Saadet Partisi Diyarbakır 8 Mart Kadınlar Günü Basın Açıklaması

Saadet Partisi Diyarbakır 8 Mart Kadınlar Günü Basın Açıklaması

Saadet Partisi Diyarbakır 8 Mart Kadınlar Günü Basın Açıklaması
08 Mart 2020 - 09:30

İSLAM'LA, KADIN HAYAT BULMUŞTUR.
Bilindiği gibi bugün 8 Mart kadınlar günü. Tüm kadınlarımızın gününü kutluyorum. Elbette Kadın hakları ve kadını hatırlanma sadece bir gün değil, bir ömür boyu olması gerektiğini de söylüyoruz.
Hatırlanacağı üzere, Cahiliye dönemde, kadın insan mı? ruhu var mı? gibi tartışmalar yapılırdı. Kadın ve kız çocuklarına itibar edilmez kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü. Kadına bir meta gözüyle bakılırdı.
Bu zor şartlarda yaşamaya çalışan kadınlar ancak İslam ile hak ettiği değeri kazandı. "Peygamber Efendimiz veda hutbesinde
* “Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim.”
* “Siz kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır.”
* Yine, “Cennet annelerin ayakları altındadır.” diyerek kadına en üst değeri vermiştir.
Peygamber Efendimiz vefat ederken son üç tavsiyesinde birisi yine "kadinlarıniı hakkında Allah'tan korkun onlar size Allah'ın emanetidir" olmuştur.
KADINI EN ÇOK KADIN HAKLARINDAN BAHSEDENLER SÖMÜRÜYOR
Biz kadını, “onurumuz, zor-acı ve tatlı günlerde hayat ortağımız” olarak görüyoruz. Toplum binasının ana kolonu kadındır. Çünkü toplumu yetiştiren kadındır. Kadın annedir, eştir, evlattır kardeştir.
Kadınlar “narin, nazik ve hassas olan en değerli varlığımız” iken, bugün, kadına özgürlük ve eşitlik söylemleriyle sokağa çıkaran zihniyetler, bilerek veya bilmeyerek  kadına en büyük haksızlığı, eşitsizliği ve zulmü yapmaktadırlar. Asrımızda en çok kadın haklarından bahs edildiği halde, maalesef bu asırda en çok kadınlar mağdur edilmekte şiddete maruz kalmakta ve katl edilmektedirler.
Kadına yönelik mağduriyet ve şiddetin önlenmesi için eğitim sistemi ve müfredatın, görsel ve yazılı medyanın, Tv programlarının inanç değerlerimize uygun hale getirilmesi ve çalışma ortamının bünyelerine uygun düzenlenmelidir. Bu yapılmadığı sürece kadına şiddet konuşmaya devam edeceğiz.
Kadınların onur ve haysiyetini ayaklar altına alan, aile yuvalarını yıkan, eşler arasındaki saygı ve nezaketi yok eden, dış mihraklarca servis edilen evlilik programları ve ahlaksız diziler engellemelidır.
Allah, erkekle kadına farklı meziyetler ve özelikler vermiş, aralarında bir görev taksimatı yapmıştır. Allah'ın insanları yarattığı hikmetin dışında, farklı yollara başvurduğumuz içindir ki, hayat dengeleri bozulmuş hayatımız altüst olmuştur. Hiç kimse insanlara karşı Allah'tan daha şefkatli, adil ve bilgi sahibi değildir.
AİLE YUVASINA KONULAN BOMBA, “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ”
Bu vesile ile hem kadın hem erkeğe zulüm haline gelen ve aile yapımıza bomba gibi düşen “İstanbul sözleşmesini” de hatırlatmak istiyorum.
25 Kasım 2011'de TBMM’de bulunan AKP, MHP, CHP ve HDP'nin oybirliğiyle kabul ettiği, 1 Ağustos 2014'de yürürlüğe giren; "İstanbul Sözleşmesi ve dayattığı bağlı uygulamaları, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi” ve “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” sonrası kadına yönelik şiddet artmış aile yuvaları dağılmış, kadınla beraber çocuklar ve babalar da mağdur hale gelmişlerdir.
Bu yasa ve sözleşme ile insanlığın geleceği, aile kurumu ve neslimiz tehdit altına girmiştir.
Bahse konu düzenlemeler yapılırken örf, adet, din, kültür ve medeniyet değerlerimiz yok sayılmış hatta bunlara cephe alınmıştır. Maalesef bu değerlerimizin kökünü kazan zemin oluşturulmuştur.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ FESHEDİLMELİ, TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ PROJESİ DURDURULMALIDIR!
Sözleşme maddeleri dikkatlice incelendiğinde görülecektir ki:
İstanbul Sözleşmesinin 4. maddesinde yer alan “cinsel yönelim” ve “cinsel kimlik” kavramları ile her türlü cinsel sapkınlık normalleştirilmiş ve yasal koruma altına altına alınmıştır.
İstanbul Sözleşmesinin 36. 46. ve 59. maddelerinde “birlikte yaşayan birey” (partner) kavramıyla “nikâhsız beraberlik” yani “metres hayatı” aile kabul edilerek zina meşrulaştırılmaktadır.

AKP iktidarı, İstanbul sözleşmesiyle kadını korumak yerine bu kanun sonrası kadına şiddet ve boşanma artmış, çocuklar hacizlik olmuş, süresiz nafaka ve 2 milyon erkeğin evden uzaklaştırılmasıyla, toplumun temeli olan aile kurumuna en büyük darbeyi vurmuştur.
Dikkat! CHP değil dindarların oylarıyla iktidarda bulunan Akp bu kanunu imzalamış ve uygulamaya koymuştur. Ve halen zulüm aracı haline dönüşmüş bu kanununu, uygulamakta ısrar etmekte, sebep olduğu mağduriyetlere kör ve sağır davranmaktadır.
Bugün kadar iyi niyetle AKP'ye oy vermiş vatandaşlarımızın artık bu desteklerini ciddi bir şekilde sorgulamaları zamanı gelmiş ve geçmiştir. Erbakan Hocamızın değimiyle "AKP'yi süt diye içen vatandaşımız artık, "AKP'nin süt değil kireç suyu olduğu ve iç organlara zarar verdiğinin" farkına varmalıdır.
Kadınlarımız ancak Saadet Partisi iktidarında, sevgi saygı, refah, güven, sosyal statü gibi her alanda hakk ettikleri değeri bulacaklardır.
8 Mart 2020
Fesih Bozan
Saadet Partisi
Diyarbakır İl Başkanı

 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum