Her sayısında olduğu gibi, bu ay da Kur’an merkezli düşünceyi diri tutmayı, toplumsal ve siyasal gelişmeleri sahih bir bakışla değerlendirmeyi, zihinsel berraklığı bozacak algıları temizlemeyi ve İslami duruşun gerektirdiği ilkeli çizgiyi hatırlatmayı amaçlıyor
Sözün doğrusu ve tutarlısı, yolun istikrarlısı olmak kolay değildir. Fikirlerin bulanıklaştığı, kavramların anlam kaymasına uğradığı, yöntemlerin hızlıca dönüşüme uğradığı bir çağda hakikatin sesini berraklaştırma çabası; her zamankinden daha kıymetlidir.
İşte bu sayı, bu sorumluluğun bilinciyle hazırlanmış özel bir dosya niteliği taşıyor.
Yeni Yıla Girerken İstikrar, Şükür ve Sorumluluk Vurgusu
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun…
Yeni bir yılın eşiğine gelirken sağlık ve sıhhat içinde bugünlere ulaşmanın şükrünü hep birlikte yaşıyoruz. Bir yıl daha geride kalırken, insan ömrünün her saniyesinin geri dönülmez bir şekilde akıp gittiğini hatırlatıyor bizlere. Zamanın geliş ve gidişinde hiçbir dahlimizin olmadığı bu yolculukta, geçirdiğimiz anların lehimize mi yoksa aleyhimize mi şahitlik edeceğini ancak Rabbimiz biliyor.
Bu bilinçle çaba gösteren, gayret eden, hayatını hayırlı işler uğruna güzelleştirmeye çalışan tüm müminlere Rabbimizin gayretlerini makbul kılmasını niyaz ediyoruz.
46 Yıllık Bir Yolculuk: İlk Günkü Duruşla Yola Devam
Okuyucularımızla ilk kez buluştuğumuz 1981 Ocak ayından bu yana, bir ömrü andıran uzun bir yol yürüdük. 2026’nın ilk sayısıyla yayın hayatımızda 46. yıla adım atmış olacağız. Bu süreçte birlikte yola çıktığımız nice insan; kimileri bu dünyadan göç etti, kimileri yolunu değiştirdi, kimileri ise istikametini tamamen başka yönlere çevirdi.
Ancak bir grup kardeşimiz de var ki; ilk günden verdikleri sözü hiç değiştirmeden, aynı kararlılık ve sadakatle yollarına devam ediyorlar. Ahirete irtihal edenlere rahmet, değişenlere hidayet, istikrarını koruyanlara ise gönülden teşekkür ediyoruz. Kur’an’ın ifade ettiği gibi:
“Müminlerden öyle erler vardır ki Allah’a verdikleri sözde durdular…”
(Ahzab 33/23-24)
Bu istikrarın temelinde, fıtrat üzere kurulmuş İslam anlayışımız ve Kur’an’ın değişmeyen hakikatleri vardır. Çünkü İslam ilk günkü safiyetiyle korunmuş, doğruların kaynağı olmayı sürdürmüştür. Bu hakikate dayanan düşünce ise tazeliğini ve berraklığını hep muhafaza eder.
Değişim Kişinin Tercihidir: Hayatın Sınavı da Sonucu da Aynı Kural Üzerinedir
Rabbimiz Râd Suresi’nde şöyle buyurur:
“Bir kavim, kendi nefislerindekini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.”
(Rad 13/11)
Kimse zorla doğruda tutulamayacağı gibi, kimse de istemediği bir yanlışta kalmaya zorlanamaz. Her insan kendi tercihinin meyvesini yiyecek; zerre kadar hayrın da, zerre kadar şerrin de karşılığını görecektir.
Bu nedenle bize düşen, vakit varken, nefes alabiliyorken, salih amellerle ömrümüzü bereketlendirmektir. Rabbimiz Bakara Suresi’nde uyarıyor:
“Alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır için harcayın…”
(Bakara 2/254)
Rızık yalnız yenilen içilen şey değildir; doğru bilgi, sahih düşünce, hakikati dillendirmek de rızıktır. Yanlışı düzeltmek, doğruyu yaymak, hakikatin izini sürmek en büyük infaktır.
Gazze: Asrın En Büyük İbret Sahnesi
Bugün Gazze’de yaşananlar tüm insanlık için ibret dolu bir ayet hükmündedir.
Hayatlar, hayaller, yurtlar, yuvalar bir bir yok olurken; geride kalanlar için barınacak ev, içilecek su bile kalmadı. Tepelerinden yağan ateşin altında hayat mücadelesi veren kardeşlerimizin acısı hepimizin yüreğini dağlıyor.
Dünya sizin olsa ne fayda?
Bir insanın elinden güven, huzur ve yaşam hakkı alındıktan sonra geriye anlamlı ne kalır?
Tüm hayatlar gibi onlarınki de bir imtihan; uzun yaşamak değil, yaşarken ne yaptığımız önemlidir. Rabbimiz soracak: Azdan az, çoktan çok…
Gazze’de şehit olanlara rahmet, yaralılara şifa, sağ kalanlara sabır ve metanet diliyoruz. Onlara destek olmanın, yaralarına merhem olmanın üzerimize borç olduğunu unutmayalım.
