Aksel Bonfil:Dizilerin mutfağındayken oyunculuğa başlangıç

Atv dizisi ‘Kocaman Ailem’de ‘Hulusi’nin manevi oğlu ‘Demir’i oynayan Aksel Bonfil:

Aksel Bonfil:Dizilerin mutfağındayken oyunculuğa başlangıç

Atv dizisi ‘Kocaman Ailem’de ‘Hulusi’nin manevi oğlu ‘Demir’i oynayan Aksel Bonfil:

Aksel Bonfil:Dizilerin mutfağındayken oyunculuğa başlangıç
14 Ağustos 2018 - 17:43

Sabah'tan Oğuzhan Toracı'nın röportajı...

Bugün kariyerinize oyunculukla devam ediyorsunuz ama aslında sektöre yazar olarak girdiniz, öyle değil mi?


Evet, doğru. Hakan Bonomo adında bir ortağım var. O, şimdilerde dizisini yazıyor.
Kendisiyle beş-altı proje yazdık. dizisinde asistan yazardım ama sonrasında 'Kiraz Mevsimi', 'Seviyor Sevmiyor', 'Adı Mutluluk' dizilerini yazdık. Aslında yaşım gereği daha çok romantik-komedi ya da gençlik işleri yazmayı seviyorum. Mesela şu an oynadığımdizisinin yapımcısı Banu Akdeniz'i yazarlığım döneminden tanıyorum.

Tabii bu dizinin içinde oyuncu olarak bulunmaktan dolayı çok mutluyum.

BEKLENTİ İNSANIN DÜŞMANI

Dizilerin mutfağındayken oyunculuğa başlangıç nasıl oldu?


Lise yıllarından itibaren her şey oyunculukla başladı ama oyunculuk macerasına ara vermiştim.
İzmirli'yim; İstanbul'a geldiğimde BKM ile tanışma şansım oldu. Ve hocam Yılmaz Erdoğan ile veprojelerinde beraber çalışma şansını yakaladım. Bilgi Üniversitesi'nde sinema-TV okudum ve çok iyi bir yazarlık hocam vardı, kendisi bana yazarlığı sevdirdi. dememe rağmen yazarlık daha ağır bastı.

Annem-babam beni sinema ve tiyatroya çok götürüyordu, onlar sayesinde vizyonum erken yaşlarda gelişti. Yazın İzmir Fuarı'na gelen etkinlikler olurdu; onları izlerken büyülendiğimi hatırlıyorum. Beni bu yolculuğa başlatan tiyatrodur.

İzmir'in turistik yaşamından sonra İstanbul'un keşmekeşi korkutmadı mı?

Korkutmadı, keşfetmek güzel bir macera oldu. İçine girdikçe tahminden daha zor olduğunu gördüm. Beklenti ve kıyas insanın en büyük düşmanıdır. Zorlukların biraz da yaşla ilgili olduğunu fark ettim. Çünkü insanlar küçükken daha pozitif oluyor ama büyüyüp tecrübe kazanınca o optimistlik biraz daha realizme dönüşüyor. Artık insanları ve durumları olduğu gibi kabulleniyorum.

ÇOK KARAKTERLİ BİR DİZİ

Aslında pek çok başarıyı genç yaşta elde etmişsiniz...


14-15 yaşımdayken arkadaşlarım dışarı çıktığı zamanlarda ben evde oturup yazı yazardım.
Bütün o acemice yazıları lise zamanımda yazdığım için üniversiteye gelince kalemim kuvvetlendi ve kendimi yaşıtlarımdan önde gördüm. Kendimi çok geliştirmiştim; hatta derslerde anlatılanların daha da üstüne çıkmak istiyordum.

dizisinde anlatmak istediğiniz nedir?

Çok başrollü, çok karakterli ve herkesin hikayesinin güzel işlendiği bir iş yapıyoruz. En genel çerçevesiyle aile olmayı anlatıyoruz. Aslında kolay bir şey de değil, çünkü ailede herkes aynı karakterde olmuyor veya bir anne-baba kusursuz olmak zorunda değil. Onlar da insan ve onlar da gençliklerinde hata yapmış olabilirler.

Çocukları olduğunda da mutlaka hataları olacaktır. Zaten çocuklar da büyürken ve dünyayı keşfederken hatalar yapıyor. İşte bütün bu yanlışlara, eksiklere rağmen birbirini sevmek ve birbirini böyle kabullenmek üzerine bir mesajımız olacak. Yardımlaşma, dayanışma, aile olma, bir olma teması bizim dizimizde çok sıcak bir şekilde işleniyor ve izleyicilerin dizimizi çok seveceklerini düşünüyorum.

Sanırım 25 yıl sonra gerçekleşen buluşmalar olacakmış...

Evet, nın başına talihsiz şeyler geliyor ve beni görevlendiriyor. diyor. Ben de o üç kadını buluyorum ve bir bakıyoruz, nın bu kadınlardan çocukları var. İşin tuhafı kocaman bir çiftlikte yaşayan ve yalnızlığa alışmış bir adam. Kadınlar ve çocuklarla başına neler geleceğini izleyeceğiz.

nin manevi oğluolmak nasılmış?

, yetimhanede büyümüş bir çocuk; biraz itilip kakıldığı için kendisini savunmak zorunda kalmış, o yüzden boks yapmış., onu kanatları altına alınca eğitim ve iş tarafına yönelmiş, o eski dünyasını bırakmış. Şimdi çok yardımsever ve herkesin yardımına koşan, kendi dertlerindense başkalarının dertlerini ön plana koyan ve insanları mutlu etmek için çabalayan biri. Belki de ileride, diyebilir. Galiba e benziyorum.

KENDİMDE KUSUR ARARIM

Bir gün birileri gelip,dese; tepkiniz ne olurdu?


Herhalde büyük tepkiler vermezdim. Şimdiki babam değil de, başka biri babam olarak gelirse; eğer haklı bir gerekçesi varsa anlamaya çalışırdım. Şimdiki baba bir kere beni büyütmüş bir adam ve ona minnet borcum hiçbir zaman bitmez ama yenisini de merak ederim. Ama bizim dizimizdeki hikayede günahsız; çünkü çocukları olduğunu bilip de onları bırakmış değil, hiçbir zaman çocuğu olduğunu bilmiyormuş.

Hatasız ya da kusursuz olunmadığını vurguluyorsunuz...

Çünkü kusursuz insan olmaz ama bazen dizilerde-filmlerde;ya dagibi algılar olurken, kötüler de sebepsiz kötü olarak anlatılır. Hayır, kimse ya da 'kusursuz iyi' olmuyor. Kendi kusurlarımı bulmak için kendimle çok uğraşırım ve neyi, neden yaptığımı bulunca da çok sevinirim. Yüzleştiğim kusurlarım elbette var, hatta üzerinde uğraşıyorum ama onlar şimdilik bana kalsın.

ÜÇ İŞİMDEN DE KEYİF ALIYORUM

Niye konservatuvar değil de sinema-TV okudunuz?


Aslında plan buydu ama lisede bir hocamız kamerayla bir şeyler çekmemizi istedi. Kamerayla tanışmam sonucunda,dedim. Yazarlık, yönetmenlik, oyunculuk hep bir arada gitti. Üçünden de keyif alıyorum.

Saatlerce setlerde kalıyorsunuz. Bu yorgunluğa değiyor mu?

Çalışmayı seviyorum. Hak edilmiş yorgunluk benim için büyük bir mutluluk.


YORUMLAR

  • 0 Yorum