Bölgesel dengelerin yeniden şekillendiği, Türkiye'nin jeopolitik vizyonunu derinleştirdiği bir süreçte, İktibas Çizgisi Dergisi Ağustos sayısıyla bir kez daha gündemin nabzını tutuyor. Bu ay 466. sayısı ile okuyucularının karşısına çıkan dergi, başta Gazze olmak üzere tüm mazlum coğrafyaların yaşadığı acılara dikkat çekerken, “Terörsüz Bölge” idealine giden yolu detaylı analizler ve özgün yorumlarla mercek altına alıyor.
Ağustos sayısının giriş yazısında, insanın sahip olduğu nimetlere ve bu nimetlere karşı taşıması gereken sorumluluğa vurgu yapılıyor. Göz, kulak, dil, akıl ve dostluk gibi maddi-manevi nimetlerin kıymetinin, ancak bunlardan mahrum kalanların yaşadıklarıyla daha iyi anlaşılabileceğine işaret ediliyor. Dergi, okuyucularını bu nimetler karşısında şükretmeye ve bilinçli bir yaşam sürmeye davet ediyor.
İnanç kardeşliğinin, nesep bağının da ötesinde bir değere sahip olduğunun altı çizilen yazıda, müminlerin oluşturduğu aile yapısının sadece kan bağıyla değil, inanç ve değer birliğiyle kurulduğu ifade ediliyor. Kur’an’dan ayetlerle desteklenen bu yaklaşımda, iman kardeşliğinin toplumsal dayanışmanın, sorumluluk bilincinin ve mücadele ruhunun temeli olduğuna dikkat çekiliyor.
Dergide ayrıca, insanın yeryüzündeki imtihanının düşmanlarıyla birlikte sürdüğüne değinilerek, hem içerden (nefs) hem dışardan (iblis ve yandaşları) gelen saldırılara karşı müminlerin birlikte, aklıselim ile mücadele etmeleri gerektiği vurgulanıyor. “Herkes kendine yakışanı yapar” anlayışıyla, müminlerin üzerlerine düşen sorumlulukları mazeretsiz yerine getirmesi gerektiği dile getiriliyor.
İktibas Çizgisi Dergisi, bu sayısında sadece güncel politik meseleleri değil, aynı zamanda kavramsal yazılar, özgün fikir yazıları, edebi eserler ve sanat yazılarına da yer vererek çok yönlü bir içerik sunuyor. Ayet mealleriyle desteklenen manevi mesajlar da derginin ruhunu zenginleştiriyor.
Ağustos sayısında İktibas Çizgisi, okuyucularını düşünmeye, sorumluluk almaya ve kardeşliğin ruhunu yaşatmaya çağırıyor. Yeni Türkiye’nin kendi kaderini yeniden yazdığı bu dönemde, dergi; okuyucularına hem bir duruş hem de yön tayin ediyor.
“NORMALLEŞME”Mİ, YENİ DENGE ARAYIŞI MI?
Abdullah PAMUK
Yeni Türkiye'nin Bölgesel Satrançta Artan Ağırlığı: “Terörsüz Bölge” Vizyonu Güçleniyor
İktibas Çizgisi - Ağustos 2025 | Sayı 466/94
Küresel ve bölgesel ölçekte hızla değişen dengeler, Türkiye'nin merkezinde olduğu yeni bir güç ve mutabakat sürecini beraberinde getiriyor. Özellikle Ukrayna-Rusya savaşı, Gazze’deki İsrail vahşeti, Suriye’de değişen güç dağılımı ve ABD-Türkiye ilişkilerinde yaşanan kırılmalar; bölgeyi yeniden şekillendirme çabalarının ivme kazandığını gösteriyor.
15 Temmuz 2016 sonrası Türkiye’nin attığı stratejik adımlar, bölgesel denklemde “ya güçlü mutabakat ya da güçlü savaş” tercihini daha görünür hale getirirken, bu sürecin sahaya yansıyan ilk etkileri ABD-İsrail ekseninde yaşandı. İsrail’in İran’a gerçekleştirdiği 12 günlük saldırı ve ABD’nin B2 uçaklarıyla destek vermesi, bölgedeki olası mutabakatları bir süreliğine askıya aldı.
