Yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de, kendilerini laiklik ve demokrasi savunucusu olarak tanımlayan azınlık bir sol grubun Küçükçekmece Adliyesi önünde sergilediği tutum infiale yol açtı. sol parti tarafından basın açıklamasına davet edilen gazeteciler, açıklamanın ardından aynı grubun mensupları tarafından darp edildi, çekim yapan basın mensuplarının kamerası kırıldı. Hem Müslümanlara yönelik hakaret içerikli söylemler hem de basına yönelik fiziki saldırı, “Bu mu insanlık, bu mu laiklik, bu mu demokrasi?” sorularını beraberinde getirdi.
Küçükçekmece Adliyesi önünde bugün yaşanan olay, basın özgürlüğü ve demokratik haklar konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Sol Parti tarafından basın açıklamasına davet edilen yerel basın mensupları, açıklamanın ardından partinin kendi grubu tarafından fiziki saldırıya uğradı.
Küçükçekmece TV ve Çekmece Gündem’in sahipleri Cem San ve Erdem Can, Sol Parti’nin çağrısı üzerine adliye binası önüne giderek basın açıklamasını takip etti. Açıklamanın bitmesinin ardından, gazetecilik refleksiyle soru sormak isteyen Cem San’a ve çekim yapan Erdem Can’a yönelik sözlü tartışma kısa sürede şiddete dönüştü.
Sol Parti Grubu Saldırdı, kamera Kırıldı
İddialara göre, Sol Parti grubundan bazı kişiler basın mensuplarının üzerine yürüdü. Yaşanan arbede sırasında Erdem Can’ın elindeki kameraya vurularak kırıldı, Cem San ise darp edildi. Adliye binası önünde bir anda kaos yaşanırken, çevrede bulunan vatandaşlar yaşananlara tepki gösterdi.
Olayın, bizzat basın mensuplarını davet eden siyasi partinin kendi mensupları tarafından gerçekleştirilmiş olması, tepkileri daha da artırdı.
Sonradan Uzlaşma Teklif Edildi
Saldırının ardından, Sol Parti grubunun başında olduğu belirtilen bazı kişiler olay yerine gelerek, “Biz de böyle bir şey olmasını istemezdik, bir anda gelişti” ifadeleriyle özür diledi. Kırılan kameranın ve oluşan zararın karşılanacağı belirtildi.
Taraflar arasında tutanak tutulduğu, maddi hasarın giderilmesi konusunda uzlaşmaya varıldığı öğrenildi. Cem San ve Erdem Can’ın, olayın daha fazla büyümemesi ve farklı provokasyonlara yol açmaması adına şikâyetçi olmadığı ifade edildi.
“Basını Davet Edip Dövmek mi Demokrasi?”
Yaşanan olay kamuoyunda sert tepkilere neden oldu. Basın mensupları ve çok sayıda vatandaş, “Basın açıklamasına davet edilen gazetecilerin, açıklamayı yapan partinin kendi grubu tarafından darp edilmesi hangi demokrasi anlayışına sığar?” sorusunu gündeme taşıdı.
Kendilerini “demokrasi, laiklik ve özgürlük” söylemleriyle tanımlayan bir siyasi yapının, adliye önünde dahi basına tahammül edememesi eleştirilerin odağı oldu.
Basın Özgürlüğü ve Güvenlik Tartışması
Olay, yerel basın mensuplarının sahada karşılaştığı baskı ve şiddeti bir kez daha gözler önüne serdi. Gazeteciler, kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getirirken şiddete maruz kalmanın kabul edilemez olduğunu vurguladı.
“Eğer bir siyasi parti, davet ettiği basın mensubuna adliye önünde saldırıyorsa, ifade özgürlüğü ve hukuk güvenliği nasıl sağlanacak?”



































