Emeklilerden “İntibak” İsyanı: “Bu Düzen Bilinçli Yoksullaştırmadır”
Türkiye’de milyonlarca emeklinin gözü, en düşük emekli aylığı artışını içeren kanunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hâlâ imzalanmamış olmasına çevrilmiş durumda. Kamuoyunda, söz konusu düzenlemenin yeniden görüşülmek üzere TBMM’ye iade edilip edilmeyeceği tartışılırken, emekliler cephesinden tepkiler her geçen gün daha da yükseliyor. Emekli örgütleri ve vatandaşlar, sorunun sadece bir maaş artışı değil, yıllardır biriken derin bir adaletsizlik meselesi olduğuna dikkat çekiyor.
“Zaman Kaybedilmemeli, İntibak Şart”
Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu (EMEDFED) Genel Başkanı, aynı zamanda EYT Kurucu Başkanı olan Gönül Boran Özüpak, yaptığı açıklamada emeklilerin artık oyalamaya tahammülünün kalmadığını vurguladı. En düşük emekli aylığı artışına ilişkin kanunun imzalanmamasının ciddi bir belirsizlik yarattığını belirten Özüpak, çözümün net olduğunu ifade etti.
Özüpak, tüm emekliler için prim–kazanç esasına dayalı intibak düzenlemesinin kanunlaşması gerektiğini dile getirerek, “Zaman kaybedilmemeli. İmzasız bekletilen bu kanunun Meclis’te yeniden ele alınması artık bir zorunluluktur. İnsanca yaşam, onura yaraşır, adil ve eşit emekli aylıkları ancak bu yolla mümkündür” dedi. Emeklilerin “en düşük emekli aylığı” söylemiyle bilinçli olarak oluşturulan bir düzene mahkûm edildiğini savunan Özüpak, adalet için somut ve kalıcı çözüm beklendiğinin altını çizdi.
“Bu Bir Serzeniş Değil, Açık Bir İtiraz”
Açıklamasında yalnızca emeklilerin değil, emekçilerin, gençlerin ve çiftçilerin de aynı geçim sıkıntısını yaşadığını hatırlatan Özüpak, ülkede ortak cümlenin artık “Geçinemiyoruz” olduğunu söyledi. “Bu bir serzeniş değil, bu açık bir itirazdır” diyen Özüpak, yıllarca çalışıp prim ödeyen, üreten ve ülkeyi ayakta tutan kesimlere reva görülenin borç, kuyruk ve utanç olduğunu ifade etti.
Emekli maaşlarının bilinçli biçimde eritildiğini ve yoksulluğun kader gibi dayatıldığını dile getiren Özüpak, emekliyi sadakaya mahkûm eden bir anlayışla yönetildiğini savundu. “Artık sabır hikâyeleri anlatılmasın. Emekli açken susmaz, yok sayılınca boyun eğmez” sözleriyle tepkisini sertleştiren Özüpak, bu bilinçli yoksullaştırmanın hesabının hem kamuoyu önünde hem de sandıkta sorulacağını vurguladı.
Vatandaşın İsyanı: “9000 Günle 3600 Gün Aynı Maaşı Alamaz”
Emekli Birsen Yirmibeş’in sözleri ise sahadaki adaletsizliği çarpıcı biçimde gözler önüne serdi. Yirmibeş, 9 bin prim günüyle emekli olanlarla 3 bin 600 prim günüyle emekli olanların neredeyse aynı maaşı almasının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Hatta bugün 3 bin 600 primle emekli olanlar daha fazla maaş alıyor. Biz adalet istiyoruz” dedi.
EYT düzenlemesiyle 40’lı yaşlarda emekli olan ve yaklaşık 20 yıldır maaş alanlara da dikkat çeken Yirmibeş, kendi durumunu şu sözlerle anlattı: “Ben 60 yaşında yeni emekli oldum. 9 bin 8 gün prim yatırdım. Bu ay aldığım maaş 16 bin 881 lira. Fazladan yatırdığım primleri ya geri iade etsinler ya da 40 yaşımdan beri almam gereken maaşı faiziyle ödesinler. Aksi halde adam gibi, prim günüme göre maaş versinler.”
Emekliler Net Konuşuyor: Adalet Ya Da Hesaplaşma
Emekli örgütleri ve vatandaşlardan yükselen ortak talep, geçici artışlar yerine kalıcı ve adil bir sistemin kurulması. Prim gününe ve kazanca dayalı intibak düzenlemesi, emekliler için artık bir lütuf değil, gasp edildiğini düşündükleri bir hakkın iadesi olarak görülüyor. İmzası beklenen kanun ve Meclis’te atılacak adımlar, sadece maaşları değil, milyonlarca emeklinin devlete olan güvenini de belirleyecek gibi görünüyor. Emekliler ise net: Bu sessizlik unutulmayacak, bu adaletsizlik görmezden gelinmeyecek.

































