Gayri ahlaki hayat tarzı ülkemizde etkisini her geçen yıl daha fazla gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Nikah akdinin değersizleştirildiği, evlilik dışı ilişkilerin normal sayıldığı, boşanmanın adeta teşvik edildiği sancılı bir süreçle karşı karşıyayız. Gayri ahlaki hayat tarzı ülkemizde etkisini her geçen yıl daha fazla gösteriyor.

Gayri ahlaki hayat tarzı ülkemizde etkisini her geçen yıl daha fazla gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Nikah akdinin değersizleştirildiği, evlilik dışı ilişkilerin normal sayıldığı, boşanmanın adeta teşvik edildiği sancılı bir süreçle karşı karşıyayız. Gayri ahlaki hayat tarzı ülkemizde etkisini her geçen yıl daha fazla gösteriyor.

Gayri ahlaki hayat tarzı ülkemizde etkisini her geçen yıl daha fazla gösteriyor.
03 Mayıs 2019 - 09:12

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7. Aile Şurası’nda konuştu. Erdoğan, “Aile mefhumu ortadan kalkmış bir toplum ne kadar zengin olursa olsun ayakta kalamaz” dedi.
Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar:
— Biz aileyi toplumun nüvesi, kilit taşı, mayası olarak gören bir medeniyetin mensuplarıyız. Bizim milletimiz alışverişte, sokakta, ticari ve sosyal hayatta tanımadığı kişilere dahi teyze, abi, amca gibi aile kavramlarıyla hitap eder.
— Şehirleşmeyle aile bağları zayıfladı, geniş ailenin yerini çekirdek aile yapısı almaya başladı. Aile büyüklerinin birikimleri kaybedildi.
​— Aile mefhumu ortadan kalkmış bir toplum ne kadar zengin olursa olsun ayakta kalamaz. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla beraber aile değerlerimizde çok ciddi erezyonlar yaşanıyor. Ailede çözülme olursa, millet olarak varlığımızın tehlikeye girmesi kaçınılmazdır.
“Evlilik dışı ilişkilerin normal sayıldığı bir süreç”
— Nikah akdinin değersizleştirildiği, evlilik dışı ilişkilerin normal sayıldığı, boşanmanın adeta teşvik edildiği sancılı bir süreçle karşı karşıyayız. Yıllardır bu ülkede kısırlaştırma adına her şeyi yaptılar; atılan bu adımlarla nüfusumuz azaltıldı, bu gidişi doğru bulmuyorum.
— Gayri ahlaki hayat tarzı ülkemizde etkisini her geçen yıl daha fazla gösteriyor.Aile kurumunu güçlendirecek politikalara önem veriyoruz. Biz başkaları gibi sosyal devletin istismarını yapmadık.
— Güçlü milletler güçlü ailelerden oluşur. Onun için yıllarca bu ülkede kısırlaştırma adına her şeyi yaptılar. Doğum kontrolü dediler, aile planlaması dediler. Değişik isimlerle bize nüfuz etmeye çalıştılar. Tabii ki atılan bu adımlarla da nüfusumuz azaltıldı. Ben bu milletin bir evladı olarak bu gidişi doğru bulmadım, bulmuyorum. Her yerde 3 çocuk derken bazıları ‘geçim meselesi’ diyor. Şunu unutmayalım her doğan rızkıyla doğar, rızkıyla gelir.
Sosyal medyada çarpık ilişkiler özendiriliyorsa…
— Medya organlarımız, kadın programları adına mahremiyeti ve ailevi değerleri hiçe sayıyorsa orada çok büyük bir sorun var demektir. Reyting kaygısıyla televizyon dizilerinde ve sosyal medyada çarpık ilişkiler özendiriliyorsa, şiddet teşvik ediliyorsa devletin attığı adımlar akim kalmaya mahkumdur.
— Biz elimizden telefonu, tableti, karşımızdaki televizyonu şöyle bir yana bırakıp aile fertleriyle daha çok hemhal olmazsak çocuklarımızın iletişim obezi haline dönüşmesini engelleyemeyiz.
Erdoğan’ın 7. Aile Şurası’nda yaptığı konuşma şöyle:
Biz aileyi toplumun nüvesi, kilit taşı olarak gören bir medeniyetin mensuplarıyız. İnancımızda devletin 5 temel vazifelerinden biri de neslin korunmasıdır. Devlet ailenin huzur ve refahı için gerekli tedbirleri almak için mükelleftir. Değerler hiyerarşimizde de ailenin korunması en üst sıralarda yer alır. Güçlü bir ülke, güçlü bir millet olabilmenin öncelikli şartı güçlü bir aile yapısına sahip olmaktır.
Aile millet varlığımızın temelidir, asli varlığıdır. Kişilik okul ve toplumdan önce ailede oluşturulur. Birey sosyal hayatın kodlarıyla, adabı muaşeret kanunlarıyla ilk kez ailede tanışır. Aile kurumunda yaşanan bir sıkıntının ticaretten siyasete hayatın her alanına sıçraması kaçınılmazdır. Aile mefhumu ortadan kalkmış bir toplum ayakta kalamaz. Aile kurumuna sahip çıkmak, milletin kendi geleceğine de sahip çıkması demektir.
Son 60 yılda hayatla, çevreyle ve toplumla kurduğumuz ilişkiyi kökten değiştiren iki kırılma yaşadık. Biri 1960’larda başlayan köyden şehre kitlesel göçlerdir. Bunun ciddi etkileri oldu. Geleneksel aile yapımızda ciddi değişikliklere yol açtı. Geniş ailenin yerini çekirdek aile yapısı almaya başladı. Şehir hayatının tabii bir sonucu olarak aile bağları zayıfladı. Yeni nesiller hayatın zorluklarını göğüslemede aile büyüklerinin birikimlerini kaybetmiş oldu. Bunun menfi yansımalarını bizzat gördük. Geçimsizlik ve boşanma oranlarındaki artış, aile büyüklerinin sağladığı koruma ortamının yok olmasının sonucudur.
İkinci kırılma teknoloji devrimiyle yaşandı.
Dünyamızı köye dönüştüren bu yeni dönemin etkilerini her alanda görüyoruz. Hayatımızın tüm safhalarında bu yeni dönemi takip ediyoruz. Bu teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken, milli bünyemizde çözülmelere yol açıyor. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla aile değerlerimizde çok ciddi erozyonlar oluşuyor. Mahrem alan gün geçtikçe anlamını yitiriyor. Geniş aileyi nasıl ortadan kaldırmışsa, bu yeni dönem çekirdek aileyi yıkıyor. Aile kurumu tüm dünyada güç kaybetmiştir. Batılı ülkelerde anne babanın yerini tek ebeveyn ya tek kişi yer alıyor.
Çağın hastalıklarına karşı elimizdeki en büyük imkan, tüm saldırılara rağmen aile kurumudur. Bu açıdan adına aile dediğimiz mukaddes ocağın yaşatılması son derece önemlidir. Ailede çözülme olursa millet olarak varlığımızın tehlikeye girmesi kaçınılmazıdır. Devleti korumak da ancak aileyi korumakla mümkündür.
Yıllarca bu ülkede kısırlaştırma adına her şeyi yaptılar. Doğum kontrolü, aile planlaması dediler. Atılan bu adımlarla nüfusumuz azaltıldı. Bu gidişi doğru bulmuyorum. Gittiğim her nikahta en az 3 çocuk derken, bazılarının geçim meselesi… Her doğan rızkıyla doğar, rızkıyla gelir. Nitelikli aileler olarak, nitelikli bir nesli yetiştirirsek bu milletin önünde kimse duramaz. Hiçbir şeyden çekinmeye gerek yok.
Kadın programları
Günümüz dünyasında aile kurumunu tehdit eden sınamaların boyutu da değişmiştir. Aile kurumuna sahip çıkmalıyız. Ebeveynler olarak bu mücadeleye aktif destek vermeliyiz. Hiçbirimizin kenarda bekleme lüksü yoktur. Kadın programları adına mahremiyeti ve ailevi değerleri hiçe sayıyorsa orada çok büyük bir sorun var demektir.
Bu konuda medya organlarını özellikle ikaz ediyorum. Buna dikkat etmeleri gerekiyor. Bu gelecek neslin en önemli sorunu olacak. Reyting kaygısıyla çarpık ilişkiler özendiriliyorsa, şiddet teşvik ediliyorsa devletin attığı adımlar boşa çıkmaya mahkumdur. Sanatçılar ve sporcular başarılarıyla değil de özel hayatlarıyla gündeme geliyorsa aile kurumunu korumamız zorlaşacaktır.
Reyting kaygısıyla televizyon dizilerinde ve sosyal medyada çarpık ilişkiler özendiriliyorsa, şiddet teşvik ediliyorsa devletin attığı adımlar akim kalmaya mahkumdur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum