İsrail’in Kıbrıs’taki Etkisi Gündemde
İsrail’in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi üzerinden Kıbrıs’taki etkisini artırdığı yönündeki iddialar kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Son dönemde İsrailli yatırımcıların Ada’da yoğun şekilde arazi satın alması ve güvenlik iş birliklerinin derinleşmesi, Doğu Akdeniz’deki dengeleri yeniden gündeme taşıdı.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mehmet Hasgüler, Batılı ülkelerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Avrupa Birliği’ne dahil ederek Kıbrıs sorununu uluslararasılaştırdığını belirterek, İsrail’in de bu denklemde önemli bir aktör haline geldiğini ifade etti.
Hasgüler, “Bir anlamda Avrupalılaşan Kıbrıs şimdilerde İsraillileşmeye başladı” değerlendirmesinde bulundu.
“Adaya 2 Bin 500 İsrail Askeri Konuşlandırıldı”
Mehmet Hasgüler, İsrail’in “Acil Müdahale Gücü” adı altında Ada’ya 2 bin 500 asker konuşlandırdığını öne sürerek bu durumun Kıbrıs’taki mevcut statüyü aşındırdığını savundu.
Hasgüler açıklamasında, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Christodoulides’in son üç yıldır istihbarattan savunmaya kadar birçok alanda yakın iş birliği içerisinde hareket ettiğini ifade etti.
Bu denklemde Yunanistan’ın da yer aldığını belirten Hasgüler, söz konusu üçlü iş birliğinin temelinde Türkiye’ye yönelik güvenlik kaygılarının bulunduğunu dile getirdi.
“Kıbrıs İsrail’in Sömürgesine Dönüşebilir”
Kıbrıs’taki İsrail etkisinin ilerleyen süreçte ciddi sorunlara yol açabileceğini savunan Hasgüler, İsrail vatandaşlarının Ada’da yoğun şekilde arazi satın aldığını ve bazı bölgelerde yalnızca İsraillilerin yaşadığı yerleşim alanlarının oluşmaya başladığını öne sürdü.
Hasgüler, “Siyonistlerin Büyük İsrail haritasında önemli bir yere sahip olan Kıbrıs’taki bu gidişatın ileride devasa sorunlara yol açacağını görmemek için kör olmak lazım” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin mevcut anlaşmalar çerçevesinde yalnızca Kıbrıs Türklerinin değil, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tamamının güvenliğinden sorumlu olduğunu vurgulayan Hasgüler, bölgedeki gelişmelerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirtti.
Cihat Yaycı’dan “Mavi Vatan” Vurgusu
Müstafi Amiral Cihat Yaycı da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile İsrail arasındaki ilişkilerin Türkiye açısından ciddi güvenlik riskleri oluşturduğunu ifade etti.
“Mavi Vatan” doktrinine dikkat çeken Yaycı, Güney Kıbrıs’ın attığı adımların Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı askeri bir ileri karakol oluşturma amacı taşıdığını söyledi.
Yaycı, “GKRY’nin İsrail ile geliştirdiği askeri ilişkiler doğrudan Türkiye’nin milli güvenliğini hedef alan stratejik bir yöneliştir” dedi.
“Türkiye KKTC’nin Hamisidir”
Cihat Yaycı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin Türkiye’nin güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, Türkiye’nin garantör devlet sıfatıyla KKTC’nin hamisi konumunda bulunduğunu ifade etti.
İsrail ve GKRY’nin tek taraflı askeri hamlelerinin Ada’daki gerilimi artırdığına dikkat çeken Yaycı, Türkiye’nin bugüne kadar diplomasi ve uluslararası hukuk çerçevesinde hareket ettiğini ancak bunun zafiyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

































