Ramazan Deveci

Ramazan Deveci

yazar

Ümmetin Dirilişi ve Direnişi Kudüs’ten Geçer…

Ümmetin Dirilişi ve Direnişi Kudüs’ten Geçer…

 

Kudretimizin ve rahmetimizin işaretlerinden bir kısmını göstermek için, bir gece, kulu Muhammed'i Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı çok yücedir. Gerçekten O, her şeyi işitir; her şeyibilir. (İsra-1)

Bu ayette ve Sebe suresinin 18.  ayetinde ifade edilen çevresi mübarek kılınan Beytü’l Makdis Kudüs’tür. Kudüs aynı zamanda Hz. İsa’nın incir ve zeytin yurdudur. Tin suresinde yemin edilen emin beldedir Kudüs.

Kudüs yeryüzünün en eski yerleşim yerlerinden biridir. Kudüs Kuran’da adı geçen Peygamberlerin en az yarısının bir şekilde uğradığı tam bir vahiy yurdudur. Bir tevhit şehridir Kudüs. Üç ilahi dinin kutsal kabul ettiği tek şehirdir, Kudüs. Sezai Karakoç’un ifadesi ile gökte yapılıp yere indirilen bir tanrı şehridir, Kudüs.

Dünya’nın merkezi bir anlamda Ortadoğu’dur. Çünkü Orta doğu insanlığın dünyadaki ilk yerleşim yeridir. İnsanlık buradan Dünya’ya yayılmıştır. Ortadoğu’nun merkezi ise Filistin’dir. Filistin Peygamberler diyarıdır. Tevhid şirk mücadelesinin merkezidir. Direnişin ve dirilişin mekanıdır.  Tevhide şahitlik eden şehitlerin yurdudur Filistin. Filistin’in merkezi ise Kudüs’tür. Kudüs Tanrı şehridir. Allah’ın vahyinin şahididir. Yıllarca semalarında vahyin yankılandığı, vahyin hayat bulduğu şehirdir Kudüs. Dört kutsal kitaptan üçü burada nazil olmuştur. Nice peygamberleri bağrında barındırır. Son Peygamberin, diğer tüm Peygamberlere imamlık yaptığı mekandır. Bir anlamda tüm Peygamberlerin buluşma noktasıdır.  Kudüs’ün merkezi ise Mescid-i Aksa’dır. Mescid-i Aksa, Hz. Süleynman’ın mabedi, Hz. Meryem’in sığınağı, Hz. Zekeriya’nın müjdesinin şahidi, Hz. Muhammed’in miraç yurdudur. Müslümanların ilk kıblesidir.

Kudüs evrensel bir şehirdir. Ve insanlık tarihi kadar eskidir. Kudüs’ün direniş ve diriliş tarihinde kimler yok ki: Hz. İbrahim, Hz. Davut, Hz. Süleyman, Hz. Zekeriya, Hz. İsa, Hz. Meryem  Ve Hz. Muhammed’e kadar  bir peygamberler silsilesi. Krallar, imparatoriçeler, şairler, azizler, azizeler, fatihler en çokta şehitler. Hz. Ömer’den Selahaddin Eyyübiye, Kanuni Sultan Süleyman’dan İkinci Abdulhamid’e,  Fethi Şikaki’den Şeyh Ahmet Yasin’e, Yahya Ayaş’tan Abbas Musavi’ye, 15 yaşında şehit olan genç kız ve genç erkelere kadar Kudüs’ün 3000 belki de 5000 yıllık bir mücadele öyküsü devam ediyor, dirilişin ve direnişin şehri olarak.

Kudüs'ün Tevhid ve adalet adına bilinen ilk Müslüman Fatihi Hz. Davut (as)dır. Hz. Davut’tan sonra Hz. Süleyman’ın muhteşem devletinin başkentidir Kudüs. Daha sonra işgallere uğramış yıllarca Romalıların hakimiyetinde kaldıktan sonra Hz. Ömer döneminde İslam’la tanışmıştır. 638 yılında Müslümanların hakimiyetine girmiştir Kudüs.  İslam’ın sağladığı özgür ortamda yıllarca üç dinin mensubu özgürce yaşamışlardır. 

