Dünyada ve Türkiye'de Faizsiz Finans

Katılım finans, sadece İslam ülkelerinde değil, dünya çapında da geleneksel finans sektörü karşısındaki hızlı büyüme oranları ile dikkat çekiyor

Dünyada ve Türkiye'de Faizsiz Finans

Katılım finans, sadece İslam ülkelerinde değil, dünya çapında da geleneksel finans sektörü karşısındaki hızlı büyüme oranları ile dikkat çekiyor

Dünyada ve Türkiye'de Faizsiz Finans
21 Temmuz 2019 - 10:21

YAZI: Kuveyt Türk İdari Hizmetler Grup Müdürü Mustafa Dereci

Faizsiz finans günümüzde küresel finans sektörünün dikkat çeken faaliyet alanlarından birisi hâline gelmiştir. Faizsiz finansın gerçek anlamda şekillendiği ve kalıcı meyvelerini verdiği dönem 1970’li yıllardır. İslam Kalkınma Bankası (İKB), Dubai Islamic Bank, Kuwait Finance House gibi İslami bankacılığın en büyük oyuncuları bu yıllarda kurulmuştur. 1980’li yıllar faizsiz finansın banka eksenli olarak Körfez’den
diğer Müslüman ülkelere hatta İslami pencere adı verilen karma uygulama çerçevesinde batı ülkelerine yayılmaya başladığı dönemdir. 1990’lar ise faizsiz
finansın ağırlık merkezinin Körfez’den Malezya’ya ve Güneydoğu Asya’ya kaydığı ayrıca İslam hukukuna uygun çok sayıda yeni ürün ve hizmetin geliştirildiği
yıllardır.

Faizsiz finansal kuruluşlar 1970’li yıllardan sonra İslam ülkelerinde hızla yayılmış, farklı formlarda ve farklı içerikle uygulanmıştır. Bu kuruluşlar her ne kadar ortak fıkhi kurallar çerçevesinde faaliyet gösteriyor olsalar da kültürel, çevresel ve mezhepsel
etmenlerin neticesinde farklı modeller ortaya çıkmıştır. Örneğin, Malezya faizsiz finans modeli devlet himayesi, teşviki ve pozitif ayrımcılığı ile desteklenirken Körfez modelinde devlet sadece bir düzenleyici ve gözetleyici konumundadır. Endonezya’daki çevre faizsiz finans modeli küçük yatırımcılara mikro kredi desteği vermek üzere
konumlanmış iken merkez model daha seçkinci bir yapıdadır. Türkiye’de 2015 yılından itibaren devlet bizzat bir yatırımcı ve sermayedar olarak faizsiz finans sektörüne girmiş ve iki adet katılım bankası kurmuştur; hâlbuki diğer ülkelerde sermayesi tamamen devlete ait olan faizsiz finans kuruluşları bulunmamaktadır. Bugün geldiğimiz noktada faizsiz finans 2,3 trilyon Amerikan Doları (USD) tutarında bir aktifi yönetmekte ve 92 ülkede, 350’den fazla kuruluş ile bankacılık, tekafül, sukuk ve İslami fon yönetimi hizmeti vermektedir. Faizsiz finans kavramı, genel olarak her türlü finansal faaliyet ve işlemlerin İslami kurallar çerçevesinde uygulandığı sistemi ifade etmektedir. Modern anlamda faizsiz finansın 1960’lı yıllarda başladığı kabul edilir. Faizsiz finans sadece İslam ülkelerinde değil, dünya çapında da geleneksel finans sektörü karşısındaki hızlı büyüme oranları ile özellikle dikkate alınması gereken bir vakıadır. 2017 yılı sonu itibarıyla çoğunluğu Müslümanların elinde bulunan faizsiz finans varlıklarının toplam değeri 2,3 trilyon USD’a ulaşmış olup bu rakamın 2020 yılında 3,2 trilyon USD’ı aşması beklenmektedir. Faizsiz finans Güneydoğu Asya’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar çok geniş bir coğrafyada uygulanmaktadır.

Faizsiz Finansın Günümüzdeki Görünümü

Faizsiz finans kavramı genel olarak her türlü finansal faaliyet ve işlemlerin İslami kurallar çerçevesinde uygulandığı sistem olarak tanımlanmaktadır. Bu sitemin kurucusu kabul edilen kişilerin temel hedefi, kapitalist ekonomik kalkınma stratejisinin başarısızlığına karşı insanı ve ahlaki değerleri önemseyen bir yaklaşım ile yeni bir ekonomik model oluşturmaktır. Günümüzde 92 ülkede 350’den fazla tam teşekküllü Faizsiz finans kuruluşu, 300’den fazla da İslami bankacılık penceresi adı altında işlem yapan konvansiyonel banka faaliyettedir. 2017 yılı sonu itibarıyla faizsiz finans aktifleri toplamı 2,3 trilyon USD’yi bulmuştur. Faizsiz finans sadece Müslüman ülkelerde faaliyet göstermemektedir. İngiltere, Güney Afrika, Lüksemburg ve Hong Kong gibi gayri-Müslim ülkelerde de faizsiz finans yaygın bir iş kolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle İngiltere’nin, Londra’yı Faizsiz finansın en önemli merkezi yapma yönündeki stratejisi dikkat çekmektedir. Dünyada başlıca üç Faizsiz finans merkezi olduğu kabul edilmektedir. Bunlar, Malezya eksenli Güneydoğu Asya, Körfez Bölgesi (Gulf Cooperation Council) ve Londra’dır. Faizsiz finansın sahip olduğu potansiyel, nüfus ve demografi, etnik ve dini yapı, hükümetlerin kararlılığı ve insiyatifi gibi parametreler çerçevesinde çok yakın bir gelecekte yeni katılım finans merkezlerinin oluşacağı düşünülmektedir. İstanbul, Pakistan ve Sahra altı Afrika ülkesi olan Nijerya en muhtemel faizsiz finans merkezleridir.

Dünyada Faizsiz Finans Merkezleri

Örneğin, İslam Kalkınma Bankası (IDB) bünyesindeki ICD adlı kuruluşun 2014 yaptığı
bir çalışmada, faizsiz finans uygulayıcısı olan ülkeler değişik kriterlerde incelenerek başarı sıralamasına tabi tutulmuştur. Bu gelişim skalasına göre faizsiz finans alanında en büyük gelişmeyi gösteren ülkeler Malezya, Bahreyn ve Umman olarak gözükmektedir. Türkiye’nin hiçbir kategoride ilk üç sıraya girememesi ise dikkat
çekmektedir. Küresel Faizsiz finans Raporu (S&P), 2017 tarihli faizsiz finans ülke indeksi verilerinden hareketle, faizsiz finans sektörünün ilerleme alanının ülke nüfusunun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ülkeler olduğunu vurgulamaktadır. Burada temel hareket noktası Müslüman ülkelerde faizsiz finansın henüz doyum noktasından çok uzakta olduğu gerçeği ve dokunulmamış büyük bir potansiyelin varlığıdır. Faizsiz Finans Aktiflerinin Ülkelere ve Bölgelere Göre Yüzdesel Dağılımı Müslüman ülkelerin çoğunluğu faizsiz finans uygulaması konusunda ikili (dual) bir sisteme sahiptir. Başka bir ifade ile faizsiz finans geleneksel faize dayalı finansal kuruluşlarla beraber faaliyet göstermektedir. Dünyada tüm finansal sistemin İslami prensiplere göre işlediği iddia edilen iki ülke İran ve Sudan’dır. Diğer ülkelerde ise Faizsiz finans toplam piyasadan belirli bir olanda pay almaktadır. Örneğin, bu oran Suudi Arabistan için yüzde 51, Brunei için yüzde 59, Türkiye için yüzde 5’tir.

Faizsiz Finans Modelleri

Katılım finans modelini uygulayan ülkeler arasında tam bir yeknesaklıktan söz etmek
mümkün değildir. Ülkeler ve bölgeler arasındaki kültürel, siyasi, ekonomik, etnik,
dini ve mezhepsel farklılıklar, farklı uygulama modellerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu veriler çerçevesinde Dünya’da mevcut Faizsiz finans uygulamalarını beş grupta incelenebilir, bunlar:
Körfez Modeli
Malezya Modeli
Endonezya Modeli
Türkiye Modeli
Avrupa Modeli

Körfez faizsiz finans modeli yukarıdan aşağıya doğru işleyen tamamen iş odaklı bir görüntü ortaya koymaktadır. Malezya faizsiz finansın öncü merkezlerinden birisi olup bu konudaki ağırlığını her geçen gün arttırmaktadır. Malezya’da toplam nüfusun yüzde 35’ini teşkil eden ve ülke ticaretine hakim yoğun bir Çinli nüfusu vardır. Malezya Modeli özel sektör inisiyatifiyle geliştirilmiştir. Bu modelde değişik şekillerde
devlet tarafından faizsiz finans kuruluşlarına sağlanan çok sayıda devlet desteği ve teşviki söz konusudur. Malezya faizsiz finans modelinin merkezinde devlet bulunmaktadır. Devlet, teşvik sistemiyle tüm sektörü aktif olarak yönlendirmekte ve yönetmekte ayrıca, stratejik düzenlemeler yoluyla da sektörün geleceğini şekillendirmeye çalışmaktadır.

