“Yeni bir sayfa açılıyor”
Cumhurbaşkanı Haçaturyan, en önemli unsurun karşılıklı toprak bütünlüğünün tanınması olduğunun altını çizerek, “Her iki ülke de barış istiyor. Artık geçmişe takılmak yerine geleceği konuşmalıyız” dedi. İki ülke arasında uzun süredir devam eden müzakerelerde olumlu bir havanın oluştuğunu dile getiren Haçaturyan, tarafların barış anlaşmasını imzalamaya her zamankinden daha yakın olduğunu ifade etti.
Karabağ: “Fırsatı kaçırdık”
Dağlık Karabağ meselesine de değinen Haçaturyan, “Karabağ her zaman Azerbaycan toprağıydı. Bugünün meselelerine odaklanmalıyız. 30 yıl boyunca bu sorunun çözümüne dair fırsatlarımız oldu ama maalesef kullanamadık” şeklinde konuştu. Haçaturyan’ın bu açıklaması, Erivan yönetiminin Karabağ konusunda fiili bir geri adım attığına dair önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
“Türkiye ile diplomatik ilişkiler kurmak istiyoruz”
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın geçtiğimiz haziran ayında gerçekleştirdiği İstanbul ziyareti hakkında da değerlendirmelerde bulunan Haçaturyan, bu adımı Ankara ile ilişkilerin normalleşmesi yönünde “önemli bir kilometre taşı” olarak tanımladı.
“Dört komşumuzdan ikisiyle, Türkiye ve Azerbaycan ile sınırlarımız kapalı ve diplomatik ilişkimiz yok. Uzun yıllar kapalı sınırlarla yaşanabileceği sanıldı ama bu yanlış bir politikaydı,” diyen Haçaturyan, Erivan yönetiminin sınırların açılmasıyla iyi komşuluk ve diplomatik ilişkiler kurmak istediğini vurguladı. Toplumlarda bazı çekinceler olsa da, “bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini” ifade etti.
Ermenistan’ın AB hedefi: “Hazırız”
Ermenistan’ın Avrupa Birliği üyeliği yolunda attığı adımlara da dikkat çeken Haçaturyan, ülke parlamentosunun AB üyelik sürecini başlatan yasa tasarısını mart ayında onayladığını hatırlattı. “Halkın yüzde 65’i AB üyeliğini destekliyor. 2021’de bu fikri ciddiye almazdım ama dünya çok değişti. Hükümet olarak tüm AB gerekliliklerini yerine getirmeye hazırız” dedi.
Kilise ve hükümet krizi
Röportajda, Ermenistan’da bazı din adamlarının darbe planladıkları iddiasıyla gözaltına alınmaları da gündeme geldi. Bu konudaki değerlendirmesinde Haçaturyan, “Sorun, kilisenin kendisiyle değil; siyaseti etkileyerek anayasal düzeni tehdit eden bazı din adamlarıyla ilgilidir” açıklamasında bulundu.
