Müslümanlar olarak biz tarihsel açıdan Hz. Davut'un (as) ve Hz. Ömer’in varisleriyiz ve binlerce yıldır Kudüs'lüyüz. 1517 yılında Osmanlı yönetimine giren Kudüs 1917 yılına kadar Osmanlı yönetiminde kalmıştır. 1967 yılında Siyonistler tarafından İşgal edilen Kudüs bizimdir. Kudüs bizim vatanımız, Kudüs bizim yurdumuz, Kudüs bizim emanetimiz, Kudüs bizim ilk kıblemizdir. Kudüs’te üç dinin ve diğer inanç sahiplerinin, özgürce yaşayacağı adil bir ortam oluşturmak Müslümanların görevidir.  Bunun için Kudüs’ün Siyonist işgal rejiminden kurtulması özgürlüğüne kavuşması gerekir.

Misak-ı Milli sınırlarını vatanların olarak belirleyenler seküler bakış açısı ile Kudüs’ün vatan toprağı olduğunu anlayamazlar. Birinci dünya savaşı sonrasında cetvelle çizilmiş yapay sınırları tanımayan bütün bir ümmet coğrafyasının vatan toprağı olduğunun farkında olanlar için, itikadın ve vefanın şekillendirdiği gönül haritamızın en önemli yerlerinden biridir Kudüs. Bu iman ve vefa bize Kudüslü olduğumuzu söylüyor.  Evet biz Kudüslüyüz hem de İstanbullu olduğumuzdan daha fazla Kudüslü.

Eğer ümmet bir diriliş yaşayacaksa bu dirilişin önemli bir ayağı Kudüs'tür. Kudüs’süz bir diriliş söz konusu olamaz.  Kudüs'le birlikte neleri yitirdiğimizi anlayamadan, yükselişe ve dirilişe geçemeyiz. Öncelikle Kudüs'ü doğru okumamız gerekir. Ümmetin esareti Kudüs’ün esareti ile birlikte başlamıştır. Kudüs özgür olmadan ümmetin özgürlüğü söz konusu olmaz. “Kudüs'ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır.” demiş Nuri Pakdil usta, Kudüs’ü savunamayan bir İslam ülkesi bağımsızlığını kaybetmiş demektir. İnsanımıza Kudüs bilinci kazandırmazsak, diriliş ruhu veremeyiz. Dirilişin ve direnişin anahtarıdır Kudüs. Kudüs Kerbela'dır bugün. Kudüs için hergün aşura günüdür. Hüseyni kıyamın, hüseyni dirilişin ve hüseyni direnişin mekanıdır Kudüs.

Evet Kudüs bugün işgal altında. Tanrı şehri Kudüs Siyonist zulme şahitlik ediyor. Peygamberimizin miraç yurdu, Müslümanların ilk Kıblesi Mescid-i Aksa işgal altında ve özgürleşeceği günü bekliyor. Siyonist zulüm Mescid-i Aksa’yı yıkmanın hesabını yapıyor. Kutsal Kudüs toprakları her gün yeni bir işgalle karşılaşıyor. Siyonist işgal yönetimi Kudüs’te sürekli yeni yerleşim yerleri açarak işgali genişletiyor. Kudüslü Müslümanlara eşsiz zulümler yapıyor. İşgal yönetimi gayrı meşru bir devlettir ve Müslümanlar bu gayrı meşru devletle normal ilişkiler geliştiremezler. Müslüman halklar bu işgalci rejim ile ilişki kuran yöneticilerini uyarmak zorundadır.

Bu zulüm, bu işgal, bu esaret karşısında Kudüs’ün özgürlüğü bir İman davasıdır. Kudüs’ün özgürlüğü mücadelesi Müslüman olmanın doğal sonucudur. Eğer bir Müslüman’ın ya da adı İslami olan, cemaat ya da grupların Kudüs’ü özgürleştirme mücadelesinden haberi yoksa en hafif ifade ile gaflet halindedir. Böyle Müslümanlar/ grup ya da cemaatler küresel güçlerin oyuncağıdır.