Ancak süreç burada bitmedi. İran’ın doğrudan karşılık vermesi, Rusya ve Çin’in pasif tepkileri ve İngiltere’nin dikkat çeken pozisyonu, yeni bir uluslararası saflaşmanın da işareti oldu. Öte yandan, Türkiye’nin stratejik öngörüyle hem Doğu hem Batı için “vazgeçilmez aktör” haline gelmesi, özellikle İngiltere’nin 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde açıkça vurgulandı.
ABD ile ilişkilerde ise, Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “SDG, YPG’dir; YPG de PKK’dır” açıklaması, Washington yönetiminin ilk kez bu kadar net biçimde terör örgütleri arasındaki bağları kabul ettiğini gösterdi. Barrack’ın “Bizim onlara devlet kurma borcumuz yok” sözleri, Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği güvenlik kaygılarının haklılığını teyit etti.
“Terörsüz Türkiye” vizyonu artık sadece Ankara’nın değil, bölgedeki pek çok aktörün de gündeminde. Süreç aynı zamanda “Terörsüz Suriye” ve “Terörsüz Bölge” hedefleriyle birleşerek, çok kutuplu bir dünya düzeninde Türkiye’nin oyun kurucu konumunu daha da belirginleştiriyor.
Yeni Türkiye, Yeni Denge Arayışı ve Terörsüz Gelecek: Bölgesel Satrançta Kritik Aşamalar
Küresel ve bölgesel düzlemdeki değişim dinamikleri, Türkiye’nin merkezinde yer aldığı yeni bir denge arayışı sürecine işaret ediyor. Ukrayna-Rusya savaşı, 7 Ekim sonrası İsrail’in Gazze’de başlattığı katliamlar ve Aralık itibarıyla Suriye’de değişen güç dengeleri, bölgede köklü bir dönüşümün habercisi oldu. Özellikle 15 Temmuz 2016’dan sonra ABD-Türkiye ilişkilerinin evrildiği yeni aşama, sahada dikkat çekici karşılıklı mutabakatları da beraberinde getirdi.
Bu kapsamda İstihbarat Başkanı Hakan Fidan’ın sıklıkla vurguladığı “ya güçlü bir mutabakat ya da güçlü bir savaş” söylemi, Türkiye’nin güvenlik ve jeopolitik çıkarlarının ABD-İsrail hedefleriyle çatışmaya başladığı bir dönemin özetini sunuyor. Türkiye’nin savunma kabiliyetleri bağlamında attığı kararlı adımlar, kendi ayakları üzerinde durma kararlılığının bir göstergesi olarak dikkat çekiyor.
İsrail-İran Gerilimi ve Bölgesel Mutabakatın Gecikmesi
Bu kritik evrede, İsrail’in İran’a yönelik saldırısı dengeleri sarsan bir hamle oldu. Özellikle ABD ile İran arasında süren nükleer enerji müzakereleri sırasında yapılan saldırı ve ABD B2 bombardıman uçaklarının da operasyona dahil edilmesi, bölgedeki mutabakat umutlarını geçici olarak rafa kaldırdı. Ancak İran’ın beklenenden daha güçlü ve doğrudan bir yanıt vermesi, dengeleri yeniden kurmaya çalışan aktörler açısından da öğretici oldu.
İran cephesinde, her ne kadar İmam Humeyni sonrası dönemde atılan bazı stratejik adımlar (Direniş Ekseni gibi) eleştirilse de, bölgesel bir güç olarak yeniden toparlanma sürecine girdiği dikkat çekiyor. Bu süreçte Çin’in ve savaş halindeki Rusya’nın, İsrail saldırılarına net bir tepki göstermemesi, küresel güçlerin konjonktürel pozisyonlarının da netleşmesine neden oldu.
İngiltere ve NATO’nun Duruşu
İngiltere'nin özellikle son dönemde Ortadoğu’daki gelişmelere karşı takındığı temkinli tutum, Avrupa’nın güvenlik mimarisi arayışında Türkiye’nin yerini daha belirgin hale getirdi. İngiltere Ulusal Güvenlik Stratejisi-2025 raporunda Türkiye'nin; Karadeniz, Kafkaslar, Ortadoğu ve Afrika kesişiminde stratejik bir aktör olarak tanımlanması bu perspektifi güçlendirdi.
