DÜNYA GÜNDEMİNDE TARTIŞMA YARATAN OPERASYON: ABD VENEZUELA’YA SALDIRDI, MADURO ÇİFTİ YAKALANDI
Dünya gündemi, 3 Ocak sabahı Venezuela’nın başkenti Karakas’ta yaşanan ve uluslararası hukuk açısından büyük tartışmalara yol açan olaylarla sarsıldı. ABD Silahlı Kuvvetleri’nin düzenlediği kapsamlı bir askeri operasyon sonucunda, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores’in yakalandığı ve ülke dışına çıkarıldığı bildirildi. Operasyon, Bugün Birleşmiş Milletler’de de büyük yankı yaratmış durumda.
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada saldırıyı doğruladı ve Maduro ile eşinin ülkeden çıkarılarak ABD’de yargılanmak üzere tutulduğunu duyurdu. Trump, operasyonun “son derece başarılı” olduğunu belirtti ve Maduro’yu tutuklama kararının arkasında uluslararası güvenlik, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ve istikrarlı bir geçiş süreci sağlama iddiasının bulunduğunu söyledi.
Ancak operasyona ilişkin açıklamalar yalnızca Trump’ın mesajları ile sınırlı kalmadı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, bu tür bir askeri müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olabileceğini ve tehlikeli bir emsal teşkil edebileceğini vurguladı. Operasyonun, BM’nin izni olmaksızın bir ülkenin liderine karşı gerçekleştirilmesinin egemenlik ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle eleştirildiği bildirildi.
OPERASYON NASIL GERÇEKLEŞTİ?
Operasyon, ABD Savunma Bakanlığı tarafından “Operation Absolute Resolve” (Mutlak Kararlılık Operasyonu) kod adıyla yürütüldü. Reuters ve diğer uluslararası kaynaklara göre bu saldırı, erken saatlerde Karakas’ta hava saldırıları ve özel birliklerin koordineli hareketiyle başladı. Venezuelalı ve Kübalı kaynaklar, olaylarda çoğu sivil olmak üzere onlarca kişinin hayatını kaybettiğini; aralarında Küba ordusuna mensup 30’un üzerinde kişinin de bulunduğunu söyledi. Maduro ve eşinin özel helikopterler aracılığıyla dışarı çıkarıldığı, ardından ABD’ye sevk edildiği bilgisi kamuoyuna yansıdı.
Bazı ABD kaynakları ise Maduro’yu taşıyan migro uçuşun New York’a gerçekleştirildiğini ve ABD’de uyuşturucu terörü ve organize suç suçlamalarıyla yargılanacağına dair açıklamalar yapıldığını aktarıyor. Bununla birlikte mahkemeye çıkarılması için planlanan tarihin 5 Ocak olduğu belirtiliyor.
DÜNYADAN TEPKİLER VE ULUSLARARASI GÖRÜŞLER
Operasyona uluslararası tepkiler de gecikmedi. Rusya ve Çin, ABD’nin bu eylemini kınadı ve Maduro ile eşinin serbest bırakılması çağrısında bulundu. Moskova yönetimi, Venezuela’nın egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Öte yandan Latin Amerika ülkelerinden de sert eleştiriler gelirken, bazıları bu müdahaleyi açık bir “emperyalist saldırı” olarak nitelendirdi.
Diğer yandan ABD içerisinden sesler de yükseldi. Bazı siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşları, bu tür bir askeri operasyonun anayasal sınırların ötesine geçtiğini ve Kongre onayı olmadan yürütülen adımların demokratik süreçlere zarar verdiğini savundu.
TARİHSEL BAĞLAMDA BİR OPERASYON
Bu gelişme, yalnızca güncel bir olay olmanın ötesinde, tarihsel bir bağlamda da ele alınıyor. ABD’nin geçmişte başka ülkelerde de yönetim değişiklikleri için doğrudan ya da dolaylı müdahalelerde bulunduğuna dair çok sayıda örnek bulunuyor. Özellikle Orta ve Güney Amerika ile Orta Doğu’da 20. yüzyılın ortalarından itibaren birçok liderin devrilmesinde ABD istihbarat veya askeri desteğinin rol oynadığı iddiaları kamuoyunda geniş yer bulmuştu.
ABD destekli müdahaleler, geçmişte İran’da Başbakan Muhammed Musaddık’ın 1953’te devrilmesi, Guatemala’da Jacobo Árbenz’in görevden alınması, Irak ve Libya’daki rejim değişiklikleri gibi örneklerle hatırlanıyor. Bu tarihsel örnekler, dünya basınında yeni gelişmenin daha geniş bir “rejim değiştirme politikaları” tartışması bağlamında yorumlanmasına neden oluyor.
ABD’NİN VENEZUELA HAMLESİ DÜNYAYI SARSARKEN, TARİHSEL MÜDAHALELER YENİDEN GÜNDEMDE
ABD’nin Venezuela’ya yönelik düzenlediği saldırı ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores’in kaçırıldığı yönündeki iddialar, dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Venezuela’nın başkenti Karakas’ta art arda yaşanan patlamaların ardından gelen bu gelişme, uluslararası arenada sert tartışmaları da beraberinde getirdi. Olay, ABD’nin geçmişte başka ülkelerde gerçekleştirdiği müdahaleleri ve yönetim değişikliklerini yeniden gündeme taşıdı.
