kastamonu'da Acı Olay: Arıcıyı Kendi Bal Arıları Soktu, Hastanede Hayatını Kaybetti
Kastamonu'da Acı Olay: Arıcıyı Kendi Bal Arıları Soktu, Hastanede...
40 Yıldır Mekke’de Mahsur Kalan Türk Vatandaşının Dramı: “Türkiye Beni Alsın”
40 Yıldır Mekke’de Mahsur Kalan Türk Vatandaşının Dramı: “Türkiye...
Şanlıurfa’da Sokak Ortasında Şiddet: Taş ve Sopalar Havada Uçuştu
Şanlıurfa’da Sokak Ortasında Şiddet: Taş ve Sopalar Havada Uçuştu
İtalya’da Sıcak Hava Dalgası Can Almaya Devam Ediyor: En Az 10 Ölü
İtalya’da Sıcak Hava Dalgası Can Almaya Devam Ediyor: En Az 10 Ölü
Pendik’te Çocuk Tartışması Kanlı Kavgaya Dönüştü: 12 Yaralı, 5 Gözaltı
Pendik’te Çocuk Tartışması Kanlı Kavgaya Dönüştü: 12 Yaralı,...
İstanbul Tuzla'da Korku Paniği.!
İstanbul Tuzla'da Korku Paniği.!

Ana Sayfa
DÜNYA
GÜNDEM
SİYASET
EĞİTİM
SAĞLIK
OTOMOBİL
MEDYA
EKONOMİ
İSLAM
SPOR
MAGAZİN
TEKNOLOJİ
KÜLTÜR-SANAT
ACI GERCEKLER
ANADOLU
BİYOGRAFİ
EMLAK
AİLE ve YAŞAM
BELEDİYELER
RÖPORTAJ
YEMEK
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Yerel Haberler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Karikatürler
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Rss
  • İletişim
  • İhbar Hattı
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Çerez Politikası

hicrethaber com Sitemizde bulunan yazı , Video, Fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

">