Bizim Aktar’ın koronavirüs savar setiyle tanışın

Bizim Aktar sahibi Herbalist Yunus Ersin, öncelikle koronaya karşı vücut direncimizi artırmamız ve hastalığın tehdit ettiği boğaz ve akciğerlerimizi korumaya almamız gerektiğini belirterek, “Bağışıklık sistemimizi güçlendirecek nitelikte udul hindi, kekik yağı, çörek otu yağı, okaliptus yağı karışımından oluşan koronaya karşı direnç artırıcı set hazırlayarak insanlarımızın hizmetine sunduk. Hastalığa yakalanmamak için öncelikle koruyucu hekimliği uygulamalıyız” dedi.

Bizim Aktar’ın koronavirüs savar setiyle tanışın

Bizim Aktar sahibi Herbalist Yunus Ersin, öncelikle koronaya karşı vücut direncimizi artırmamız ve hastalığın tehdit ettiği boğaz ve akciğerlerimizi korumaya almamız gerektiğini belirterek, “Bağışıklık sistemimizi güçlendirecek nitelikte udul hindi, kekik yağı, çörek otu yağı, okaliptus yağı karışımından oluşan koronaya karşı direnç artırıcı set hazırlayarak insanlarımızın hizmetine sunduk. Hastalığa yakalanmamak için öncelikle koruyucu hekimliği uygulamalıyız” dedi.

Bizim Aktar’ın koronavirüs savar setiyle tanışın
14 Haziran 2021 - 13:15

Bütün dünyayı ve ülkemizi esir alan koronadan korunabilmek için aşı çalışmaları yürütülse de hastalığın farklı varyantları nedeniyle salgının yayılması engellenemiyor. Salgınn başladığı ilk günlerde kollarını sıvayarak koronaya karşı ne yapabiliriz sorusuna cevap arayan Bizim Aktar sahibi Herbalist Yunus Ersin, öncelikle koronaya karşı vücut direncimizi artırmamız gerektiği gerçeğinden hareketle bağışıklık sistemimizi güçlendirecek nitelikte udul hindi, kekik yağı, çörek otu yağı, okaliptus yağı karışımından oluşan direnç artırıcı seti hazırlayarak insanlarımızın hizmetine sundu. Bizim Aktar’ın u bu çok özel setinin boğazlarımızı, nefes borumuzu, bronşlarımızı ve akciğerimizi ve Korona’ya karşı vücudumuzu korumaya aldığını kaydeden Ersin, “Bu seti 7’den 70’e herkes,  çocuklarımız, gençlerimiz, yaşlılarımız kullanabiliyor. Koronavirüs özellikle akciğerleri olumsuz şekilde etkilemekte. Dolayısıyla biz önccelikle boğazımızı, akciğerlerimizi güçlendirmeliyi” dedi. Ersin, bu ürünlerinden başka andıç pekmezi, propolis damlası, udul hindi damlası ve kustul macun setiyle de ayrı bir direnç sağlayan setlerinin daha olduğunu kaydederek, “Pandemi boyunca setlerimizi kullanan vatandaşlarımız korum getiren yardımcı nitelikteki setlerimizten çok memnun kaldılar. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) Efendimizin “Hastalık gelmeren önce sağlığın kıymetini bilmeliyiz” hadisi şerifini kendimize düstur edindik, Nebev-i Tıbbı hatırlayıp, öncelikle koruyucu hekimliği ön plana çıkaracak bir çalışma yapmış olduk. Koruyucu hekimlik hastalanmadan önce kendimizi korumaya alacak çareleri baştan alabilmeyi gerektiriyor.. Kendimize dikkat etmeli, bedenimizi, akıl ve ruh sağlığımızı bozulmadan korumalıyız. Hastalıkların hepsi insan için ve  Rabbimizin bizlere yönelik imtihanı. Ama hekimler de insanlar için. Hastalandığımızda hemen hekime koşmalıyız, teşhis ve tedavimizi geciktirmemeliyiz. Bu arada Rabbimizin bize sunduğu şifalı bitkilerden yararlanmayı da ihmal etmemeli, modern tıbba bu noktada yardımcı nitelikteki ürünlerimizi de ortaya koymalıyız” diye konuştu.

