Reklam
Reklam

Moğolların Yıkımı İslam Dünyasındaki Canlı Fikir Ortamını Tahrip Etti

Moğolların Yıkımı İslam Dünyasındaki Canlı Fikir Ortamını Tahrip Etti

Moğolların Yıkımı İslam Dünyasındaki Canlı Fikir Ortamını Tahrip Etti
28 Nisan 2019 - 11:02
Reklam

Moğolların Yıkımı İslam Dünyasındaki Canlı Fikir Ortamını Tahrip Etti
Özgür Yazarlar Birliği’nin İslami Siyasi Düşünce Birikiminin İzinde başlığıyla yürüttüğü tartışma dizisinin altıncı programının konuşmacısı Moğol Asrında İslam Dünyasında Fikrî Ortam başlığı ile Ramazan Haykıran’dı. Haykıran’ın konuşmasından notlar şu şekilde:
Klasik Batılı çağlar tasarımı kendi tarihselliğine aittir. Eğer bizler böyle bir kategorizasyon yapacak olsaydık muhtemelen bir çağ da Moğollar ile başlardı.
Moğol akınları plansız, “barbarca” değildi. Özellikle ipek ve baharat yolunun kontrolünü içeren bir stratejiye dayanıyordu.
Moğolların müslümanlaşması yerleşik uygarlıkların birikiminden faydalanmalarıyla başladı.
Moğollar geldiklerinde İslam Dünyası'nda çok canlı bir fikri ortamı vardı. Gelişleri ve yarattıkları yıkım ile bu ortamı tahrip ettiler. Bu tahrip en yıkıcı -ve neredeyse geri dönülmez bir biçimde- etkisini rasyonel düşünce üzerinde hissettirdi.
Bu istilâ ile beraber yükselen önemli öğelerden biri tasavvuftur. Tasavvuf bir sığınak olarak da, aynı zamanda bir direniş odağı olarak da yükseldi. Mutasavvıf grupların direnişi Moğolların stratejisinin değişmesine yol açtı. (İşbirliği ve iyi geçinmek )
Ayrıca bu istilâ Ön Asya'da büyük bir demografik değişikliğe neden oldu. Maveraünnehir'den gelen bir göç dalgası Anadolu’nun nüfus yapısını dönüştürdü. (En büyük Türk göçlerinden biri.)
Moğolların ürettiği “Pax” ile geniş bir coğrafyada kültürel-bilimsel bilgi akışı hızlandı. Bu Çin-Hind-Ön Asya medeniyetlerinin arasında bilgi akışının olduğu yeni bir periyot başlattı.
Tasavvuftaki Hind Mistisizmi öğelerinin pek çoğu bu dönemde taşınmıştır. Tasavvuf  folklörünün, kültürünün zenginleştiği bir dönemdir.
Moğolların yarattığı tahribat medreselerin ve medrese geleneğinin ortadan kalkması ile ayrıca halifenin ve güçlü merkezi müslüman devletinin ortadan kalkması ile bir dönüm noktasını işaretliyor. Medreseler sonradan yeniden ortaya çıksalar da aynı medreseler olmadılar.
1261 yılında Ayn Calud'da Baybars Moğolları yeniyor ve Fırat sınırına kadar püskürtüyor. Baybars kendi bir halifelik mekanizması icat ediyor ve Moğol Kimliğine karşı bir Memlük uleması örgütlüyor. İbni Teymiyye önemli bir figür burada.
Dil anlamında da Moğol İstilası önemli bir değişimi getiriyor. Yaygın bilim dili Arapça iken Farsça ön plana çıkıyor. Azerbaycan ve Anadolu'da ise Türkik unsurlar girmesi ile Türkçe öne çıkıyor. İlk Türkçe tefsir, astronomi kitabı gibi kültür öğeleri bu dönemde ortaya çıkıyor. Türkçe bir İslami Akıl oluşuyor.
 Moğolların değişime açık yapısı ve dini akımlara sundukları serbesti Müslüman âlimlere bunu araçsallaştırma fırsatı tanıdı. Aynı zamanda unutulmuş pek çok din ve kültürel yapı da yeniden ortaya çıktı. Ayrıca bir etki mücadelesi de ortaya çıkıyor.
Nizari-İsmailî hareketin sonu bu dönemde geliyor. Alamut Moğollar tarafından alınıyor.
Bir diğer önemli sonuç ise o zamanlar Basra merkezli olan Şiî dünya İran'a doğru genişliyor ve uzun baskı dönemlerinden sonra görece dini bir serbesti buluyor. Bunun neticesinde kurumsallaşmaları gerçekleşiyor.
 
Haber: Murat Muratoğlu
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum