
Batı'da kadın, hakları yılda bir gün, Bizde 365 gün...
8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin Nev York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti.
Bilindiği gibi, cahilye dönemde, kadın insan mı değil mi, ruhu var mı yok mu, gibi varlığı tartışılıyordu. Kadınlara ve kız çocuklarına itibar edilmez, kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü. Kadına bir meta gözüyle bakılıyor ve bu dönemde erkek, kadın üzerinde haklı haksız mutlak hakimiyet sahibidir.
Kadın İslamla Hak Ettiği Değeri Kazandı
1- Kadın insanlık açısından tamamen erkekle eşittir.
2- Kadın da erkek gibi, Allah katında sorumludur.
3- Kadın Allahtan daha fazla korkarsa, Allah katında erkekten daha değerlidir.
4- Kadının bağımsız bir şahsiyeti vardır. Mülkiyet sahibi olur, mülkünde tasarruf eder, satar-satın alır. Buluğ çağına eriştikten sonra kimse onun izni olmadan evlendiremez. İştişare edilir, tartışmalara katılır, başkasına mirasçı olduğu gibi, başkasıda ona mirasçı olur.
5- Kadının ilim öğrenme hakkı olduğu gibi, Farz-ı ayın olan ilimleri öğrenmesi ise farzdır.
6- Kadının alışveriş hakkı vardır. Gücü dahilinde olan hususlarda kimse ona engel olamaz. Allahın çizdiği sınırlar dahilinde yaratılışına uygun işlerde çalışabilir.
7- Peygamber Efendimiz (sav) veda hutbesinde "Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allahtan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allahın emaneti olarak aldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınlarında sizin üzerinizde hakkı vardır.” Başka bir hadiste de, “Cennet annelerin ayakları altındadır.” diyerek kadına en üst değeri vermiştir.
Ancak kadın her ne kadar insanlık açısında erkekle eşit isede fizyolojik olarak yani yaratılış bakımında, erkekle bir değildir. Kadının gücü, sesi, organları vs. farklıdır.
Allah (cc) bir imtihan arenası olan dünyanın idaresi ve hayatın sağlıklı bir şekilde devamı için, erkekle kadına farklı meziyetler ve özelikler vermiştir. Bir nevi aralarında görev taksimatı vardır. Kadın ağırlıklı olarak ev işleri ve çocuk bakımı, erkek ise dışardaki işleri yapmaya uygun duygu ve bünyeye sahip olarak yaratılmıştır.
Kadını en çok “kadın haklarından bahs edenler” sömürüyor.
Biz, Kadını “Onurumuz” “dar ve zor günlerde hayat ortağımız” “toplumu yetiştiren annelerimiz” “Narin, nazik ve hasas en değerli varlığımız” olarak görüyorken,
Bugün, kadını özgürlük ve eşitlik söylemleriyle sokağa çıkaran, demokrat, kapitalist, liberal veya sosyalistler, esasında kadına en büyük haksızlığı, eşitsizliği ve zülmü yapmaktadırlar. Nasıl mı?
* Kadınları bir meta olarak görüp reklam aracı olarak kullanmakla,
* Kadına düşük ücret vererek emeğini sömürmekle,
* Tesettüre karşı çıkarak, Kadınları sokağa davet edenler, kadınları taciz, tecavüz, hırsızlık, kaçırılma gibi bir çok saldırıya maruz bırakmakla,
* Bugün, en çok kadın haklarından ve eşitlikten bahs edildiği halde, en fazla kadınlar bu çağda şiddete maruz kalmaktadırlar.
* Erkekler gibi dışarda çalışan kadınlar, eve geldikleri zaman birde ev işlerini yaptıkları için, ikinci bir iş yapmış oluyorlar. Buda kadının daha çok ezilmesine neden olmaktadırlar.
* Yorgun eve dönen eşler, birbirleriyle yeterince ilgilenemediklerinden huzurlu ve mutlu bir aile olamıyorlar. Bu vesile ile, yuvaların dağılmasına zemin hazırlamakla,
* Çalışmak zorunda kalan kadın çocuklarını çocuk yuvalarına veya dadıya bıraktıkları için, çocuklar anne sevgisi ve şefkatinden uzak büyümekte, böylece problemli nesiller yetiştirmekle,
* Çalışmakta olan kadınlar kazandığını, ev işlerini yaptırmak veya çocuklarına bakmak için tuttukları hizmetçiye vermektedirler. Bu durumda kadının asli görevi olan toplumu yetiştirmek olan çocuklarına kendisinin bakması daha doğru değil mi?
Kadının Mağduriyetini Önlemek için
1- Kadının asli görevi, çocuğuna annelik, eşine hayat ortaklığı, evine sahiplik yapması birinci öncelik olmalıdır.
2- Bununla beraber kadın, çalışma ortamının islami kurallara göre hazırlamak şartıyla; ciddi ihtiyaçlarımızdan olan, Eğitim kurumlarında kızlarımızı eğitecek eğitimciler olarak görev alır. Sağlık alanında, hemcinslerine sağlık hizmetini veren, Toplumun ihtiyacına göre, bünyelerine uygun farklı işlerde de görev alabilirler.
3- Mesai saatlerininde kadınlara uygun düzenlenmeside ihmal edilmemelidir.
4- Başta kadına yönelik olmak üzere, toplumda yaşanan şidedeti önlemek için, eğitim sistemi ve müfredatının, görsel ve yazılı medya programlarının, kılık kiyafetin, çalışma ortamlarının, mutlaka Dinimize, inanç değerlerimize ugun hale getirilmesi gerekir. Bu yapılmadığı sürece kadına şiddet konuşmaya devam edeceğiz.
5- İktidar bir an önce, Kadınların Onur ve haysiyetini ayaklar altına alan, Aile yuvalarını yıkan eşler arasındaki saygı ve nezaketi yok eden, dış mihraklarca servis edilen Evlilik programları, Survivor ve ahlaksız dizileri engellemelidir
6- İktidar bir an önce, Bir kişinin kirli ve şehvi bakışlarına ve isteklerine, bir gurup kadını (“kedicikler”) uygunsuz kıyafetlerle sunan kadının onurunu ayaklar altına alan Tvleri kapatmalıdır.
Allah (cc) insaları yarattığı hikmetin dışında, farklı yollara başvurduğumuz içindirki, dengeler bozulmuş hayatımız altüst olmuştur. Hiç kimse insanlara karşı Allahtan daha şefkatli, adil ve bilgi sahibi değildir.
Annelerimiz, Eşlerimiz ve bacılarımızın desteğiyle, Saadet Partisi iktidarında, boş laflar ve boş nutuklarla değil, icraatıyla kadınları gerçek anlamda “iş yerlerindeki çalışma şartları,” “mesai süresi” ve “ücret” konularında layık oldukları haklara kavuşacaklardır.






