Ballı çörek otu, Udül Hindi Yağı, propolis damla, macunu kan

Bizim Aktar olarak kaliteli nitelikli ürünleriyle insanlarımızın faydası için çalışmaya devam ettiklerini, tarihi mirasımız olan şifalı bitkilerin günümüze kazandırılması yönündeki çabalarının çok önemli ürünlerle hayata geçtiğini kaydeden Ersin bu ürünleri ise şöyle sıraladı: “Ballı çörek otu yağı, Udül Hindi (Pandemi döneminde çok önemli bir ürün, vücut direncini artırıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor), propolis damla, Udül Hindi Yağı, Macunu Kan (Kansızlık için), Çörek Otu, Damla Sakızı kapsülü (Mide için), ısırgan kapsülü ve civarperçemi kapsülü, propolis şekeri”

 

Tıp fakültelerinde şifalı bitkiler kürsüleri kurulmalı

Bizim Aktar’ın Nebevi Tıp’tan yararlanarak, yüzyıllardır kullanılan ecdad yadigarı şifalı bitkileri modern tıbbın sunduğu teşhis ve tedavi boyutuna yardımcı olarak nitelikte çok özel ürünler hazırladığını kaydeden Ersin, “Allah (c.c.)  bizlere yararlanmamız, hastalıklara deva üretmemiz, dertlerimize şifa bulmamız için kudretiyle yarattığı bitkilerde bu şifayı gizlemiş. Bizim yapmamız gereken sıkıntılarımız için bu şifalı bitkileri en doğru yöntemlerle kullanacak işin uzmanı herbalistler olarak kullanmak, uygulamak ve insanımıza sunmak. Hastanelerimizde yapılan teşhis-tedavi boyutunda şifalı bitkilerin fonksiyonu ve önemi ihmal edilmemelidir. Her zamanki gibi yeniden çağrı yapıyorum. Tıp fakültelerimizde, eczanecilik bölümlerimizde “Şifalı Bitkilerin” kullanımı boyutunda akademik eğitimler verilmeli, modern tıp ile şifalı bitkilerin uzmanı olan herbalistlerin ortak çalışmalar yapacağı zeminler oluşturulmalı. Böyle yapılırsa şifalı bitkileri bilmeyen, tanımayan ama insanlara t teşhis-tedavi boyutunda tavsiyelerde bulunanlar içimizden ayıklanacak, şifalı bitkileri gerçek manasıyla bilenlere fırsat tanınacaktır. Şifalı bitkiler uzmanı herbalistlere de yönelik ithamlar, su-i zanlar da ortadan kalkarak yepyeni bir iklim ortaya çıkacaktır. Şifalı bitkiler bizim yüzyılları aşan gerçeğimizdir. Nebevi Tıp bizlere Peygamber (sav) Efendimizden çok önemli bir mirastır. Bu mirası reddetmek yerine, kullanmak, değerlendirmek ve insanların istifadesine sunmak hepimizin üzerindeki sorumluluktur.” diye konuştu.

Köprü kuşağıyız

Yunus Ersin nitelikli ürünleriyle insanlara faydalı olmaya gayret ettiklerini, bu arada geçmişle günümüz arasında köprü olduklarının altını çizerek, “ Bizim önceliğimiz ilme hizmet, insana değer vermektir. Tarihi mirasımız yüzyılların mirası olan şifalı bitkileri insanımızın hizmetine kullanmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Biz çok önemli bir kuşağın ve neslin temsilcisiyiz, köprü ve itidal kuşağıyız. Özellikle 40 ila 55 yaş arasındaki kuşak olarak bizler bir yandan geçmişle bağlar kuruyor, diğer yandan günümüz neslinin elinden tutuyoruz. Geleneklerimizi temsil ederken teknoloji ve bilişim çağını yakalamış köprü bir nesil olarak geçmişle günümüz arasında bağlar kuruyoruz. Günümüz neslinin maalesef geçmişle bağı yok. Bu nesil teknoloji bağımlısı, internet bağımlısı, sosyal medya bağımlısı. Ama biz bu kuşağın teknolojik imkanlarını bilen, kullanan köprü kuşağı olarak geleneklerimizi, göreneklerimizi, değerlerimizi, kültürümüzü, maneviyatımızı onlara öğretme, hatırlatma misyonuna sahibiz. Bizim neslimiz yok olduğunda teknoloji bağımlısı bu nesil geçmişle alakalı hiçbir şeyi bilmeyecek, gelenek ve göreneklerimizi unutmuş olacaklar. Bu sebeple bizim omuzlarımızdaki yük gerçekten ağır” ifadelerini kullandı.


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum