İRAN’DA EKONOMİK KRİZ SOKAĞA TAŞTI: PROTESTOLAR REJİM KARŞITI BİR DALGAYA DÖNÜŞTÜ
İran’da derinleşen ekonomik krizle birlikte başlayan protesto gösterileri, kısa sürede rejim karşıtı bir karakter kazanarak ülke geneline yayıldı. Ulusal para birimi riyalin tarihi seviyelerde değer kaybetmesiyle fitili ateşlenen eylemler, 13’üncü gününde 11 kenti ve 31 vilayeti kapsayan kitlesel gösterilere dönüştü. Artan hayat pahalılığı, işsizlik ve alım gücündeki sert düşüş, halkın tepkisini sokaklara taşırken, güvenlik güçleriyle protestocular arasında yaşanan çatışmalar can kayıplarını da beraberinde getirdi.
Gösteriler, 28 Aralık’ta başkent Tahran’daki tarihi Kapalı Çarşı esnafının kepenk kapatmasıyla başladı. Ekonomik taleplerle ortaya çıkan eylemler, kısa sürede “rejim karşıtı” sloganların atıldığı protestolara evrildi. İnsan Hakları Aktivist Haber Ajansı’na göre, protestoların başladığı günden bu yana en az 45 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerin 43’ünün protestocu, 2’sinin ise güvenlik güçleri mensubu olduğu bildirildi. Aynı süreçte 2 binden fazla kişinin gözaltına alındığı açıklandı.
MELERD’DE POLİS MEMURU ÖLDÜRÜLDÜ
Gerilimin tırmandığı son olaylardan biri, Tahran’ın batısındaki Melerd kentinde yaşandı. Yerel kaynaklara göre polis memuru Şahin Dehgan, protestolar sırasında bıçaklı saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti. Olay, güvenlik güçlerinin şehir merkezlerindeki varlığını artırmasına neden olurken, yetkililer gösterilerin “şiddet eylemleri” boyutuna ulaştığını savundu.
TÜRK NÜFUSUN YOĞUN OLDUĞU BÖLGELERDE KATILIM DÜŞÜK
İran Türklerinin yoğun olarak yaşadığı Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, Erdebil ve Zencan eyaletlerinde protestolara katılımın görece düşük olduğu bildirildi. Yerel kaynaklar, bu bölgelerde eylemlerin sınırlı kaldığını aktarırken, mevcut protestoların 2009 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri sonrası yaşanan olaylara ve 2022’de Mahsa Amini’nin ölümünün ardından patlak veren kitlesel gösterilere kıyasla daha düşük katılımlı olduğuna dikkat çekiyor.
Uzmanlar, ülkede ekonomik krizden etkilenen herkesin rejim karşıtı olmadığını vurguluyor. Birçok İranlının geçim sıkıntısından şikâyetçi olmasına rağmen, rejim karşıtı gruplarla aynı safta görünmek istemediği için protestolara katılmadığı ifade ediliyor.
PEZEŞKİYAN’DAN “SAĞDUYU” VURGUSU
İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, protestoların başından bu yana temkinli ve uzlaştırıcı bir dil kullanıyor. Son açıklamasında, barışçıl göstericiler ile silahlı yağmacılar arasında net bir ayrım yapılması gerektiğini vurgulayan Pezeşkiyan, güvenlik güçlerine aşırı sert müdahalelerden kaçınılması yönünde talimat verdiğini belirtti.
Buna karşın İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestoların arkasında dış güçlerin olduğunu savundu. Ejei, ABD ve İsrail’i ülkede kaos çıkarmakla suçlayarak, “İran’ın iç işlerine müdahale etmeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.
İNTERNET VE TELEFON KISITLAMASI
Protestoların yayılmasıyla birlikte İran genelinde dün akşam saatlerinden itibaren internet ve telefon erişiminde kısıtlamalara gidildiği bildirildi. Sosyal medya platformlarına erişimin yavaşlatıldığı, bazı bölgelerde mobil hatların tamamen kesildiği kaydedildi. Hak örgütleri, bu uygulamanın protestolarla ilgili bilgi akışını engellemeyi amaçladığını savunuyor.
ABD’DEN SERT MESAJLAR
İran’daki gelişmeler, ABD’de de sert açıklamaları beraberinde getirdi. ABD Başkanı Donald Trump, protestoculara yönelik şiddetin sürmesi halinde Washington’un devreye gireceğini ve İran’ı “çok sert” şekilde vuracağını söyledi. Trump’ın açıklamalarının ardından Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham da Tahran yönetimini doğrudan hedef aldı.
Graham, Fox News’e verdiği röportajda, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’e seslenerek, “Halkınızı daha iyi bir yaşam istediği için öldürmeye devam ederseniz, Donald Trump da sizi öldürecek” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, bölgedeki gerilimin uluslararası boyuta taşınabileceği endişelerini artırdı.
BELİRSİZLİK SÜRÜYOR
İran’da protestoların seyri ve güvenlik güçlerinin nasıl bir yol izleyeceği belirsizliğini koruyor. Ekonomik krizin derinleşmesi, siyasi gerilimin tırmanması ve dış baskıların artması, ülkede önümüzdeki günlerde daha sert gelişmelerin yaşanabileceğine işaret ediyor. Kamuoyu ise hem can kayıplarının artmaması hem de krizin barışçıl yollarla çözülmesi çağrısını yineliyor.




























