Suriye'de İran, Rusya ve tarafların sürtüşme süreci
Osman ATALAY

Osman ATALAY

yazar

Suriye'de İran, Rusya ve tarafların sürtüşme süreci

25 Eylül 2018 - 16:00

İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi nezdindeki eski Büyükelçisi AliHurrem’in, hafta sonu Tahran’da verdiği bir röportajdaki “Putin çıkarları gerektirirse diğer ülkelerle İran’a karşı hareket edebilir” sözü çok dikkat çekiciydi.

Eski Büyükelçi Hurrem, Türkiye ve Rusya arasında İdlib konusunda varılan ve sivil halkı hedef alacak saldırıların önüne geçen mutabakatı, “Tahran zirvesi neydi ki zirveye katılan iki ülke, 10 gün sonra önceki anlaşmanın aksine yeni bir anlaşma yaptılar” ifadeleriyle eleştirdi.

İran’dan yayın yapan “entekhab.ir” adlı haber sitesine özel mülakat veren Hurrem, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in İranlı yetkililerin aksine gizli anlaşmalar konusunda yetenekli olduğunu vurgulayarak, “Putin çıkarları gerektirirse diğer ülkelerle İran’a karşı hareket edebilir” ikazının yanında, “Tahran zirvesinde İran, Suriye’yi de temsil etmeye çalıştı. İran’ın yaklaşımının aksine, Putin bir kez daha hile ve pazarlık ehli olduğunu gösterdi. Mesela bu durum petrol ihracatı konusunda da görüldü. Putin bazen ABD ile birlikte bazen de İsrail’le birlikte İran’a karşı hileli anlaşmalar yaptı. Şu anda da Türkiye ile birlikte İran’a karşı hareket edebilir” dedi.

Büyükelçinin bu sitemi, İran’ın sadece Türkiye ve Rusya’nın Soçi görüşmesinden ziyade uzun zamandan beri Rusya ile aralarında çok ciddi farklı sorunların su yüzüne çıkmaya başladığının bir işaretidir.

Suriye Savaşı’nın başından beri Şam yönetimi üzerinde Rusya ve İran arasında çok ciddi etkinlik mücadelesi yaşanıyordu.

Savaşın başlarında Rusya’nın daha geri pozisyondan mesafeli duruşuna karşın İran’ın hem Tahran hem Lübnan Hizbullah’ı eksenli aktif bir Suriye politikasına şahit olduk.

7 yılsonunda gelinen noktada ne İran ne de Rusya’nın tahmin ettiği ve istediği bir sonucu elde edemediğine şahit oluyoruz.

Şam rejimi üzerinde İran ve Rusya’nın bölgesel örtüşen, çelişen çıkar politikaları aslında Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve barışının o kadar kolay gerçekleşmeyeceğinin önemli göstergesidir.

Savaşın başında Suriye’de rejim ve İran ile Rusya’nın birlikte götürdüğü ve kontrol ettiği politik savaş stratejisi maalesef başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Bugün Suriye topraklarında ABD ile birlikte 23 ülkenin varlığı ile karşı karşıyayız.

Putin’in önünde bugün gerçekçi iki seçenek var. Afganistan, Çeçenistan, Bosna Hersek ve Irak’ın durumu ile Suriye’nin son şansı olan yüzde 80 Sünni muhalefeti üzerinden yeni bir yol haritasını hayata geçirmek.

Gelinen noktada bugün Suriye’de, İran ile Rusya’nın çıkarları büyük ölçüde örtüşmemektedir.

1947’de Suriye’yi terk eden Fransa, Suriye ile ilişkisini koparmadığı gibi bugün Suriye muhalefeti üzerinde etkinliğini sürdürüyor.

Putin, Rusya’nın Suriye’deki askeri operasyonların, ülkesinin askeri güçlerini test edip eğitmesi açısından bir fırsat olduğunu, “Bu operasyonlar, silahlı kuvvetler ve yeni silah sistemlerinin kullanılması için çok önemli bir tecrübe. Ancak Suriye, yeni Rus silahları için poligon değildir.”

“Şimdilik birliklerimizi (Suriye’den) çekmeyi planlamıyoruz” diyerek Rus askeri güçlerinin, Rusya’nın çıkarlarına olduğu sürece Suriye’de kalacağını vurguladı.

Putin’e cevap olarak;

ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Nikki Haley, ABD’nin Suriye’de rejim ile mevcut durumda kesinlikle doğrudan görüşmeyeceğini belirtti.

ABD’nin Suriye’deki askeri varlığına yönelik de ‘’Hedef, Amerikan birliklerin eve dönmesi ama Suriye’den üç şeyi başarmadan çıkmayacağız. Öncelikle kimyasal silah kullanımına izin vermeyeceğiz. Bunun için mücadele edeceğiz, DEAŞ’ın tamamen yenilmesi ve üçüncü hedef İran’ın bölgeye hakim olmadığından emin olmak” açıklamalarında bulundu.

Suriye’de, rejimin kimyasal silah bulundurması ve yapmasına yardım eden Rus şirketlere yeni yaptırımlar uygulayacaklarını açıkladı.

İsrail’in Suriye’yi sürekli güvenlik bahanesiyle bombalamaya devam etmesi ve son Rusya uçağının düşürülmesiyle İsrail ve Rusya arasında yumuşak bir diplomatik tatsızlığın çok önemli bir soruna dönüşmeyeceğe benziyor.

Suriye’de kısa vadede Rusya, İran ve Batı arasında tarafların çok ciddi sürtüşme süreci yaşayacağı gün gibi aşikâr… Mevcut durum tansiyonun daha da artacağını gösteriyor.

Suriye’nin kaderi umarız ne Irak ne de Afganistan’a benzemez.

YORUMLAR

  • 0 Yorum