Türkiye ne yaptı da Akdeniz'de ortalık karıştı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez Al Sarraj ile dün akşam Dolmabahçe Ofisi'nde bir araya geldi. Görüşmede, Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında, "Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası" ile iki ülkenin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının muhafazasını hedefleyen "Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası" imzalandı.

Türkiye ne yaptı da Akdeniz'de ortalık karıştı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez Al Sarraj ile dün akşam Dolmabahçe Ofisi'nde bir araya geldi. Görüşmede, Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında, "Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası" ile iki ülkenin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının muhafazasını hedefleyen "Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası" imzalandı.

Türkiye ne yaptı da Akdeniz'de ortalık karıştı?
11 Aralık 2019 - 19:21

Taha Dağlı "Türkiye ne yaptı da Akdeniz'de ortalık karıştı?" adlı köşe yazısında, Akdeniz'de geçmişte ve şu anda yaşanan gelişmeleri kaleme aldı. Dağlı yazısında, Türkiye ile Libya arasındaki anlaşmanın kimleri rahatsız ettiğini, yıllardır uyguladıkları sinsi planlarıyla neleri amaçladıklarını anlattı.
İşte Taha Dağlı'nın o yazısı;
Türkiye Libya ile anlaştı. Akdeniz’deki harita olması gereken haline getirildi. Ortalık bir anda karıştı. Peki bu anlaşmayla kimlerin ayağına basıldı, 2011 Arap Baharından bu yana nasıl bir tezgah kurmuşlardı da hepsi alt üst edildi, işte Türkiye-Libya mutabakatının perde arkasındaki tüm detaylar.
Peki o harita nasıl değiştirilmişti?
Basit bir şekilde özetleyecek olursak Batılı ülkeler Yunanistan’ın Girit adası üzerinden Libya’nın deniz sahasına tecavüz edip, Akdeniz’de kendi işlerine gelecek bir harita çizmişlerdi.
O haritayla neler yapmayı planlıyorlardı?
Girit üzerinden oluşturulan haritayla doğal gaz masaları kurdular. Bu masalara sadece kendi işlerine gelecek şekilde maşa konumundaki isimleri oturttular.
DOĞU AKDENİZ ÜLKELERİNİ BİR BİR NASIL BAĞLADILAR?
Oysa Doğu Akdeniz’e kıyısı olan bir çok ülke var.
Kilit noktadaki o ülkelere bakalım.
Libya’yı Girit üzerinden oluşturulan planla saf dışı bıraktılar.
Bir diğer durak Mısır. Mısır’da darbeci Sisi var, Mısır halkının haklarını Sisi üzerinden gasp ettiler.
Bir başka durak Filistin. Gazze açıklarında doğal gaz var. Ama İsrail işgali altında, bu sayede Filistin halkının haklarını da gasp ettiler.
Bir başka durak Lübnan. Lübnan 3 yıl öncesine kadar itiraz halindeydi. Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman’ın 2 yıl önce Lübnan Başbakanı Hariri’yi Riyad’da alıkoymasının ardından Lübnan’ın direnci kırıldı. Sonra Fransızların desteğiyle Mişel Avn Cumhurbaşkanlığına getirildi. Neticede Lübnan’da ciddi bir kaos ve siyasi kriz var tüm bunlar sayesinde Lübnan halkının Akdeniz üzerindeki hakları da gasp edilmiş oldu.
Gelelim Suriye’ye. İç savaş halindeler. Suriye’nin doğal gaz hakları da Rusların kontrolünde.
ABD, İsrail, Avrupa ülkeleri bu işin arkasında duruyor. Ön planda ise Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi var, geriye kalan Lübnan, Suriye, Mısır gibi ülkelerde mevcut kaos ortamı kurdukları masaları sağlamlaştırıyor.
ARAP BAHARINI DOĞU AKDENİZ’İ DİZAYN İÇİN KULLANDILAR
2011 Arap Baharı nasıl bu hale geldi, diye yıllardır sorulur?
En net cevap Doğu Akdeniz’de yaşananlar.
