Orta Doğu’da ABD ve İsrail ile İran arasında tırmanan gerilim, küresel siyaseti de etkisi altına almaya başladı. Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve uluslararası ticaret yollarının açık kalması için müttefik ülkelerden destek isteyen ABD Başkanı Donald Trump’ın çağrısı dünya gündeminde geniş yankı uyandırırken, Güney Kore’de de bölgeye askeri güç gönderilmesi konusu siyasi tartışmaların odağına yerleşti.
Güney Kore Meclisinde Savaş Tartışması
Güney Kore’de iktidar partisi PPP’nin Ulusal Meclisteki Grup Başkanı Song Eon-seog, orduyu Orta Doğu’daki çatışma bölgesine konuşlandırma ihtimaline ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Song, askeri birliklerin savaş ihtimalinin yüksek olduğu bir bölgeye gönderilmesinin son derece kritik bir karar olduğuna dikkat çekti. Bu tür bir adımın sadece hükümetin kararıyla alınamayacağını belirten Song, anayasal sürece işaret etti.
Song Eon-seog, “Orduyu savaşa dahil olma olasılığı yüksek bir bölgeye konuşlandırmak ciddi bir karardır. Bu adım anayasa ve ilgili kanunlar gereği Ulusal Meclisin onayını gerektiren bir konudur” ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, Güney Kore’de hükümetin ABD’nin çağrısına nasıl bir yanıt vereceğine ilişkin tartışmaların büyüdüğünü ortaya koydu.
Devlet Başkanlığı: Trump’ın Talebi Değerlendiriliyor
Güney Kore Devlet Başkanlığı Ofisi de konuya ilişkin temkinli bir yaklaşım sergiledi. Yonhap Haber Ajansı’nın aktardığına göre, Devlet Başkanlığı’ndan ismi açıklanmayan bir sözcü, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgeye destek çağrısının dikkatle değerlendirildiğini belirtti.
Sözcü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin küresel ticaret açısından kritik olduğuna işaret ederek, “Trump’ın talebi dikkatle değerlendirilecektir. Küresel deniz lojistik ağının en kısa sürede normalleşmesini umuyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, Güney Kore yönetiminin henüz kesin bir karar vermediğini ancak gelişmeleri yakından izlediğini gösterdi.
Japonya ve Avustralya Temkinli
Öte yandan ABD’nin çağrısına bölgedeki diğer müttefiklerden de net bir destek gelmiş değil. Japonya ve Avustralya hükümetleri, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak amacıyla Orta Doğu’ya savaş gemisi gönderme planlarının bulunmadığını açıkladı.
Bu durum, Washington’un bölgesel güvenlik için uluslararası bir deniz gücü oluşturma planının henüz geniş çaplı destek bulamadığını ortaya koyuyor.
Trump Hürmüz İçin Uluslararası Destek İstiyor
ABD Başkanı Donald Trump, 14 Mart’ta yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın açık ve güvenli kalmasının küresel ekonomi için hayati önem taşıdığını vurgulayarak birçok ülkeye çağrıda bulunmuştu.
Trump açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:
“Umarız Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore, Birleşik Krallık ve bu yapay kısıtlamadan etkilenen diğer ülkeler bölgeye gemi gönderir. Böylece Hürmüz Boğazı, askeri gücü tamamen felce uğratılmış bir ulus olan İran tarafından artık bir tehdit unsuru olmaktan çıkar.”
ABD yönetimi, özellikle petrol ve ticaret taşımacılığı açısından kritik olan Hürmüz Boğazı’nda uluslararası bir güvenlik hattı oluşturmayı hedefliyor.
İran Savaşı Nasıl Başladı?
Orta Doğu’daki çatışmalar ise 28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik askeri saldırılarıyla yeni bir boyuta taşındı. Saldırıların, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakerelerin sürdüğü bir dönemde gerçekleşmesi uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
İran ise saldırılara karşılık olarak İsrail hedeflerinin yanı sıra ABD’nin bölgede bulunan askeri üslerine yönelik operasyonlar gerçekleştirdi. Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’de bulunan bazı ABD üslerinin de hedef alındığı bildirildi.
İran’da Ağır Kayıplar
ABD ve İsrail saldırılarında İran yönetimi ağır kayıplar verdi. Saldırılar sırasında İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkilinin hayatını kaybettiği iddia edildi.
İranlı yetkililerin açıkladığı verilere göre saldırılar sonucunda ölü sayısı 1348’e ulaşırken, yaralı sayısı ise 17 bini aştı.
Orta Doğu’daki savaşın genişleme ihtimali ise uluslararası toplumda endişeleri artırmaya devam ediyor. ABD’nin müttefiklerinden Hürmüz Boğazı için askeri destek arayışı sürerken, Güney Kore’de başlayan tartışmalar da küresel güçlerin çatışmaya ne ölçüde dahil olacağı sorusunu yeniden gündeme taşıdı.