Kudüs davası İslam davasıdır. Aklı, fikri, yüreği, inancı özgür Müslümanların davasıdır Kudüs. Bir Müslüman’ın İslam bilincinin mihenk taşıdır Kudüs. Kudüs’ün işgali Müslüman yüreklerin işgalidir. Onun için yürekler özgür olmadan Kudüs özgürlüğüne kavuşmaz, Kudüs özgür olmadan, Müslümanlar özgür olamaz.

Kudüs’ün özgürlüğü davasını yüreğinde taşımayan bir Müslüman’ın yüreği de, düşüncesi de, inancıda işgal altındadır.

Kudüs ümmetin aynasıdır. Kudüs özgür değilse ümmet özgür değil demektir. Kudüs özgür değilse Mekke, Medine özgür değil demektir. İstanbul, özgür değil demektir.

Mevlana, aşkın insan için öneminden bahsederken “kimin yüreğinde aşk yoksa yok olsun” der.

Müslüman bireylerin oluşturduğu kurumların, dernek, parti, vakıf, cemaat, tarikat parti vb adına ne derseniz deyin, faaliyetlerinde, programlarında,  Kudüs’ü özgürleştirmek yoksa, bu dernek ve vakıflar dirilişi ve direnişi temsil edemezler. Bu dernek ve vakıflar bir şekilde küresel güçlere hizmet ediyorlar demektir. Mevlana’nın yüreğinde aşk olmayan yok olsun dediği gibi, programında Kudüs’ün özgürlüğü olmayan, adı İslami dernek ve vakıflar yok olsun diyebiliriz.

Sevgili kardeşim Abdurrahman Kılıç’ın dediği gibi Bir Müslüman’ın bireysel dünyasında düşüncelerinde, hayallerinde ve dilinde özgür Kudüs özlemi, özgür Kudüs’te, Mescid-i Aksa’da namaz kılma özlemi yoksa yok olsun.”

Programında, düşüncesinde Kudüs’ün özgürlüğü davası olmayan vakıf ve derneklerin varlıkları ile yoklukları arasında bir farkta yoktur. Bir anlamda yok olmuşlardır.

Hayalinde, düşüncesinde, hedefinde Kudüs’ün özgürlüğü olmayanın aşkı da yoktur demektir. Çünkü Kudüs aşktır, aşkın kendisidir. Nuri Pakdil ben ‘Kudüs’ü bir kol saati gibi hep yanımda taşıyorum’ der. Kudüs’ü bir kol saati gibi taşımak yetmez. Kudüs’ü aşıkın maşukunu taşıdığı gibi yüreğimizde taşımamız gerekir. ‘Kudüs benim aşkımdır, onu gece gündüz hayalimde, ruhumda, yüreğimde taşıyorum’ diyebilmeliyiz.

Kudüs işgal edildiğinde senelerce gülmeyen Selahaddin-i Eyyüb-i Kudüs’e aşık olmasa idi bu ruh halini yaşaya bilir mi idi. Kudüs’ün kurtuluşunu bir ideal olarak yüreklerinde taşıyanların yükü Kudüs aşkıdır, özgür Kudüs sevdasıdır.

Kudüs aşkı, Kudüs’ün özgürlüğü için her türlü fedakarlığı göze almayı gerektirir.  Kudüs’ün özgürlüğü, Kudüs aşıklarının eli ile gerçekleşecektir. Kudüs acısını sürekli yaşadığımız aşkımızdır bizim. Çünkü Kudüs sızlayan sol yanımızdır bizim.

Ümmetin diriliş ve direnişi Kudüs’ten geçer diyoruz. Gerçek direniş özgür Kudüs için mücadele vermektir. Bu mücadeleyi de ancak dirilişi yaşayanlar verir. Dirilişte, direnişte Kudüs’le mümkündür.

Sevdası Kudüs olanlara selam olsun.

Davası Kudüs’ün özgürlüğü olanlara selam olsun…

Dirilişin ve direnişin erlerine selam olsun…

Son Yazılar