NATO’daki savunma işbirliği, sadece askeri düzeyde değil; savunma sanayi alanında da yeniden tanımlanıyor. Türkiye’nin bu yeni dönemde “Batı sistemi” içinde kendi stratejik aklını ortaya koyması, eski vesayet düzenlerinin artık geride kaldığını ortaya koyuyor.
ABD-Türkiye İlişkilerinde Yeni Dönem
Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler, ilk defa bu kadar açık ve net kırılma noktalarından geçiyor. Bu noktada, ABD Büyükelçisi ve Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın son dönemdeki açıklamaları dikkat çekici. Barrack’ın açıkça dile getirdiği “SDG, YPG’dir; YPG, PKK’dır” söylemi ve “Bizim onlara devlet kurma borcumuz yok” ifadesi, yıllardır süregelen çelişkili tutumların ötesine geçen bir tavrı yansıtıyor.
Barrack’ın “makul bir yol haritası” önerisi, SDG/PYD’nin Suriye rejimiyle anlaşması gerektiğini vurgularken, bu oluşuma sonsuz bir destek verilmeyeceğini net şekilde ortaya koyuyor. Bu açıklamalar, “Terörsüz Türkiye” vizyonunun yalnızca Türkiye için değil, bölge için de geçerli hale geldiğini gösteriyor.
Türkiye’nin Anahtar Rolü ve Teo-politik Çatışma
ABD ve Avrupa’nın hâlâ “İsrail’le barışın” söylemini öne çıkarması, bölgesel gerçekliklerle bağdaşmıyor. Zira, İsrail’in “ileri karakol” olarak kurulmuş yapısı artık sürdürülemez bir ayrıcalık zeminine dayanıyor. Değişen denge arayışlarında, İsrail’in bölgedeki pozisyonunu savunmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Bu noktada Türkiye’nin hem Doğu hem Batı için vazgeçilmez konumu bir kez daha teyit ediliyor.
Barrack’ın, “Türkiye ile İsrail arasında tekrar harika ilişkiler olabilir” şeklindeki açıklaması ise, sadece diplomatik değil, Türkiye içinde kutuplaşmayı tetikleyebilecek bir girişim olarak da değerlendirilebilir. Türkiye’nin güvenlik ve gelecek kaygılarının ABD-İsrail tezleriyle örtüşmediği bir ortamda, bu tür açıklamalar dikkatle okunmalı.
Terörsüz Türkiye, Suriye ve Bölge
Tüm bu gelişmeler ışığında “Terörsüz Türkiye” süreci, ilk defa bu denli güçlü bir zemin bulmuş durumda. Bu sürecin, “Terörsüz Suriye” ve “Terörsüz Bölge” hedefleriyle birleşmesi, bölge için kalıcı barış umutlarını artırıyor. İçeriden ve dışarıdan gelen çeşitli provoke edici girişimlere rağmen, Türkiye’nin stratejik kararlılığı bu sürecin istikrarla devam etmesini sağlıyor.
Birinci çözüm sürecinin hatalarının tekrarlanmasına izin verilmeyen yeni süreç, bölgesel mutabakatların ve küresel yeniden yapılanmanın da temel taşı olabilir. ABD-Türkiye ilişkilerindeki yeni denge, yalnızca askeri değil; diplomatik ve jeopolitik alanda da ciddi sonuçlar doğurmaya adaydır.
Doğrusunu elbette Allah bilir. Ancak görünen o ki; yeni Türkiye, bölgedeki satranç tahtasında artık sadece hamle yapan değil, oyunun kurallarını da belirleyen bir aktöre dönüşmüştür.
Adres
Cumhuriyet Mah. Vatan Cad. Kiraz apt. No: 21/3[Esnaf Kefalet Yanı] Melikgazi /KAYSERİAkşemsettin Mah. Öksüzce Hatip Sok. No:20 Daire 1
Fatih / İSTANBULAnlam
Münsterstr. 263
44145 Dortmund / ALMANYAHesap Bilgileri:Köksal Akyıldız
IBAN: DE35 3605 0105 0005 0885 62
SWIFT-BIC: SPESDE3EXXXMekan
Tobias MC Asser Straat 11
1063 NC Amsterdam / HOLLANDA
Telefon
+90 537 741 0233 – Kayseri Büro+90 545 648 75 08 – İstanbul Büro
E-Postalar
[email protected][email protected]