Anadolu Gençlik Derneği (AGD), Sabahattin Zaim Üniversitesi Komisyonu öncülüğünde İsrail’in Vicdan Gemisi’ne yönelik gerçekleştirdiği bombalı drone saldırısını kınayan bir basın açıklaması yaptı. Açıklama, üniversite öğrencileri ve duyarlı vatandaşların katılımıyla Malta açıklarında uluslararası sularda yaşanan saldırının ardından vicdanlara seslenerek gerçekleştirildi.
Vicdan Gemisi’ne Saldırı: Uluslararası Hukuk Bir Kez Daha Çiğnendi
Basın açıklamasında, 2 Mayıs gecesi Gazze’ye insani yardım taşımak amacıyla yola çıkan Vicdan Gemisi'nin, İsrail’e ait bir drone tarafından uluslararası sularda hedef alındığına dikkat çekildi. Geminin, İstanbul’da 150 günü aşkın bir süre boyunca siyasi ve bürokratik engellerle bekletildiği hatırlatılarak, yaşanan saldırının bir savaş suçu olduğu vurgulandı.
"İnsanlık Suskun, Siyonist Rejim Cüretkâr"
AGD üyeleri tarafından okunan bildiride, 2010 yılında yaşanan Mavi Marmara saldırısı hatırlatılarak, "15 yıl önce 10 vatandaşımız şehit edildi, bugün aynı zihniyet yine sahnede ve insanlık hâlâ suskun" ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, silahsız ve sivil yardım gönüllülerini taşıyan bir gemiye yönelik bu saldırının sadece gönüllülere değil, "ümmetin iradesine ve İslami dayanışmaya karşı yapılmış bir meydan okuma" olduğu dile getirildi.
“Siyonist İsrail’in Zulmü Kapımızın Eşiğinde”
Yapılan açıklamada, İsrail’in kadın, çocuk, yaşlı demeden sivilleri katlettiği, hastaneleri ve ibadethaneleri bombaladığı, Gazze’de milyonları açlığa mahkûm ettiği vurgulandı. Lübnan, Suriye ve Yemen’e yönelik saldırılara da değinilerek, "Yahudi artık arka bahçemizde değil, kapımızın eşiğindedir" denildi. Müslüman ülkelerin sessizliği ve Batı’nın verdiği destekle cesaretlenen Siyonist rejimin, uluslararası hukuku hiçe saydığı ifade edildi.
“Çifte Standart Vicdanları Kanatıyor”
AGD'nin açıklamasında, Türkiye limanlarında İsrail'e hizmet eden gemilerin faaliyetlerine dikkat çekilerek, “İsrail jetlerine yakıt sağlayan sevkiyat hâlâ nasıl devam edebiliyor? F-35 parçaları taşıyan gemiler limanlarımıza nasıl yanaşabiliyor?” gibi sorularla yetkililere çağrı yapıldı. Yardım gemileri vurulurken, İsrail’e destek sağlayan lojistik kanalların açık tutulması "açık bir çifte standart" olarak tanımlandı.
“Gazze Barış Gücü Kurulmalı”
Açıklamada, yalnızca kınamakla yetinilmemesi gerektiği belirtilerek şu talepler sıralandı:
Türkiye öncülüğünde, uluslararası bir “Gazze Barış Gücü” oluşturulmalı.
İslam İşbirliği Teşkilatı, sahada somut ve caydırıcı adımlar atmalı.
Tüm İslam ülkeleri, İsrail’le olan diplomatik, ticari ve askerî ilişkileri sonlandırmalı.
İsrail’le iş tutan kişi ve kurumlar kamuoyu önünde ifşa edilmeli.
“Bu Zulme Susan, Hesaptan Kaçamaz”
AGD temsilcileri açıklamanın sonunda Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (s.a.v.) “Siz Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz…” hadis-i şerifine yer vererek, bu zalimliğe karşı sessiz kalınmasının ahirette mazlumların elinden kurtulamayacak bir vebal doğuracağı uyarısında bulundu.
“Gençlik Olarak Mazlumun Yanında, Zalim Karşısındayız”
Anadolu Gençlik Derneği üyeleri, Filistin meselesinin sadece bir toprak meselesi değil, tüm ümmetin izzet ve şeref davası olduğunu belirterek, “Her nerede bir mazlum varsa onun yanında, nerede bir zalim varsa karşısında olacağız” mesajını verdi.
Açıklama, dualarla sona erdi.

BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ
Tarih: 4 Mayıs 2025Konu: Vicdan Gemisine Yönelik Saldırı ve Siyonist İsrail’in Devam Eden ZulmüBismillahirrahmanirrahimÇok kıymetli öğrenci kardeşlerim ve değerli basın mensupları,2 Mayıs 2025 gecesi, 150 günü aşkın bir süre boyunca türlü siyasi ve bürokratik engellemelerle İstanbul’da bekletildikten sonra Filistin’e insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Vicdan Gemisi, uluslararası sularda bulunduğu sırada Siyonist şebeke İsrail tarafından drone saldırısına uğramıştır.2010 yılında Mavi Marmara gemisine düzenlenen saldırıda 10 vatandaşımız şehit edilmiş, uluslararası hukuk açıkça çiğnenmişti. Bugün aynı zihniyet, aynı cüretle tekrar sahneye çıkmış ve yine insanlık suskun kalmıştır. Aradan geçen 15 yılda değişen tek şey, İsrail’in cüretkârlığının boyutudur. Çünkü biliyoruz ki; suç cezasız kalırsa, zalim daha büyüğünü yapar. Tıpkı bugün olduğu gibi…Silahsız, sivil ve tamamıyla insani yardım amacı taşıyan bu gemiye yönelik saldırı, bir savaş suçudur. Bu saldırı, sadece yardım gönüllülerine değil, ümmetin iradesine, insanlığın vicdanına ve İslami dayanışmaya karşı yapılmış bir meydan okumadır.Vicdan Gemisi, türlü bahanelerle 150 günü aşkın bir süre boyunca İstanbul’da bekletilmekteydi. Aylar süren çabaların ardından aşılan siyasi engellerle birlikte yola çıkan gemi, saldırıya uğramış ve saldırının üzerinden geçen bunca zamana rağmen herhangi bir limana yanaşmasına da izin verilmemiştir. Tüm bu yaşananlar, sağduyu ile açıklanabilecek bir noktayı çoktan aşmış olup bu sessizlikle yalnızca zalimi değil, bizleri de kirletecek boyuta ulaşmıştır. Uyruğu ve vatandaşlığı fark etmeksizin; onlarca gazeteciyi, sağlık çalışanını, aktivisti, öldürmekten çekinmeyen bu terör rejimi bir kez daha şu gerçekleri gözler önüne sermiştir:Siyonist rejim;Filistin topraklarında kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce masumu katletmiştir,Hastaneleri, okulları, ibadethaneleri ve BM’ye ait mülteci kamplarını bombalamıştır,Gazze'de milyonları açlığa ve susuzluğa mahkûm etmiştir,Lübnan, Suriye ve Yemen’de sivilleri hedef almış, son olarak Türkiye’nin üs kuracağı bölgeyi dahi bombalayacak kadar ileri gitmiştir.Tüm bu yaşananlar gösteriyor ki Yahudi artık arka bahçemizde bile değil, kapımızın eşiğindedir! Bu pervasızlığın temelinde; Batı’nın verdiği cesaret kadar, ne yazık ki Müslüman ülkelerin sessizliği, tepkisizliği ve iradesizliği yatmaktadır. Siyonist rejim, tepki görmediği sürece zulmüne hız kesmeden devam etmektedir.Şu soruları tüm yetkililere açıkça soruyoruz:İsrail jetlerine yakıt sağlayan petrolün sevkiyatı hâlâ nasıl devam edebilmektedir?F-35 parçaları taşıyan gemiler limanlarımıza nasıl yanaşabilmektedir?İsrail’e patlayıcı taşıyan gemiler Haydarpaşa Limanı’nda nasıl demirleyebilmektedir?Bugün Filistin’e giden bir yardım gemisi vurulurken, İsrail’e yardım taşıyan gemilere hoşgörü gösteriliyorsa bu, açıkça bir çifte standarttır. Bir yanda Gazze’ye ulaşmak isteyen yardım gemileri vurulurken, diğer yanda Siyonist rejime destek sağlayan lojistik kanalların açık olması, vicdanları kanatmaktadır. Bu ahlaki ve vicdani çöküntü, sadece bugünümüzü değil, geleceğimizi de tehdit etmektedir.Yani işin özü, terörist israil bu cüretkârlığını biz Müslümanlardan almaktadır. Mavi Marmara davasında olduğu gibi, uluslararası sularda yardım gemisine saldırıda bulunulmasına ve 10 vatandaşımızın şehit edilmesine rağmen yalnızca kuru bir özrü kabul edip şehit kanlarına karşılık ödeyeceği 3 kuruşluk bir tazminatla yetineceğini bilmesidir! Gerekli tepkiyi ortaya koyamayışımızdan, yöneticilerimizi ve hükümetlerimizi gereken adımları atmaya ikna edemeyişimizdendir.Susmaya olan alışkanlığımız, zalimi cesaretlendirirken; imanımızın son zerresi olan buğz etme yetimizi dahi yitirmemize yol açmaktadır.Bizler vicdan sahipleri olarak buradan net bir şekilde ifade ediyoruz:Müslüman ülkeler artık kınamakla yetinmemelidir. Gazze’ye yönelik ablukanın kırılması için kalıcı ve kararlı adımlar atılmalı, Türkiye öncülüğünde uluslararası bir “Gazze Barış Gücü” oluşturulmalıdır. İslam İşbirliği Teşkilatı, işlevsiz açıklamalarla değil, sahada caydırıcı adımlarla sorumluluğunu yerine getirmelidir.Başta Türkiye olmak üzere bütün İslam ülkeleri, Siyonist İsrail’le diplomatik, ticari ve askerî tüm ilişkileri derhal kesmeli; İsrail ile iş tutan tüm unsurlar kamuoyu önünde ifşa edilmelidir.Bir hadis-i şerifte Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:“Siz Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Öyle ki Yahudi, taşların ve ağaçların arkasına saklanacak; o taşlar ve ağaçlar da: ‘Ey Müslüman! Ey Allah’ın kulu! Şu arkamda bir Yahudi var’ diyecek.”(Buhârî, Fiten, 25; Müslim, Fiten, 82)İşte o gün gelip mücadele sırası ağaçlara, taşlara gelmeden, henüz bu zulme dur deme fırsatımız ve gücümüz varken bir kez daha yöneticilerimize sesleniyoruz. Filistin davası, sadece bir coğrafyanın değil; bütün bir ümmetin izzet ve şeref davasıdır. Bu davaya sırt dönenler, kendi izzetlerini ve şereflerini kaybederler.Son olarak şunu ilan ediyoruz:
Bu saldırıyı gerçekleştiren de buna sessiz kalan da ahirette mazlumların ellerinden kurtulamayacaktır. Hiçbir siyasi, ekonomik ya da diplomatik çıkar; bir çocuğun gözyaşından, bir annenin feryadından daha değerli değildir.Bizler, Hakk’ın hâkimiyeti için, zulmün karşısında dimdik duran bir gençlik olarak; her nerede bir mazlum varsa, yanında yer alacağımızı, her nerede bir zalim varsa karşısına dikileceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.Rabbimizden, ümmeti yeniden diriltecek bir kıyam ve bu kıyama önderlik edecek izzetli yöneticiler niyaz ediyoruz.Kamuoyuna saygıyla duyurulur.



























