ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı ve “özgürlük” söylemiyle gerekçelendirdiği askeri operasyonların üzerinden bir ay geçti. İran’ın misillemeleriyle büyüyen çatışmalar sürerken, Washington ve Tel Aviv yönetimleri operasyonların kapsamını genişletmeye hazırlanıyor. Ancak diplomatik girişimlerin gölgesinde ilerleyen süreçte, iki ülkenin kendi halkları savaş karşıtı gösterilerle yönetimlere güçlü bir mesaj verdi.
50 EYALETTE SAVAŞ KARŞITI DALGA
ABD’de milyonlarca kişi, Başkan Donald Trump yönetiminin politikalarına karşı sokaklara döküldü. “Krallara Hayır” (No Kings) adıyla düzenlenen protestolar, göçmen politikaları, İran savaşı ve anayasal sınırların aşındırıldığı iddialarına karşı geniş çaplı bir tepkiye dönüştü.
Haziran 2025’te başlayan ve bu yıl üçüncüsü düzenlenen protestolar, organizatörlerin çağrısıyla ülke genelinde büyük yankı uyandırdı.
9 MİLYON KİŞİ SOKAĞA İNDİ
Başkent Washington’dan Los Angeles’a, New York’tan Chicago’ya kadar ABD’nin 50 eyaletinde 3 bin 100’den fazla noktada protestolar düzenlendi.
Organizatörlerin verilerine göre, eylemlere katılım için 9 milyondan fazla kişi kayıt yaptırdı. Özellikle İran’a yönelik saldırılara tepki gösteren kalabalıklar, savaş politikalarının ülke kaynaklarını tükettiğini savundu.
Minnesota eyaletinde yaşanan ve ICE görevlilerinin iki ABD vatandaşının ölümüne neden olduğu iddiaları ise protestoların merkezlerinden biri haline geldi.
SLOGANLAR VE RENKLİ GÖRÜNTÜLER
Gösterilerde dikkat çeken pankart ve sloganlar öne çıktı. Protestocular “Krallara hayır”, “İran’da savaşı durdurun”, “Trump gitmeli” gibi mesajlar taşıdı.
Bazı katılımcılar Özgürlük Heykeli ve tarihi figürleri temsil eden kostümlerle eylemlere katılırken, protestolar genel olarak sakin geçti. Ancak yer yer yaşanan olaylarda en az 8 kişi gözaltına alındı.
ABD’de başlayan bu dalga, İtalya, Yunanistan, Güney Kore, Hindistan ve Türkiye dahil birçok ülkeye yayıldı.
İSRAİL’DE DE MEYDANLAR DOLDU
ABD’nin en yakın müttefiklerinden İsrail’de de benzer görüntüler yaşandı. Sivil toplum kuruluşlarının çağrısıyla binlerce kişi başta Tel Aviv olmak üzere çeşitli şehirlerde meydanlara indi.
Protestocular, İran’a yönelik saldırıları, hükümet politikalarını ve Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetini hedef aldı.
NETANYAHU HÜKÜMETİNE TEPKİ
Gösterilerde, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve ABD yönetimi sert şekilde eleştirildi.
Tel Aviv’de Habima Meydanı, Hayfa’da Horev Merkezi çevresi ve Kudüs’te Paris Meydanı protestoların ana merkezleri oldu. “Hepimizin hayatı için” sloganıyla bir araya gelen kalabalıklar, İran ve Lübnan’a yönelik saldırılara ve Gazze’de yaşananlara karşı tepkilerini dile getirdi.
Bir protestocunun taşıdığı “Milyonlarca çocuk bomba sığınaklarında büyüyor” yazılı pankart ise eylemlerin sembollerinden biri haline geldi.
POLİS MÜDAHALESİ: 21 GÖZALTI
İsrail polisi, gösterilerin ordu tarafından ilan edilen toplanma kısıtlamalarını ihlal ettiğini öne sürerek müdahalede bulundu.
Tel Aviv ve Hayfa’da protestocularla polis arasında yaklaşık bir saat süren arbede yaşandı. Olaylar sonucunda Tel Aviv’den 13, Hayfa’dan ise 8 kişi olmak üzere toplam 21 protestocu gözaltına alındı.
TRUMP’IN TABANINDA DA ÇATLAK
Savaş politikalarına yönelik tepkiler yalnızca sokaklarla sınırlı kalmadı. ABD’de Cumhuriyetçi Parti içinde ve özellikle Trump’ın “MAGA” tabanında da görüş ayrılıkları gün yüzüne çıktı.
Texas’ta düzenlenen Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı’nda (CPAC), özellikle genç seçmenlerin İran savaşına mesafeli olduğu görüldü. Katılımcılar, savaşın “Önce Amerika” yaklaşımıyla çeliştiğini savundu.
Anketlere göre, 35 yaş üstü seçmenlerin büyük bölümü Trump’ın bir planı olduğuna inanırken, gençlerde bu oran belirgin şekilde daha düşük kaldı. Ayrıca genç seçmenlerin, Amerikan askerlerinin hayatını riske atacak bir müdahaleye daha mesafeli yaklaştığı ortaya çıktı.
BÖLGESEL GERİLİM VE BELİRSİZ GELECEK
ABD ve İsrail yönetimleri, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu arabulucu ülkelerin diplomatik çabalarına rağmen İran’a yönelik operasyonları genişletme hazırlığını sürdürüyor.
Ancak hem iç kamuoyunda yükselen tepkiler hem de uluslararası baskılar, sürecin seyrini belirsiz hale getiriyor. Bir ayını geride bırakan savaş, sadece askeri değil, siyasi ve toplumsal etkileriyle de küresel ölçekte tartışılmaya devam ediyor.

