Endonezya’da faizsiz finansın gelişimi oldukça yavaş olmuştur. Endonezya’da aşağıdan yukarı doğru işleyen sivil toplum merkezli bir faizsiz finans Modeli söz konusu olup iki kısımdan oluşmaktadır: Merkez ve çevre faizsiz finans modelleri. Finansal liberalleşmenin bir sonucu olarak faizsiz finans kurumlarının merkezde
konumlandırılması bu kurumların çok yavaş büyümesine neden olmuş, neticede topluma nüfuzu zayıf kalmıştır. Merkezde İslami kimlik faizsiz finansın gelişme sürecini dolaylı olarak etkilerken, çevrede faizsiz finans kurumları ve İslami bankalar özgün bir İslami kalkınma modelinin kavramsal altyapısını doğrudan İslami kimliklerine dayandırabilmişlerdir. Endonezya’da faizsiz finansı besleyen sermaye esas itibarıyla özel sektör ve dini eğilimi olan sermayedir. Faizsiz finans, hem merkezde hem de özel girişim tarafından desteklenmiştir, fakat merkezdeki model günümüze kadar bir türlü toparlanamamıştır. Son yıllara kadar Endonezya’daki devlet ideolojisi faizsiz finansın gelişmesi konusunda fazla bir istek göstermemiştir. Fakat devlet, Malezya’daki faizsiz finans sektörünün başarısının Endonezya’da da gerçekleştirilmesi için toplumsal baskı altında bulunmaktadır. Bunun neticesinde, devletin faizsiz finansa karşı yaklaşımı oldukça pozitif bir hâl almıştır. Sektörün son yıllardaki hızlı büyümesinin arkasında yatan nedenlerden birisi de bu olmalıdır. Çevrenin geliştirdiği faizsiz finans modeli özgün bir İslami kimlik oluşturmak suretiyle ülkenin sosyo-ekonomik gelişmesine önemli katkı sağlamıştır. Bu model aşağıdan yukarıya doğru bir yön takip etmekte olup faizsiz finans ile reel ekonomiyi iç içe geçiren ve bireylerin hayatına dokunan bir karakter arz etmektedir. Endonezya modelinde İslami bankalar topladıkları fonları büyük oranda reel sektör ve tüketim mallarının finansmanı için kullanmaktadır. Finansallaşma diyebileceğimiz, toplanan fonların çoğunlukla sukuk, para ve sermaye piyasalarında değerlendirildiği Malezya ve Körfez modellerinden bu noktada ayrışmaktadır.

Faizsiz Finansın Türkiye’deki Durumu Nedir?

Faizsiz finansın Türkiye’deki serüveni 1983 yılında Özel Finans Kurumlarının Kuruluşu ve Faaliyetleri adlı Tebliğ ile İslami bankacılık formunda başlamış ve son yıllara kadar özel sektörün inisiyatifi, sermayesi ve itici gücü yürümüş ve kurumsallaşmıştır. 2015 yılında Ziraat Katılım Bankası’nın, 2016 yılında Vakıf Katılım Bankasının sektöre girmesi ile devlet faizsiz finans sektörüne girmiş böylece hibrid bir yapıya geçilmiştir. Devlet sermayeli yeni katılım bankalarının kurulum aşamasında olduğu gerçeğinden hareketle sektörde devletin etki ve ağırlığının daha da artması beklenmektedir.

Türkiye’de faizsiz finans sektörü uzun yıllar kamu otoritesinin negatif ayrımcılığına
tabi tutulduğundan dolayı büyümesi ve yaygınlaşması çok yavaş ve ürkek olmuştur.
Son yıllarda yaşanan normalleşme muhafazakâr iş dünyasının kazandığı kendine güven faizsiz finans sektörüne olumlu olarak yansıması beklenmektedir. Türkiye’deki faizsiz finans sektörü yüzde 5’lik bir pazar payına sahiptir. Türkiye Katılım Bankaları Birliği’nin (TKBB) strateji belgesinde 2025 yılına kadar bu oranın yüzde 15’e çıkarılması öngörülmektedir. Türkiye’de devletin faizsiz finans sektörüne bizzat sermayedar olarak girmesi sektörün büyümesi, yeni kaynakların çekilmesi, sektöre karşı güvenin arttırılması ve diğer psikolojik etkenler dikkate alındığında olumlu olarak değerlendirilmektedir. Türkiye sisteminde devlet bizzat yatırımcı ve girişimci olarak faizsiz finans sektörüne girmiştir. Dünyada yüzde yüz devlet sermayesi ile İslami
banka kurulması örneği Türkiye dışında başka bir ülkede görülmemektedir.

 

Avrupa Neden Faizsiz Finansa İlgi Gösteriyor?

Avrupa’da faizsiz finans denilince akla İngiltere gelmektedir. İngiltere, Londra şehrini dünyanın en büyük faizsiz finans merkezi hâline getirmek için çalışmakta, her türlü hukuki ve teknik altyapıyı hazırlamaktadır. Bugün itibarıyla İngiltere’de 5 milyon Müslüman yaşamakta, beş tanesi tam teşekküllü İslami banka olmak üzere 20 adet İslami bankacılık hizmeti veren finans kurumu bulunmaktadır. İngiltere’nin son
dönemde faizsiz finansa olan bu artan ilgisinin arkasındaki en önemli faktör, Brexit sonrasında ülke ekonomisinde oluşacak boşluğu doldurmak üzere yürütülen alternatif kazanç arayışlarıdır. Başka bir ifade ile Brexit sonrasında İngiltere kendisini merkeze alan farklı bir finansal ekosistem oluşturmaya çalışmaktadır. Diğer yandan 2008 finansal krizi sonrasında ortaya çıkan konvansiyonel finans sisteminin krizler
karşısındaki zayıflığı ve faizsiz finans kurumlarının daha dayanıklı olduğu gerçeği genelde batıyı özelde ise Avrupa’yı bu sistemi daha yakından incelemeye yöneltmiştir. İngiltere’nin faizsiz finansa bakışı Müslüman ülkelerde olduğu gibi idealist değil pragmatist ve faydacı temellere dayalıdır. Ana motif, İslami fonları, özellikle Körfez kaynaklarını batıya kanalize etmektir. İngiltere’de İslami Bankacılık 19 Milyar USD aktif büyüklüğe sahiptir; bunun üzerine Londra Borsası’nda kote edilmiş 48 Milyar USD’lik İslami sukuku da ilave etmek gereklidir. Londra Metal Borsası (LME), İslami emtia murabaha işlemlerinin (commodity murabaha) en yoğun şekilde gerçekleştirildiği ortamdır. Bilindiği gibi özellikle Körfez ülkeleri ve Malezya İslami bankacılık modellerinde çok yoğun bir şekilde kullanılan ve çokça da eleştirilen teverruk işlemleri emtia murabahasıdır. İngiltere modeli daha çok finansal yatırım araçları ve İslami türev ürünlerine dayalı olarak işlemektedir. İngiltere’de faizsiz finans özel sektör temelli olup hükümetler faizsiz finans faaliyetlerini kolaylaştıracak altyapıları hazırlama konusunda oldukça faal isteklidir. Faizsiz finans eğitiminin en yaygın olduğu ülkenin İngiltere olduğunu ifade etmek gereklidir. Ülkede toplam 69 adet faizsiz finans dersi üniversitelerde okutulmaktadır. Kıta Avrupası’nda İngiltere’nin faizsiz finansa gösterdiği ilgi ve desteği görmek mümkün değildir. 2015 yılına kadar Kıta Avrupası’nda sadece batılı geleneksel bankaların açtığı faizsiz finans pencereleri vasıtasıyla kısıtlı İslami bankacılık işlemleri yapabilmekteydi. 2015 yılında Kuveyt Turk AG adlı tam teşekkülü bir İslami Banka Almanya’da kurulmuş, böylece Kıta Avrupası gerçek anlamda bir İslami banka ile tanışmıştır. Kıta Avrupası’nda Lüksemburg ve İsviçre faizsiz finansa ilgi duyan diğer ülkelerdir. Bu ülkeler özellikle İslami fonlar, sukuk, tekafül,re-tekaful gibi faaliyet alanlarına yönelmişlerdir. Genel olarak Avrupa, faizsiz finansı dini değerlerden ziyade ekonomik ve finansal yönüyle değerlendirmektedir. Faizsiz finansın var oluş sebebi ve ideali ortaklık temelli bir sistem inşa etmektir. Netice itibarıyla, sürdürülebilir, İslam ekonomisinin ideallerine uygun, sosyal sorumluluğun şuurunda tarafların hukukunu ve adaleti gözeten bir faizsiz finans modeli teşkil edilebilmesi için İslam iktisatçılarının, düşünürlerin, siyasi otoritenin ve uygulayıcıların daha çok çabasına ihtiyaç vardır.

