ABD için büyük felaketin ayak sesi!

Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Kireçci, Kriter dergisinde kaleme aldığı “Koronavirüs Sonrası Yeni Jeopolitik” başlıklı makalesinde “Koronavirüs salgını sonrası dünyayı ne bekliyor? sorusunun yanıtını verdi.

ABD için büyük felaketin ayak sesi!

Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Kireçci, Kriter dergisinde kaleme aldığı “Koronavirüs Sonrası Yeni Jeopolitik” başlıklı makalesinde “Koronavirüs salgını sonrası dünyayı ne bekliyor? sorusunun yanıtını verdi.

ABD için büyük felaketin ayak sesi!
06 Nisan 2020 - 20:28

 

Salgın sonrası ortaya çıkabilecek durumu 7 temel başlıkta değerlendiren Kireçci, salgına yol açan ülkelerden tazminat talebinden biyolojik teröre karşı alınabilecek önlemlere, Çin için küresel liderlik fırsatından AB’nin geleceğine kadar oldukça kritik öneme sahip konularla ilgili açıklamada bulunuyor.

 

Makalesinde, “Koronavirüs salgını neredeyse bütün dünyada toplumları, kitleleri kapatmış, insanlar birbirlerine yaklaşmaktan ürker hale gelmiştir. Üzerinde düşünmemiz gereken şey bu küresel korku ortamında bizi bekleyen bir sonraki adımın bir dönemin sonunu mu yoksa yeni bir dönemin başlangıcını mı işaret etmekte olduğudur” diyen Kireçci, salgınla birlikte girilen sürecin dünyayı nasıl bir sürece doğru sürüklediğini ayrıntılarıyla ele alıyor.

ABD İÇİN FELAKET SENARYOSU: TRUMP İSTEMİYOR!

 

ABD’nin bu süreçte küresel liderlik rolünü üstlenemediğine de dikkati çeken Kireçci, “ABD’nin küresel öncülüğü Çin’e bırakması gerektiğini savunanlar koronavirüs salgınının böylesi bir güç kaymasının altyapısını hazırladığını iddia etmektedir. Yıkıcı bir nükleer savaş yoluyla değişmesi beklenen küresel sistemi tedrici olarak değiştirmenin daha makul olduğunu savunmaktadırlar. Bu yaklaşımın asıl sorunu ABD’nin liderliği kendi rızasıyla bırakmaya hazır olduğunu zannetmesidir” diyor.

Kireçci, “Yükselen alternatif güçler salgın sürecinde Çin’in liderlik kapasitesini tartmak isterken, ABD kendi içinde zorlu bir yönetim testiyle karşı karşıyadır. Trump’ın koronavirüsle küresel mücadeleye liderlik etmek istememesi ABD’nin küresel liderlik pozisyonuna ciddi bir itibar kaybı yaşatacak gibi görünüyor. Bundan daha kötüsü ise ABD’nin bu salgını içerde de başarıyla yönetememesi olacaktır” ifadelerini kullanıyor. 

AB “TAMAM MI DEVAM MI?” DİYECEK

Kireçci’nin bir diğer önemli tespiti ise AB’nin içinde bulunduğu durumla ilgili yapıyor: “Kriz sonrası AB tamam mı devam mı sorusuyla tekrar karşılaşacaktır. En yardıma muhtaç olduğu dönemde İtalya ve İspanya gibi ülkelerin merkezi bir yardım esasına göre istedikleri desteği alamaması birliğin devamı için ciddi bir meydan okumadır.”

AB İÇİN İNANILMAZ BİR JEOPOLİTİK FIRSAT PENCERESİ AÇILMIŞ GÖRÜNÜYOR

Salgının yol açtığı hasarı telafi edebilmek için kapsamlı bir iş birliğini hayata geçirebilecek siyasi liderliğin eksik olduğunu belirten Kireçci şöyle diyor:

“ABD’nin sürükleyici-yapıcı rolünün bu noktada ortaya çıkması beklenirdi. Netice itibariyle zarar gören ve telafi edilecek olan düzen ABD’nin öncülüğünü yaptığı Batı merkezli liberal ekonomik sistemdir. Bu sistemin telafisi için atılacak adımların öncülüğünün de Batı’dan gelmesi beklenir. Eğer ABD Başkanı Donald Trump böyle bir liderliğe istekli olmazsa ki şu ana kadar bu isteği göstermiş değil Avrupa Birliği için kuruluşundan bu yana inanılmaz bir jeopolitik fırsat penceresi açılmış görünüyor. Ancak bu bölgede de eksikliği hissedilen en büyük şey liderlik.”

İŞTE KORONAVİRÜS SONRASI SÜREÇTE ORTAYA ÇIKACAK 7 TEMEL KONU

Prof. Dr. Kireçci’ye göre koronavirüs sonrası yeni jeopolitik sürecin belirleyici adımları şimdilik aşağıdaki temel konuları içerecek gibi görünmektedir:

SALGINA SEBEP OLAN ÜLKELERDEN TAZMİNAT TALEBİ

Öncelikle virüsle ilgili bir spekülasyonu değerlendirmek gerekir: Eğer koronavirüs bir laboratuvar modifikisasyonu ise veya kontrolden çıkmış bir bilimsel deneyse bu salgından zarar gören ülkeler bu soruna kaynaklık eden ülke veya ülkelerden tazminat talebi gündeme gelecektir. Eğer koronavirüs doğal yollardan ortaya çıkmış bir virüs ise bu virüsten zarar gören ülkeler gerekli tedbirleri almadığı veya zamanında almadığı için kaynak ülke/lerden tazminat talep etme yoluna gidebilirler.

BİYOLOJİK TERÖRE KARŞI ÖNLEM

Koronavirüs salgını sürecinde yaşananlar birçok ülkeyi biyolojik terör saldırılarına karşı uyarmış olsa gerektir. Biyolojik terör gibi konvansioyonel olmayan saldırı ihtimallerine karşı kapasite artırma ihtiyacı ortadadır. Öte yandan biyolojik araştırmalar yapan laboratuvarların uluslararası bir mekanizma ile şeffaf ve denetime açık hale getirilmesi de gündeme gelebilir. Uluslararasi Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) benzeri bir uluslararası kuruluşun oluşturulması ve bu tür laboratuvarların raporlanması ve amaç dışı kullanımların önüne geçilmesi için yararlı bir adım olabilir.

EKONOMİK HASARI AZ OLANLAR GÜÇLENECEK

Koronavirüs salgınının, devletlerin insan ve finansal kaynaklarını, yönetsel kabiliyetlerini sarsan bir etki bırakacağı açıktır. Bu sarsıntılardan en az hasar alan devletler yeni döneme daha güçlü girme imkanını elde edeceklerdir.  

HİPERENFLASYON RİSKİ

Üretim ve tüketim mekanizmalarının uzun süre kesintiye uğraması sonucu ortaya çıkan krizi aşmaya çalışan devletler bol miktarda para basarak piyasayı rahatlatma yoluna gideceklerini açıklamaktadırlar. Bu tür adımlar geçici olarak çözüm üretecek olsa da orta vadede enflasyon, hatta bazı durumlarda hiperenflasyon risklerini ortaya çıkaracaktır.

ÇİN İÇİN KÜRESEL LİDERLİK FIRSATI

Ekonomiyi rahatlatmak amacıyla piyasaya 2 trilyon dolar sürmek için hazırlanan ABD, eğer krizi iyi yönetemez ve dünya liderliğine gönülsüz tavrını derinleştirerek daha fazla içe kapanırsa, bu tavır Çin’i üretime dayalı ve kasasında bol miktarda nakit rezervi olan bir ekonomi olarak küresel güç olmaya davet edecektir.

Çin’in salgını durdurduğunu açıklamasının ardından İtalya’ya gönderdiği yardımları ve sağlık ekibini dikkate alarak ortaya koyduğu kamu diplomasisi adımları ilgi çekicidir. Çin bu adımları kendisine yöneltilen suçlamaları bertaraf etmek için de yapıyor olabilir veya Bir Kuşak Bir Yol projesinin güzergahında ortaklarına her şartta sahip çıkmaya istekli olduğunu ispatlamak için de yapıyor olabilir. Nedeni her ne olursa olsun ABD’nin kriz sırasında kendine bile yetemiyor gibi bir görüntü içine düşmesi, küresel bir kriz sırasında en gereksinim duyulduğu anda ortada görünmemesi büyük bir boşluk oluşturmaktadır. 

GÜÇ ODAĞININ KAYMA SÜRECİ HIZLANACAK

Eğer Çin virüsün kaynağı olma ile ilgili üzerinde oluşan güvensizlik bulutlarını bertaraf edebilirse ve uluslararası sistemde çalışılabilir ve güvenilir bir ortak olma imajı üretebilirse, küresel güç odağının Asya’ya kayma süreci hızlanacaktır. Ancak virüsle ortaya çıkan güven krizini aşmak kolay olmayacaktır. Eğer Çin bunları başaramazsa bir üretim merkezi olarak ciddi güven kaybına uğrayacak, Çin merkezli üretim faaliyetleri Asya ve Avrupa'da farklı bölgelere dağılacaktır.

AB “TAMAM MI DEVAM MI?” DİYECEK

Kriz sonrası AB tamam mı devam mı sorusuyla tekrar karşılaşacaktır. En yardıma muhtaç olduğu dönemde İtalya ve İspanya gibi ülkelerin merkezi bir yardım esasına göre istedikleri desteği alamaması Birliğin devamı için ciddi bir meydan okumadır. Kriz sürecinde ve sonrasında eğer Almanya, ekonomileri zarar görmüş üyelere fon aktarımı yaparsa içerde itirazlarla karşılaşacak ve belki yaklaşmakta olan daha büyük fırtınaya hazırlıksız yakalanma riskini artıracaktır.

KAYNAK: KRİTER DERGİSİ

YORUMLAR

  • 0 Yorum