İşgal altındaki Doğu Kudüs’te yer alan Mescid-i Aksa, 18 gündür ibadete kapalı tutuluyor. Filistin’e bağlı Kudüs Valiliği tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in aldığı bu kararın hem tarihi hem de hukuki statüye aykırı olduğu vurgulanırken, uygulamaya sert tepki gösterildi.
Yetki Tartışması Gündemde
Kudüs Valiliği’nin açıklamasında, Mescid-i Aksa’nın yönetimi, giriş-çıkışların düzenlenmesi ve gerektiğinde ibadete kapatılması yetkisinin Ürdün’e bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’ne ait olduğu hatırlatıldı. İsrail polisinin bu alana müdahalesinin açık bir yetki ihlali olduğu ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, bu tür istisnai uygulamaların yalnızca ilgili vakıf idaresi tarafından alınabileceği belirtilerek, mevcut durumun uluslararası anlaşmalara ve yerleşik statüye aykırı olduğu kaydedildi.
“Tehlikeli Emsal” Uyarısı
Filistinli yetkililer, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı kapalı tutmasının yalnızca geçici bir güvenlik tedbiri olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Açıklamada, bu tür uygulamaların ilerleyen süreçte ibadetlerin keyfi biçimde engellenmesine kapı aralayabileceği uyarısında bulunuldu.
Ayrıca söz konusu kısıtlamaların sadece Mescid-i Aksa ile sınırlı kalmayabileceği, Kudüs’teki diğer kutsal mekanlara da yayılabileceği ifade edildi.
Kudüs’te Kapsamlı Kısıtlamalar
İsrail polisi tarafından yapılan açıklamada ise, İran’a yönelik saldırıların başlamasının ardından alınan güvenlik önlemleri kapsamında, Kudüs’ün Eski Şehir bölgesindeki kutsal mekanlara girişlerin durdurulduğu bildirildi. Bu kapsamda, Müslümanların Harem-i Şerif’te ibadet etmesine izin verilmediği belirtildi.
Benzer kısıtlamaların Hristiyanlar için de geçerli olduğu, bu çerçevede Kıyamet Kilisesi gibi önemli dini mekanlara girişlerin de sınırlandırıldığı aktarıldı.
Bölgesel Gerilimle Bağlantı
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılar başlatmasının ardından bölgede tansiyon yükselirken, İsrail’in güvenlik gerekçesiyle aldığı bu kararın doğrudan söz konusu gelişmelerle bağlantılı olduğu ifade ediliyor.
Bu süreçte, Mescid-i Aksa’ya yönelik kısıtlamaların devam etmesi, hem bölgede hem de uluslararası kamuoyunda endişe ve tepkilere yol açmayı sürdürüyor.

