ABD merkezli Newsweek dergisinde yer alan değerlendirmede, Washington yönetiminin tarih boyunca benzer yöntemlerle birçok ülkede siyasi dengeleri değiştirdiği vurgulandı. Dergi, özellikle askeri, istihbari ve siyasi müdahalelerin çoğu zaman o ülkelerde rejim değişikliğiyle sonuçlandığını hatırlattı. Haberde ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçmişte bu tür müdahaleleri sert bir dille eleştirdiği, ancak son yaşanan gelişmelerin bu eleştirilerle çeliştiği yorumuna yer verildi.
KARAKAS’TA PATLAMALAR, DÜNYADA ENDİŞE
Karakas’ta meydana gelen patlamalar, ilk andan itibaren yalnızca Venezuela’yı değil, tüm dünyayı alarma geçirdi. Patlamaların hemen ardından Maduro ve eşinin gözaltına alındığı ve ülke dışına çıkarıldığı yönündeki haberler, Latin Amerika başta olmak üzere birçok bölgede tepkiyle karşılandı. Pek çok ülke, olayın Venezuela’nın egemenliğine açık bir müdahale olduğu görüşünü dile getirdi.
Newsweek, bu gelişmenin ABD’nin onlarca yıla yayılan “rejim değiştirme” politikalarının yeni bir halkası olarak değerlendirildiğini yazdı. Dergi, geçmişte benzer müdahalelerin hangi ülkelerde, hangi liderlere karşı yapıldığını da tarihsel örneklerle hatırlattı.
ABD’NİN TARİHE GEÇEN MÜDAHALELERİ
İRAN – MUHAMMED MUSADDIK (1953):
19 Ağustos 1953’te CIA, Birleşik Krallık ile birlikte İran’da bir darbeyi destekledi. Demokratik yollarla seçilmiş Başbakan Muhammed Musaddık görevden uzaklaştırıldı, Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin iktidarı güçlendirildi. Newsweek, Musaddık’ın asıl “suçunun” İran petrolünü millileştirmek olduğunu vurguladı.
GUATEMALA – JACOBO ÁRBE NZ (1954):
Haziran 1954’te CIA destekli bir operasyonla, demokratik seçimle iş başına gelen Devlet Başkanı Jacobo Árbenz devrildi. Sol eğilimli politikaların, Soğuk Savaş döneminde ABD açısından tehdit olarak görüldüğü belirtildi.
IRAK – ABDÜLKERİM KASIM (1963):
1958’de iktidara gelen Abdülkerim Kasım, 1963’te Baas Partisi’nin askeri darbesiyle devrildi. Newsweek, CIA’in bu süreçte darbecilere destek verdiği iddialarına dikkat çekti. Kasım yargılandı ve idam edildi.
KÜBA – FİDEL CASTRO (1961):
ABD, Nisan 1961’de Fidel Castro’yu devirmek amacıyla Domuzlar Körfezi Çıkarması’nı düzenledi. Ancak operasyon başarısız oldu ve ABD dış politikasının en büyük hezimetlerinden biri olarak tarihe geçti.
GÜNEY VİETNAM – NGO DINH DIEM:
ABD’nin bir dönem en önemli müttefiklerinden biri olan Diem, CIA destekli bir askeri darbe sonucunda devrildi ve öldürüldü. Sonradan açıklanan belgeler, Washington’un bu süreçteki rolünü ortaya koydu.
PANAMA – MANUEL NORIEGA (1989):
Aralık 1989’da ABD, “Just Cause” Operasyonu ile Manuel Noriega’yı devirdi. Noriega ABD’ye götürüldü, yargılandı ve hapse atıldı.
IRAK – SADDAM HÜSEYİN (2003):
ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri Irak’ı işgal etti. Saddam Hüseyin yakalandı, yargılandı ve 2006’da idam edildi.
GRENADA – HUDSON AUSTIN (1983):
ABD’nin askeri müdahalesiyle General Hudson Austin iktidardan uzaklaştırıldı.
LİBYA – MUAMMER KADDAFİ (2011):
ABD ve müttefiklerinin hava gücü ve istihbarat desteğiyle Kaddafi rejimi çöktü. Kaddafi, 2011 yılında öldürüldü.
HAİTİ – JEAN-CLAUDE DUVALIER:
Yaklaşık 15 yıl iktidarda kalan Duvalier, kitlesel protestolar ve ABD desteğinin çekilmesi sonrası ülkeyi terk etti.
VENEZUELA: TARİHİN YENİ HALKASI MI?
Newsweek’e göre, Maduro ve eşinin tutuklanmasıyla sonuçlandığı belirtilen son operasyon, ABD’nin uzun yıllardır uyguladığı müdahaleci politikanın güncel bir örneği olarak görülüyor. Başkan Trump’ın “kusursuz” olarak nitelediği operasyonun, Venezuela’da “planlı bir geçiş süreci” başlatmak amacıyla yapıldığı öne sürülse de, bu söylem dünya kamuoyunda ikna edici bulunmadı.
Uzmanlara göre yaşananlar, yalnızca Venezuela’nın geleceğini değil, uluslararası hukukun, devlet egemenliğinin ve küresel güç dengelerinin nasıl şekilleneceğini de yakından ilgilendiriyor. Karakas’ta patlayan bombalarla başlayan süreç, ABD’nin geçmişten bugüne uzanan müdahaleci politikasını yeniden küresel tartışmanın merkezine taşımış durumda.