FAİZSİZ FİNANS DEĞERLENDİRMELERİ

 

 

TKBB Yönetim Kurulu Başkanı ve
Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir

DÜNYANIN KURTULUŞ MODELİ: FAİZSİZ FİNANS

Paranın parayla mübadelesi yerine ticari döngüye müdahil
olarak reel ekonomiye doğrudan katkı sağlayan faizsiz
finans, risk ile getiriyi hakkaniyet ölçüsünde paylaşmayı
temel alan iş modeli ile krizlerden çıkış yolu olarak görülen
alternatif sistem olarak görülmüştür. Suudi Arabistan başta
olmak üzere Ortadoğu ülkeleriyle, Uzakdoğu ülkelerinde
1970’lerden itibaren uygulanmakta olan faizsiz finans,
son yıllara baktığımızda Londra, New York ve Hong Kong
gibi uluslararası finans merkezleri de önemli bir finansal
iş modeli olarak kabul edilmiş bu sayede ciddi yatırımlar
almaya başlamıştır. Avrupa ülkelerindeki Müslüman
nüfusunun artış hızına bakıldığında da, faizsiz finansın uzun
bir zamanla önemli bir aktör hâline geleceğini söyleyebiliriz.

Vakıf Katılım Genel Müdürü
İkram Göktaş

 

FAİZSİZ FİNANS DÜNYAYA ALTERNATİF BİR
MODEL OLDU
Faizsiz finans, krizlere dirençliyapısıyla alternatif bir
ekonomik model olarak yalnızca İslam ülkelerinde değil,
Batı’da ve Asya’da da öne çıkmaktadır. Londra ve New
York, faizsiz finansın başkenti olma noktasında önemli
adımlar atmışlardır. Bu adımlarsadece finansal piyasalarda
gerçekleşen aksiyonlar ile kalmayıp, akademik çalışmalara
verilen destek, mali düzenlemelerve algı oluşturma çabaları
ile desteklenmektedir. Societé Generale, HSBC, Bank of
America, GoldmanSachs, Citi Bank, Morgan Stanley, ABN
Ambro gibi birçok büyük finans kuruluşu faizsiz bankacılık
alanında faaliyetyürütmektedir. 1990’lıyıllarda yalnızca
150 milyar dolarcivarında olan küresel faizsiz finans hacmi
günümüzde 2 trilyon dolarseviyesini aşmayı başarmıştır.

 

 

Albaraka Türk Genel Müdürü
Melikşah Utku

 

FAİZSİZ FİNANS GELECEK VAAT EDİYOR

2 trilyon dolar büyüklüğü çoktan aşmış olan faizsiz finans,
dünya çapında bir ilgiye mazhar olmuş durumda. Örneğin,
Rusya ve Çek Cumhuriyeti’nde bile katılım bankacılığını
anlattığımız zaman bu ülkelerin merkez bankalarından
çok ciddi ve olumlu tepkiler aldık. Konvansiyonel finans
kaynaklı birçok riske set çekme kapasitesi, faizsiz finansı
sadece Müslümanların ilgi duyduğu bir yapının ötesine
taşıyor. Dünyanın önde gelen büyük finans kuruluşları
da yatırımlarını bu alana yönlendirmekte, faizsiz finansa
dönük araştırmalara odaklanmaktadır. Hızlı birşekilde
büyüyen faizsiz finansın gelecekte yeni ürünler, teknolojiler,
katılımcılar ve pazarlarla her ülkeden insanın hayatında daha
fazla yer tutacağına inanıyorum.

 

 

Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan

FAİZSİZ FİNANS GÜVENLİ YATIRIM OLDU

Faizsiz finans sistemi, yapısı gereği krizlere daha dayanıklı
olduğunu 2008 küresel krizinde kanıtlamıştır. Günümüzde
sadece faiz hassasiyeti olan kitlelerin değil alternatif yatırım
araçlarına yönelen yatırımcıların da teveccüh gösterdiği bir
alan olmuştur. Kompleks finansal ürünler ya da kaldıraç gibi
spekülasyona imkân veren enstrümanların kullanılamaması
ile varlığa dayalı finansman yönteminin verdiği güven
yatırımcıların sisteme olan ilgisini son yıllarda daha da
artırmaktadır. Faizsiz finans 2017 yılında 2 trilyon dolarlık
aktif büyüklüğe ulaştı. 1.5 trilyon dolarlık kısmı faizsiz
bankacılıktan oluşan sektör sukuk, faizsiz fonlar, tekafül
ve mikro finans ürünleriyle hızla gelişiyor. Ancak küresel
anlamda bu alanlarda kat edilecek önemli mesafeler
bulunmaktadır

 


YORUMLAR

  • 0 Yorum