Özal O Soruyu"İhaneti Dedesi İngilizlerden Maaş Alan Hasan Cemal'e sorun"

8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal ile 25 yıl önce yapılmış ve bu zamana kadar hiç yayınlanmamış röportajı ortaya çıktı. Özal'ın 1991 yılında dönemin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne giderken beraberindeki basın mensuplarına yazılmaması kaydıyla verdiği söyleşide, gazeteci Hasan Cemal'in Osmanlı'ya ihanet eden dedesi Cemal Paşa hakkında çarpıcı analizleri yer alıyor.

Özal O Soruyu"İhaneti Dedesi İngilizlerden Maaş Alan Hasan Cemal'e sorun"

8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal ile 25 yıl önce yapılmış ve bu zamana kadar hiç yayınlanmamış röportajı ortaya çıktı. Özal'ın 1991 yılında dönemin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne giderken beraberindeki basın mensuplarına yazılmaması kaydıyla verdiği söyleşide, gazeteci Hasan Cemal'in Osmanlı'ya ihanet eden dedesi Cemal Paşa hakkında çarpıcı analizleri yer alıyor.

Özal O Soruyu
17 Nisan 2020 - 08:37

Merhum gazeteci Yalçın Özer'in, 1991'de dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile yaptığı ve 25 yıldır gizlediği bir mülakat, hem geçmişe hem de bugün yaşanan olaylara ışık tutacak açıklamalarla dolu.

Star gazetesinde yer alan habere göre Özal, 1991'de dönemin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği başkenti Moskova'ya resmi ziyarete giderken, programı takip eden gazeteciler arasında Türkiye Gazetesi adına dönemin başyazarı Yalçın Özer de vardı. Ziyaretin Moskova'dan sonraki ayağı, o dönem Sovyetler'den kopmamış olan Ukrayna'nın Kiev şehriydi. Özal, bu gezi sırasında beraberindeki gazetecilere, bir bölümünü yayınlamamak üzere, çok önemli açıklamalar yaptı. Röportajda, yapılan tespitler, günümüze de ayna tuttu.

“İhaneti dedesi İngilizlerden maaş alan Hasan Cemal'e sorun"

Gezi sırasında bir gazeteci, Turgut Özal'a, "ABD'nin Irak' a müdahalesine destek verdiniz. Zaten Arap dünyası ile Türkiye'nin ilişkileri 20'lerden beri iyi değil. Bu desteğiniz, ilişkilerimizi daha kötü yapmaz mı?" diye sordu. Özal bu soru üzerine Osmanlı'nın son dönemindeki İttihat ve Terakki yönetiminin önde gelen isimlerinden Cemal Paşa'nın torunu olan ve gezide yer alan yazarlardan Hasan Cemal'e seslenerek, "Bunu, siz Hasan Cemal'e sorun" dedi. Ama Hasan Cemal o sırada orada bulunamadığı için konu havada kaldı. Bundan kısa süre sonra, Yalçın Özer, beraberinde aynı gruptan bir başka gazeteci ile özel bir mülakat için yeniden Özal'ın yanındaydı. Yalçın Özer, "Bunu Hasan Cemal'e sorun" bölümünü açmasını isteyince, Özal şunları anlattı: "Bizim sıkıntılarımızdan birisi de ülkemizin sıcak kuşakta bulunmasıdır. Bu ülkelerde satılık insan bulmak çok kolay. Bir Almanı, İngilizi, Fransızı, Japonu ve bir Rusu satın alamazsınız. Osmanlı'yı yıkmadan önce içerden bazı kimseleri İngilizler satın almışlar. (...) İngilizlerden maaş alan Osmanlı Güney Cephesi Başkomutanı Cemal Paşa'ya (Hasan Cemal'in dedesi) talimat vererek, Şam'daki İslam alimlerinin (ki Şam o zaman İslami ilim merkeziymiş) genç kızlarını konağına getirmesi, onlara alkollü içki içmeye zorlaması ve tacizde bulunarak geri bırakılmaları istenmiştir. Bu emri alan (Cemal) Paşa, derhal bu işlemi yapmıştır. Bu yüz kızartıcı olaylar süratle Arap alemine yayılmış ve 'Osmanlı artık bozulmuş ve İslami yoldan çıkmıştır' propagandası yapılarak , Araplar Osmanlıya düşman yapılmıştır. Özellikle Hicaz'da hazır bekleyen Şerif Hüseyin de işin esasını bilmeden ve duyduklarına inanarak Arapların Osmanlı aleyhine İngilizler ile birlikte kıyama geçmesine sebep olmuştur. İşte bu nedenle 'Arap-Osmanlı düşmanlığının kaynağını Hasan Cemal'e sorun' dedim."


İkinci Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin üç liderinden biri olan Cemal Paşa, özellikle "Üç Paşalar İktidarı" olarak da bilinen 1913-1918 arasında Osmanlı Devleti'nin iç ve dış siyasetinin belirlenmesinde etkin rol oynadı. I. Dünya Savaşı'nda Filistin Cephesi'nin komutanı olarak görev yapan Cemal Paşa, Osmanlı Devleti'nin savaştaki yenilgisinin birinci dereceden sorumlularındandır. 1922 yılında Tiflis'te suikast düzenlenerek öldürülen kaybeden Cemal Paşa, Son dönemlerde Türkiye'yi hedef alan yazı ve yayınları ile bilinen ve terör örgütü PKK'nın çizgisinde gazetecilik yapan Hasan Cemal'in dedesidir.
Osmanlı içten yıkıldı


Özal, röportajında, "Avrupalıların satın aldıkları adamlarla Osmanlıyı içten yıktığına dikkat çekerek, böylece Türkiye'nin hem Arap dünyasından, hem de Hindistan'daki Müslüman aleminden koparıldığını anlattı. "İngilizler, bu yolla iki şeye kavuştu: Ortadoğu'daki petrol sahasını kontrol altına aldılar ve İslam Halifesi'nin etki alanındaki bir türlü hakim olamadıkları Hindistan'a hilafeti kaldırarak hakim oldular" dedi.

Din Cahili Gazeteciler

Merhum Özal, Türk gazetelerindeki şeriatçı devletler tartışması konusunda ise şunları söyledi: "İran Şiidir, bu güne kadar daha gayrimüslim bir devlet ile savaştıkları görülmemiştir. Şiiliği yaymak için sürekli Sünni Müslümanlarla savaşmışlardır. Vahhabiler ise İngilizlerin kurduğu bir cereyandır, bunlar da çok Sünni kanı dökmüştür. Bunların ikisi de mezhep değildir, birbirlerine düşmandır. Şeriat İslam'ı yaşamaktır, bizim gazeteciler din cahili oldukları için bilmiyorlar ve bunlara şeriat devleti diyorlar. Tıpkı Paris'te bir patlamada ölen Hıristiyanlara şehit diye haber yaptıkları gibi."

CHP hep şikayet eder

Özal, röportajda, CHP ile bugünkü Avrupa yönetimi arasında devam eden ilişkiye de şöyle dikkat çekti: "CHP'yi biraz sıkıştırırsan Avrupalı dostlarına Türk devletini şikayet ederler. Nasıl ederler? Ya el altından ya da CHP'nin beslemesi ulusalcı gazetecilerle kamuoyu oluşturarak..."

İngilizlere 'hilafeti kaldırma sözü' verildi

Özal, Osmanlı'nın çöküşüne neden olan İttihat ve Terakki ile bugünkü CHP yöneticileri arasındaki paralelliğe de dikkat çekti: "CHP'lilerin büyük dedeleri Mithat Paşa ve 'Kinim dinimdir' diyen Ispartalı Hüseyin Avni Paşa ekibidir. Dedeleri ise Jön Türkler ve 600 yıllık Osmanlı devletini 6 yılda yıkmayı becerebilen 3'lü çete: Yüzbaşılıktan paşalığa yükselen Enver, posta memurluğundan paşa olan Talat ve malum Cemal paşalar... Halifeye saygıyı dini bir vecibe sayan Hint Müslümanlarını bir türlü kontrol edemeyen İngilizler, Osmanlıdan sonra kurulacak yeni devlete bir şartla izin verdiler: 5 yıl içerisinde hilafeti kaldırmak... Ve 1924 yılında hilafet kalktı, Müslümanlar başsız kaldı. Şimdi Hıristiyanların Papa'sı var, Müslümanlar ise darmadağın. Bunun sonucu, İngilizler, Hindistan ve petrol havzalarını rahatlıkla kontrol ederken, halife Vahdettin Han'ın dünya Müslümanlarından son isteği Anadolu'da başlattığı direniş için dua istemek oldu. Hindistan Müslümanlarından dua dışında bir şey istenmediği halde bu direnişe destek için tonlarca altın gönderildi. Ancak bu altınlara CHP'liler el koydu ve bir kısmıyla da malum İş Bankası'nı kurdu."

YORUMLAR

  • 0 Yorum