Yeni Sayı, Yeni Yıl, Yeni Umutlarla…
Bu ayki sayımızda;
ayın nabzını tutan yorumları,
gündeme dair kavram yazılarını,
kıymetli yazarlarımızın özgün düşünce makalelerini,
sanat ve edebiyat bölümümüzde seçkin yazıları,
arka kapakta hayatımıza dokunan ayet meallerini
siz değerli okuyucularımızın istifadesine sunuyoruz.
Bu Ayın Dosya Konusu: Sistem-içi Çabalar ve Temelsiz Birlik Arayışlarının Eleştirisi
Aralık sayımız, Abdullah Pamuk’un kaleminden “Sistem-İçi Duruşlar, Hatalı Yöntemler ve Temelsiz İslam Birliği Arayışları” başlıklı kapsamlı inceleme yazısıyla açılıyor. Bugünün dünyasında kimi çevreler tarafından dillendirilen birlik söylemlerinin hangi temellere dayandığı, nerede sorunlu hale geldiği ve sahih bir birlik perspektifinin hangi ilkelerle mümkün olabileceği titizlikle ele alınıyor.
Bu yazı, sadece bir değerlendirme değil; aynı zamanda İslami hareketlerin düşünsel tutarlılığına çağrı niteliği taşıyor.
Kavramların Aydınlığı: Resul ve Nebi Ayrımı
Kur’an’ın sunduğu kavramların berraklığı, doğru bir anlayışın temeli olmaya devam ediyor. Hüseyin Bülbül’ün “Resul ve Nebi Kavramının Farkı” yazısı, son dönemlerde sıkça tartışılan ve birçok yaklaşımın farklı yorumlara kapı araladığı bu konuyu Kur’an ekseninde ele alıyor. Kavramları asıl yerine yerleştirmenin önemi, düşünsel istikrarın da anahtarı olarak sunuluyor.
Düşüncenin İnşası: Kalemlerden Derinlikli Yazılar
Aralık sayısı, yine güçlü düşünce yazılarıyla zenginleşiyor.
Hüseyin Bülbül, Kur’an’a sarılmanın hayatı nasıl doğrulttuğunu ve Kur’an’la arınmanın dönüştürücü yönünü hatırlatıyor.
Osman Coşkun, putlaştırılmış algıların bilgi zannedilen hurafelerden nasıl beslendiğini ortaya koyuyor.
Hamdi Akan, tapınç malzemesi haline getirilen modern objeler üzerinden güncel bir sorgulama yapıyor.
Muhammed Celil, duygusallık ile hakikatin birbirine karıştırılmasının doğurduğu zihinsel tuzaklara dikkat çekiyor.
Haydar Öztürk, Kur’an’da salih amel kavramını geniş açıdan ele alarak İslami pratiğin ana omurgasını hatırlatıyor.
Sami Öz, Kur’an’ı hayata hâkim kılmak üzerine güçlü bir çağrı yapıyor.
Selahaddin Alıç ise 2025 yılına veda ederken “Neler gördüm neler…” diyerek hem kişisel hem toplumsal hafızayı canlandıran bir yıl panoraması sunuyor.
Kitap, Alıntı ve Kritik: Düşünceye Derinlik Katan Yazılar
Bu ay ayrıca;
Ercümend Özkan’ın “Kökü Dışarıdalık” yazısından özel bir alıntı,
Erdem Uygan’ın Kehf Suresi 23. ayet üzerinden Kur’an’daki mucize vurgusunu ele aldığı analiz,
Dr. Necdet Subaşı’nın “Evvel Refik, Badel Tarik” başlıklı yazısı,
Mücahit Bilici’nin Kemalizm ve dindar psikolojisi üzerine değerlendirmesi
okuyuculara farklı düşünsel pencereler açıyor.
Sanat ve Edebiyat: Zamanın Ruhunu Yakalayan Metinler
Kültür-sanat sayfamızda Abdurrahim Toprak, “Dijital Menkıbeler Çağı” başlıklı yazısıyla modern dünyanın dijital anlatılarını ele alıyor. Bu bölüm; edebiyatın, düşüncenin ve estetik duyarlığın harmanlandığı özel bir alan olmayı sürdürüyor.
Yılın Son Sayısı: Bir Bilanço, Bir Hatırlatma, Bir Dua
Aralık sayımız, sadece bir dergi değil; aynı zamanda
geride bırakılan bir yılın muhasebesi,
gelecek yıla yön veren bir düşünce çağrısı
ve istikrarla sürdürdüğümüz çizginin taze bir ifadesidir.
Her sayımızda olduğu gibi bu sayıda da;
sahih bilgiye, sağlam kavrama, tutarlı yönteme ve ilkeli duruşa çağıran bir çizgiyi sürdürmenin mutluluğunu yaşıyoruz.
Yeni Yılın Tüm Ümmete Huzur Getirmesi Dileğiyle
Bu vesileyle tüm okuyucularımıza;
sağlık, huzur, bereket ve afiyetle dolu bir yıl diliyoruz.
Yeni yılın ilk sayısında buluşmak üzere, hepinizi Rabbimize emanet ediyoruz.
Yeni yılın;
hakikati arayanlara berraklık,
çaba gösterenlere kolaylık,
ümmete huzur ve ferahlık getirmesini Rabbimizden niyaz ediyoruz.


































Rabb'im hayırlara vesile kılsın.