Kıyısı olan bütün ülkeler Arap Baharı girdabında boğuldu.
Suriye’de hala iç savaş var, düğümü Doğu Akdeniz’de.
Mısır’da darbe yapıldı, tamamen Batı’nın kuklası haline getirildi.
Lübnan, Arap Baharından direk etkilenmese de hiçbir direnci kalmadı.
Libya’da iç savaş uzun süre devam etti, darbeler oldu, ülke ikiye bölündü.
İşte tam bu noktada Türkiye’nin hamlesi geldi.
LİBYA’DA KAOS ŞART, ANAHTAR İSE HAFTER
Kaddafi 2011 Mart ayında Fransa’nın öncülüğündeki NATO müdahalesine hedef olmuştu.
Kaos hep devam etti.
Libya’daki kaosta Hafter ismi ön plana çıktı.
Kimdir bu Hafter?
Kaddafi’nin zamanında sürgün ettiği bir isim.
Uzun yıllar CIA himayesinde tutuldu.
Kaddafi linç edildikten sonra Libya’ya gönderildi.
Tobruk ve Bingazi’de üslendi.
2014’de darbe yaptı, gayri meşru olarak ikinci bir yönetim kurdu.
Yetmedi darbe girişimlerine devam etti.
Geçtiğimiz Nisan’da Trablus’u ele geçirmeye çalıştı.
Çünkü Libya, Mısır, Lübnan ve Filistin gibi tam olarak etkisiz hale getirilmemişti.
Girit adası üzerinden Libya’nın deniz sahasına tecavüz edilirken Libya’nın buna ses çıkarmaması gerekiyordu.
O nedenle Hafter gibi bir darbeci çok işe yarıyordu.
Kaos ortamı sürmeli, gerekirse darbe yapılmalıydı.
Libya’da BM’nin meşru olarak tanıdığı ulusal mutabakat yönetimi var.
Türkiye meşru yönetim olarak onları muhatap alıp, Girit konusunda uyarıda bulundu.
Trablus yönetimi Libya üzerinden oynanan oyuna ses çıkaracak gibi olunca hemen Hafter devreye sokuldu.
Nisan ayında Trablus’a saldırılar başlatıldı.
Türkiye o saldırıların püskürtülmesinde Trablus’taki meşru yönetime yardım etti.
Neticede gelinen noktada saldırılar savuşturuldu ve Libya ile Türkiye münhasır ekonomik bölge anlaşmasını imzaladı.
Anlaşma direk BM’ye bildirildi.
Çünkü anlaşmada Libya’daki ulusal mutabakat yönetiminin imzası var.
Ve bu yönetim BM tarafından meşru ilan edilen Libya hükümeti.
Anlaşmayla Girit’in hükümsüzlüğü resmen kayıt altına alındı.
Türkiye ile Libya Doğu Akdeniz’in en büyük hamisi haline geldi.
Kurulan tüm tek taraflı masalar, kirli planlar, gayri meşru doğal gaz ittifakları ters düz edildi.
İşte kıyamet bu yüzden kopuyor.
TÜRKİYE MISIR’LA ANLAŞINCA MURSİ’YE DARBE YAPILDI
Aslında benzer anlaşma Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi döneminde de Türkiye ile yapılmıştı. Mursi Akdeniz tercihini Türkiye’den yana kullanınca darbe gerekçelerine bir yenisi eklenmiş ve başa Sisi denilen kukla getirilmişti. Sisi ise Mursi’nin Türkiye yaptığı MEB’i bozup, Mısır halkının doğal gaz haklarını İsrail’e peş keş çekmişti.
ARNAVUTLUK’U DA GASP ETMEYE KALKMIŞLARDI
Yunanistan’ın Libya’daki gasp girişimi de bir ilk değil. Aynısını Arnavutluk’a da yapmışlardı.
2018’de Adriyatik’teki kıta sahanlığı konusunda Arnavutluk sınırını ihlal etmeye kalkmışlardı. Türkiye’nin Arnavutluk’u uyarmasıyla ise bu girişimlerinden sonuç çıkmamıştı.
Şimdi Rumlarla Yunanistan’ı Türkiye ile Libya’nın üzerine salıyorlar.
İtiraz onlardan geliyor.
Ettirenler ise masanın asıl sahipleri, Yunanistan da Rumlar da Mısır gibi Lübnan gibi bu işin maşası.
Bundan sonra Libya’nın üzerine yine Hafter’i salmaya devam edecekler.
Saldırılarla, darbe girişimleriyle Trablus’taki meşru yönetimi devirmeye çalışacaklar.
Bütün dünya Libya’da şu andan itibaren olabilecek tüm tehlikelere odaklanmalı.
Türkiye elbette Libya’nın yanında duracak ama yarın öbür gün Libya’da vahim bir tablo ortaya çıkarsa bunun sorumluları şimdiden bellidir.
KAYNAK: HABER7

YORUMLAR

  • 0 Yorum