Türkiye’de 2005 yılında yüzde 21.5, 2006 yılında yüzde 22 büyüyen inşaat sektörünün 2010 yılına gelindiğinde eski günlerini mumla arar hale düştüğünü kaydeden Fatih Kuran, “İnşaat sektörü lokomotif sektördür, sadece bir kalemde değil, yaklaşık 15 kalemde sektörün yan kollarıyla birlikte istihdam üreten, ekonomik katma değer üreten sektördür. İnşaat sektörünün durmasıyla birlikte, bütün bu sektörler durmuş, hatta dibe vurmuştur” dedi. 2008’de başlayan ekonomik krizin en önce inşaat sektörüne yansıdığını, finansal ve mali enstrümanların zayıfladığını, insanların kredilerini ödeme zorlukları içinde aldıkları gayrimenkulleri ellerinden çıkarma yoluna gittiklerini kaydeden Fatih Kuran, “Kriz dev projeleri bile etkiledi. Yatırım maliyeti 50 milyon dolar ile 150 milyon dolar arasında değişen projeler dahi askıya alındı. Yapı Kredi Koray, Esenyurt’ta mimari projesini çizdirdiği, Mor Ada adlı konut projesini önce durdurdu, sonra da projeyi toptan satışa çıkardı. Akmerkez’i satın alan Corio, devam eden projelerinin haricinde, toplam 1 milyar dolarlık 10 alışveriş merkezi yatırımından vazgeçti. Multi Turkmall, Diyarbakır’daki projesini iptal ettiğini duyurdu. Forum TEM projesini yavaşlatan şirket İskenderun’da alışveriş merkezi yapmak için alacağı arsayı almaktan vazgeçti ” dedi. Batık krediler dolayısıyla şu anda bankaların piyasaların en büyük gayrimenkul şirketleri haline dönüştüğünü belirten Fatih Kuran, “Bankacılık Kanunu'nun 57'nci maddesi gereğince bankalar defter değerleri toplamı, özkaynaklarının yüzde 50'sini aşan ve alacaklarından dolayı edinmek zorunda kaldıkları gayrimenkulleri 5 yıl içinde satmak zorunda. 2009'un ilk 9 ayında bankaların elinde satamadıkları gayrimenkullerin değeri ise 401 milyon lirayı buldu. Emlak bürosu gibi oldular Bankaların açıkladığı 2009 yılı üçüncü çeyrek bilançolarına göre 22 bankanın toplam 401 milyon lira büyüklüğe sahip gayrimenkulü, üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen hâlâ elden çıkarılamamış durumda. Geçen yıl bankalar tarafından bildirilen verilere göre bu rakam, son 1 yılda bankaların bu türden gayrimenkullerinin toplam değerinin 117 milyon liralık artış gösterdiği anlamına geliyor. Bankacılık sektörünün toplam büyüklüğüne bakıldığında küçük gibi görünen bu rakam aslında bankaların elinde binlerce satılamamış gayrimenkul olduğunu gösteriyor. Bu satılmamış gayrimenkuller de bankaların neredeyse dev emlak büroları gibi çalışmasına neden oluyor. İnternet siteleri verdikleri satış ilanları, fotoğraflar, tanıtım bilgileri ve hatta tanıtım kitleriyle dolu.Dolayısı ile bankalar elindeki gayrimenkulü pizasaya arz ettiğinde arz talep dengesindeki düzensizlik iyice baş gösteriyor” diye konuştu. Kuran, şöyle devam etti: “Kredi ile alınıp tüketiciye maliyeti 180-190 bin tl leri bulan konutlar bankaların tezgahlarında 100-110 binlerden satılırken emlak piyasasıda bu gelişmelere ayak uydurmak için fiyatları minimuma indirmeye çalışıyor. Halbuki inşaat maliyetleri 2005 yılı ile 2010 yılı arasında %100 civarında arttı ve en önemli etkenlerden birisi olan arsa payı oranı (kat karşılığı oranı)artı yani 2005 inşaat maliyeti ile günümüz arasında yaklaşık%200 artış oldu Maliyeti düşürmek için üretici firmalar artık sat yap modeli ile büyük projelere girip çözüm yolları arıyorlar 2 bin 3 bin konutluk projeler daha topraktan satılarak maliyet fiyatları ile piyasada tutunmaya çalışıyorlar. Bankalarda 2005 yılında 0,99 olan faiz oranlarını 2010 yılında diplere çekmelerine rağmen hala istenilen satış oranları yakalanamamıştır. İnşaat sektöründe dünya çapında tartışmasız önderliğimiz kabul görmüştür ve ülkemizde alanında çığır açan firmalar vardır fakat üretilen ürünün pazarlayabilecek satış kadrolarının eksikliği uzman gayrimenkul pazarlama ekiplerinin olmayışı satışın fiyat düşürülerek görsel ve yazılı basından yapılmasını kaçınılmaz kılıyor Aileler fiyat endexli ev alıyor aldıkları ürünün kullanıla bilirliğine önem vermiyorlar” Alternatif Turizmin de 2005 yılından beri çok önemli bir kavram haline geldiğini, yabancı turistlere sağlanan imkanların, deniz, kum, sahil, güneşlenmek olarak tarif edilen tatilin yerli turiste sağlanacağı tesislerin kurulmasının gerekliği olduğunu belirten Kuran, “Kaplıca turizmini, dağ turizmini, yayla turizmini cazip hale getirecek seçenekler sunacak bir tatil konsepti oluşturmalıyız. Yerli insanımızın ailesiyle birlikte tatil yapabileceği mekanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu insanlarımıza tatil imkanı sunacak yatırımları gerçekleştirmeliyiz” dedi. www.hicrethaber.com
EKONOMİ
Yayınlanma: 17 Ocak 2012 - 22:21
Kuran Grup Genel Müdürü Fatih Kuran,İnşaat sektörü can çekişiyor
Alternatif Turizm, Gayrimenkul, Emlak Pazarlama Sektörünün parlayan yıldızı Kuran Grup Genel Müdürü Fatih Kuran, “İnşaat Sektörünün Dünü Bugünü” konulu bir basın toplantısı düzenledi.
EKONOMİ
17 Ocak 2012 - 22:21

































